PAVLİ PANAYIRI[14-18Eylül] – POMAKLARIN 100 YILLIK PANAYIRI

Pavli Panayırı’nı ilk duyduğumuzda içimizde bir merak, bir hemen olsa da gitsek sabırsızlığı. Meğer taa Osmanlı’dan kalma 100 yıldır devam eden bir panayır varmış ve Romen’i, göçmeni, şehirlisi, köylüsü, turisti, yerlisi Eylül ayında buraya yılın 361 günü kervanın geçmediği Pehlivanköy nasıl patlayacak ve kabuk değiştirecek görmeye gelirmiş. Pavli Panayırı’nın bu seneki (2017) tarihi 14 – 17 Eylül. Takviminize not alın deriz 😉

Türkiye’nin en eski ve en büyük panayırı

2 dünya savaşını, bir Kurtuluş Savaşını, sultanlıktan cumhuriyete rejim değişimini, yörenin nüfusunu çok etkileyen mübadeleyi atlatmış asırlık etkinlik… Bir de üzerine modern zamanların değişen eğlence anlayışı var tabi. Nasıl olmuş da yenik düşmemiş, hayret. Neyse ki, bu aralar retro ve etnisizm rüzgarı Pavli’ye doğru esiyor. Fotoğraf avcılar, çocuklu aileler, yaz tatilinden yeni dönen beyaz yakalılar, izin günü harcamadan haftasonu Pavli’ye gitmenin peşinde. Pavli şu an Türkiye’nin en büyük panayırı.

Biz hafta içi de olsa, kara kışta da olsa giderdik ki! Bir kere görmek lazım bu asırlık çınarın Eylül’deki yanar döner halini. Diyorlar ki adeta boyut değiştiriyormuş bu bölge, muhteşem bir curcunanın içine çekiyormuş herkesi.

Pavli, Trakyalıların yılbaşısı, adeta resmi tatil. 🙂 Herkes cümbür cemaat burada olduğu için okulların, sokaklar boş kalıyormuş. Gün be gün eğlencenin de kalabalığın da dozu artarken Pehlivanköy 361 günlük yalnızlığını unutuyor. Bir albümle patlayıp sonra hiç duymadığımız sanatçılar gibi yılın 4 günü var oluyor, sonra puf… Panayır alanın karşısındaki tren garına yanaşan trenler bile hayret ediyor kendine: Vagonları dolu, düdüğü boşlukta yankılanmıyor.

Pavli Panayırı Ne Zaman, Nerede Yapılıyor?

Pavli Panayırı, her yıl Eylül ayında, Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde düzenleniyor. Pehlivanköy’ün eski adı Pavli’ymiş. Ama halk tepeden inme bu ismi 40 yıl olsa da pek benimsememiş. Yetkililerin ne dediği fark etmez, orası hala Pavli. Kimse boşuna Pehlivanköy Panayırı diye ittirmesin. Burada 1910’dan beri süre gelen bir toplumsal hafıza var.

Pavli ismi, geçmişte bu bölgede çoğunlukla göçmen Pomakların yaşıyor olmasından geliyor. Pomakların yoğun olarak bulunması, hem bu bölgenin, hem de festivalin bu şekilde anılmasını sağlamış. Bir diğer büyük paydaşı da bu şenliğin, getirdikleri müzikleriyle, rengarenk kıyafetleriyle ve neşeleriyle Pavli’yi uçuran Romanlar.

Romanın çengisi, Pomağın kuzusu

Bugün geçmişe oranla festivalin daha sakin geçtiğini söylese de eskiler, bugün festivale katılanlar karşılaştıkları renkli görüntüleri anlata anlata bitiremiyor. Bizim de Pavli’yi aklımıza düşürenler zaten bu duyduklarımız. Biz hala gidemedik ama siz de heveslenin diye, size de anlatıyoruz şimdi. Bakarsınız, bizden önce gidersiniz 🙂

Pomaklar ve de Romanlar Pavli’yi ayakta tutan iki büyük sütunlar. Romanlar daha çok işin eğlence kısmını, Pomaklar ise ticaret kısmını çeviriyor. Klasik rutin önce panayırın lunaparkında sarhoş olana kadar gondola binmek, kendinizi yöresel lezzetlere boğmak, kurulan tezgahları tek tek gezmek.

Hop! Yöresel lezzetler demişken orada bir duralım. Bu da en merak ettiğimiz nokta: Pavli’nin dillere destan lezzeti, Pomakların yüzyıl boyunca yapa yapa mükemmelleştirdiği, yiyen bir pişman, yemeyen bin pişman lezzeti kuzu çevirmesi… “Pomakların kucağına düşmeyin, 2 günde pantalonunuza sığamaz oluyorsunuz” diye anlatıyorlar. Varsın, yansın dünya!

 

kaynak : http://www.bizevdeyokuz.com/pavli-panayiri

Fotoğraf: Masis Üşenmez / www.fotografciningalaksirehberi.com

Fotoğraf: Ahmet Çetintaş / cetintas555.wordpress.com