Trakyanın dağlarında, derelerinde, ovalarında, baharlarında ölüm var.

 

imageTrakya büyük bir bölümü Ergene Havzası ve Istrancalar’dan oluşuyor. Bu bölgede ki doğal varlıklar Trakya’nın ve İstanbul’un yaşam kaynağıdır.

Ergene Nehri plansız yapılaşma ve sanayi uğruna yok edildi. Trakya’nın tek akarsuyu, plansızlık ve kirli sanayileşme sonucu akarsıvı oldu. Zehir akıyor, ölüm saçıyor.

İlgili Bakanlar ve Milletvekilleri Ergene nehrinde ki durum için Balık tutulacağını ve yüzüleceğini söylemiş, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ise 12.11.2013 tarihinde yaptığı açıklamada  “İnşallah Ergene’yi 25-30 yıl öncesi büyüklerimizin hatırasında olan ‘balık tutardık’ noktasına getireceğiz. İnşallah 2 yıl sonra hep birlikte Ergene’de balık tutacağız.” Demişti.  Değil balık tutmak kirlilikten dolayı, kayıplarımızı bile arayamadık.

Kaynak:http://www.ormansu.gov.tr/osb/haberduyuru/guncelhaber/13-11-12/K%C4%B1rklareli_P%C4%B1narhisar_

%C4%B0leri_Biyolojik_At%C4%B1ksu_Ar%C4%B1tma_Tesisi_nin_Temeli_At%C4%B1ld%C4%B1.aspx?sflang=tr

 

Acı gerçekle önceki gün yüzleştik. Gencecik bedenini tarihi taş köprüden  Ergene deki sıvının içine atan Onyedi yaşında ki bir gencimiz için üzülmemek elde değil. http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/ergene-nehrine-atlayan-genci-kirlilik-nedeniyle-dalgiclar-su-altinda-arayamadi-1111924/ Bahar aylarının geldiği bu günlerde, Hayatının baharında Ergene Nehrinde kayboldu, gitti. Yerel ve Ulusal basında yer alan haberlerde arama ve kurtarma için gelen resmi ve sivil kurtarma ekiplerinde ki balık adam ve dalgıçlar arama yapmak  için Ergene’den akan sıvıya dalış yapmadılar. Yapamadılar. Çünkü  Su değil, sıvı akıyor. Niteliği belirsiz bir sıvı..

Ergene için 2011 yılında Ergene Havzası Koruma Eylem planı yapıldı. Nehir temizlenecek, Balık tutacaktık..  Bu gidişle balık adamların bile giremediği Ergenede balığı ancak yarım asır önceki fotoğraflarda görmeye devam edeceğiz.

Ergeneyi besleyen kaynaklarda durum nedir diye baktığımız da ise, Kaynakları kurutmak için gereken her şey yapılıyor..

27 Şubat 2016 günü bir grup yaşam savunucusu ile Istrancalar da gördüklerimiz; Kaynaklar üzerinde RES için kilometrelerce kesilen onbinlerce ağaç, , Dere yataklarına kontrolsüzce atılan hafriyat atıkları. Dünyanın  temiz içme suyu kaynaklarını nasıl koruduğunu,  örnek almak yerine yok etmeyi seçiyoruz. Ne uğruna yok ediyoruz.. Aş ve iş diye gelen sanayileşme, yarım asır önce gelip Ergeneyi nasıl yok etti ise, bugünde aynı söylem ve aynı işlemle Istrancaları ve içindeki, çevresinde ki yaşamı yok ediyor.  Kırma eleme tesisleri, çimento fabrikaları,  tras, mermer, taş, çakıl .. Sayılamayacak kadar çok..  Mevcutların yanı sıra  her gün yeni bir proje duyurusu..

Üstelik Istrancalar Avrupa’nın en önemli 5 Doğa Alanından birisi. Son buzul çağında bile yaşamın devam ettiği Istrancalar’da,  UNESCO ya sunulmak üzere hazırlanan biyosfer rezerv alan çalışması yapılmış. Sadece yapılmakla kalmış.  Dünyada sadece 3 noktada Amazonlar-Afrika Kongosu, Kırklareli İğneada da bulunan subasar (longoz) ormanları İçin GFE II projesi yapılmış. Bu da sadece yapılmış.  Yaşamı korumak için yapılan projeler hayata bulmaz iken, yaşamı yok edecek  projelerin, her gün yeni bir tanesi doğal ve sosyal yaşamı yok etmek için faaliyete geçiyor .

Baharın geldiği bu günlerde Istrancalar’da baharın yerine RES ler  geliyor. Kuşların kanat sesleri yerine RES kanatlarının sesi duyulur oldu. Bu gidişle  Istrancalar’ıda ki orman da derelerde doğal yaşamda fotoğraflarda kalacak.  Buna olur ve onay verenleri, göz yumanları gelecek nesiller rahmetle değil, lanetle anacaklar. Yok ettiğimiz onların geleceği. Yanlış planlar ve kararlar ile yarınlarımız ve yaşamlarımız yok ediliyor.

 

 

Göksal ÇİDEM 29 Şubat 2016 Kırklareli

Doğal Yaşamı Koruma Vakfı

İl Temsilcisi

Bu Haberin Kaynağı : DAYKO KIRKLARELİ