Keşan’a bağlı Çamlıca köyünde “Bocuk Gecesi” kutlandı.

Şu günlerde Bocuk geceleri, Bocuk Anası, Bocuk karısı, bocuk dede adlandırmalarıyla sedenkalarla Pomaklar tarafından kutlanmaktadır.
Bugünlere ulaşan Bocuk Gecelerinde eğlenme faktörü yoğun olarak gözlenmekle birlikte inaç tarafının unutulamadığı bir damarda daha hala mevcuttur. Bu kültürel ritüelimizde herşeye rağman şenlik, büyü,sihir, bolluk, bereket içiçedir ve amacı yaşamımızın kolayması ve soyumuzun süregitmesidir.

Keşan’a bağlı Çamlıca köyünde eski bir Balkan geleneği olan “Bocuk Gecesi” kutlandı.

KIŞIN EN SERT GECESİ
Bocuk gecesi kışın en sert gecen ayazlar içinde kavrulan gecelerin başlangıc simgesiymiş. Bu gecelerde sular donarsa, o yılın bolluk ve bereket içinde geçeceğine inanılırmış…
Coğu Pomak köyünde, çok şişman kişiler için “bocuk domuzu” deyimi daha hala yaygın olarak kullanılıyor olması Domuzun soğuklarda daha sağlıklı yetişmesine bir gönderme niteliğindedir.
Ana yurtlarımızda Bocuk gecelerini törensel olarak sedenkalarla kutlayan Pomak Halkı, 1870 sonrası Soy kırım ve göçlerle diğer Müslümanlarla zorunlu olarak yerleştikleri yeni yurtlarında Trakya’da Marmarada ve diğer Pomak yerleşim yerlerine geldiklerinde beraberlerinde getirdikleri bu âdetlerini daha hala sürdürmektedirler.

Çamlıca Kültür ve Turizm Derneği’ni bahçesinde toplananlar çeşitli maskeler taktı, dernek üyelerinin yardımıyla yüzlerini boyadı, beyaz çarşaf giydi.

Gelenek olarak yılın en soğuk gününde gerçekleşen Bocuk Gecesi’ne katılanlar dernek bahçesine yakılan ateşlerin etrafında ısındı.

Daha sonra köy sakinlerinin yaptığı kabak tatlısı tepsilerde konuklara ikram edildi.

Sokaklara inen gençler, pencerelere vurarak ev sakinlerini korkuttu. Yüzleri boyalı gençler, yoldan geçen arabaları durdurdu, köy kahvesinde yaşlılarla sohbet etti.

Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, kutlamada yaptığı konuşmada Bocuk Gecesi’nin bin yıllık bir Türk geleneği olduğunu iddia etti.

Tüm insanlar gibi Pomaklarında yılları kabaca İkiye bölmek Yaz-Kış Soguk-Sıcak demek, daha öncelerin ihtiyacını karşılarken, Tarım toplumunda Soğuk zamanlarında kendi içinde bölmek ve işaretlemek gerekiyor, Sıcak zamanlarıda kendi içinde çeşitli bölümlere bölerek içlerini imgelerle doldurmak gerekiyordu.

Geçmişte insanların gecenin en uzun ve soğuk olduğu zamanda ateş etrafında toplanarak kabak tatlısı yediğini anlatan Hacıoğlu, “İnsanlar korkularını yenmek için birbirine yaklaşmışlar. Eğlenceler düzenlemişler, ateşler yakmışlar ki ‘bocuk gelmesin ve o korkuları olmasın’ diye. Ama sanki Çamlıca’daki korku korkmaktan ziyade korkutmak üzerine kurulmuş. Ama olsun korku bizim korkumuz, kültür bizim kültürümüzdür. Burası bir destinasyon olmuş. Bocuk Gecesi’ni ulusal envantere de işlersek Hıdrellez, Kırkpınar ve ebru gibi UNESCO kültür mirası olma yolunda ilerleyecek ve buraya gelen insanların sayısı kat kat artacaktır.” diye konuştu.

Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Helvacıoğlu da tescilini aldıkları etkinliğin UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne aday olduğunu belirtti.

Hevacıoğlu, “Binlerce kişi etkinliğe katıldı. Bu akşam kabak tatlısı yiyenler hasta olmayacak. Ayrıca kabak yerli ve milli bir yiyecektir bunu buradan ilan ediyoruz.” dedi.

Çamlıca Köyü Muhtarı Arif Büyükyatıkçı etkinliğin köyleri için önemli bir turizm konusu haline geldiğini aktardı.

Bocuk sofralarının simgesi haline gelen kabak pişirme ve eşrafa dağıtma geleneğinin, ”Bocuk” diye adlandırılan bir varlığın beyazlar içinde, insan görünümünde gezdiğine, ”Bocuk karısının” kabak pişen eve gelip kötülük yapmayacağına inancından kaynaklanıyor.

Aile halkı, komşular ve akrabaların katıldığı gecede, gençler çarşaflara bürünerek komşularını ”Bocuk geliyor” diye korkutuluyor. Bocuk Gecesi’nin, kış mevsimindeki en sert gecenin simgesi olduğu belirtiliyor. Bu gece suya atılan tahtanın, sabah su üzerinde donmuş bulunması halinde o evdekilerin yıl boyunca sağlıklı, dayanıklı ve güçlü olacağına inanılıyor.