Pokrastvane (Haçlılaştırma) / 1913

Çevirmenin Notu: Pokrastvane, Haç’a geri döndürme, istavrozlaştırma, Haçlılaştırma [кръст-Krast: haç, istavroz] anlamına gelen eski Bulgarcadan bir sözcüktür. Bu seçilen bölümde Balkan harbi sırasında Osmanlıların askere aldığı ve savaş sırasında Bulgarlara savaş esiri düşen Pomakların zorla ve tehdit ile Hıristiyanlaştırılmaları anlatılmaktadır.
Aşağıdaki ve takip edecek olan bölümler Fatme Mukhtar-May’ın “Kuşatma altındaki Kimlik, Milliyetçilik ve Kültür Mirası- Pomak Kültür Mirasından Beş Anlatım” başlıklı akademik formattaki Kitanıbdan seçilmiş bölümlerdir. Çevirmen, fazla yorucu olmaması için bölümleri 600-1000 kelime sınırlarında tutmaya gayret edecektir.

Çetelerin Hıristiyanlaştırma çabalarının sağladığı sınırlı sonuçlardan sonra Bulgar askeri makamları ve kilise yetkilileri Pomakların Hıristiyanlaştırılması için başka yollara yöneldiler. Hıristiyanlaştırmanın kansız ve etkin yapılmasının bir diğer yolu da Pomak Savaş esirlerinin zorunlu olarak vaftiz edilmesi idi. Balkan savaşlarında Türkiye güçlü kuvvetli Pomakların çoğunu ordusunda muvazzaf göreve almakta idi. Ancak ülkenin Mayıs 1913’te yenik düşmesinin bir sonucu olarak Bulgar ordusunun eline binlerce Müslüman savaş esiri geçti. Bulgarca konuşan Müslümanlar derhal Türkçe konuşan yoldaşlarından ayrıldı, vaftiz edilmeleri ve Bulgarca isimler verilmelerinin daha kolay olacağı Bulgaristan derinliklerindeki askeri kamplara nakledildi. Pomak savaş esirlerinin ele geçirilmesi Hıristiyanlaştırma çalışmasında çok yararlı bir uygulama oldu çünkü bu yolla sadece savaş esirlerini değil, onların ailelerini de Hıristiyanlaştırmak kolaylaştı. Genç Pomaklar Osmanlı ordusuna alındıklarında çoğu, arkalarında genç, savunmasız eşlerini, çocuklarını, kardeşlerini ve yaşlı ebeveynlerini bırakmakta idi. Esaret koşulları altında Bulgar askeri komutası bu askerlere ya Hıristiyanlığı kabul etmelerini ya da sevdiklerini bir daha hiç görememe seçeneğini dayattı. Aynı zamanda savaş esirlerinin ailelerine de sevdikleri kocaları, babaları kardeşleri ve evlatlarının hayatının ve erken salıverilmelerinin tamamen din değiştirmeye bağlı olduğu söylendi. Böylelikle tüm ailelere evlatlarının özgürleşmesi karşılığında toplu olarak din değiştirmeleri için baskı yapıldı. Ancak Bulgar makamları Pomakları serbest bırakmadan önce bu kişilerin Hıristiyan isimleri ve dinlerini açıkça belirten kimlik belgeleri temin ettiler.
Salıverilmek için Pomak savaş esirleri yüzlerce kişilik guruplar halinde Bulgar Ortodoks Kilisesine dilekçe verdi. Bulgar hükümeti ve Kilise makamları din değiştirmenin gönüllü olduğu görüntüsünü vermek için resmi dilekçe ile başvurmak konusunda ısrarcı oldu. Aşağıda savaş esiri Eyüp Süliyev’in Plovdiv Başpiskoposu Maxim’e verilmek üzere 25 Ocak 1913’te doldurduğu dileykçe örneğidir.
Trakya İkinci Bölük Komutanı
aracılığı ile
Plovdiv Başpiskoposu Cenaplarına

DİLEKÇE
[Savaş Esiri] Eyüp Mustafov Süliyev’den

Başpiskopos Cenapları

Ancak İncil’in insani ruhu yüceltebileceği, ilerleme ve kültüre yönelteceği gerçeğini akılda tutarak, sizden [Bulgaristan] Ortodoks Kilisesine katılmama ve böylelikle de diğer Müslümanlara da takip etmeleri için bir örnek olmama izin vermenizi sadakat ile dilemekteyim.

Pazarcık Kasabasından Saygılarımla
25 Ocak 1913 Eyüp Süliyev
Bu türden dilekçeler sıklıkla yüzlerce hatta binlerce Müslüman savaş esiri tarafından imzalanmakta idi. Köylerin kitlesel vaftizi gibi Pomak tutsakların toplu din değiştirmeleri zaman, çaba ve kaynakların kullanımında tasarrufa yol açtı. Bunun sonucu olarak gurup halindeki dilekçe sunma, bireysel başvuruların çok üstüne çıktı. Ancak bu dilekçelerin partizan [taraflı-ç.n.] dili kuvvetli bir şekilde ne savaş esirleri tarafından yazıldıklarına ne de gönüllü oldukların işaret etmektedir. Kolayca tahmin edilebileceği gibi yurtsever subaylar, papazlar ve siviller tarafından kaleme alınıp imzalanmaları için savaş esirlerine sunulmuş olduğuna dair belirtileri kuvvetle taşımaktadır. Sonuçtan emin olmak için din değiştirme işlemleri de subaylar tarafından uygulandı. Örneğin Panaguryitse komutanı Sapunciyev, yüzlerce tutsağın toplu olarak din değiştirmesi işlemi için Başrahip Maxim’e 30 Ocak 1913’te şu telgrafı gönderdi.
[Panagyuritse] kasabası ve cıvarında 550 savaş esiri vardır. Onlar, atalarının Türk barbarlığı sonucunda ait oldukları inançtan koparıldıkları Bulgaristan Ortodoks Kilisesi saflarına gönüllü olarak katılmak istemektedirler. Bu nedenle ben, siz Başpapaz Cenaplarından onların vaftizini anons etmenizi istemekteyim..
Devlet ve Kilise makamlarının her ne kadar yazışmalarını dikkatle kaleme almaları ya da “gönüllü” terimini çokça kullanmalarına rağmen “haçlılaştırma” çabasının zorlama tabiatı kayıtlarda kendini göstermektedir. Başrahip Maxim: “Çepelare vadisi hıristiyanlaştırıldı. Rupça vadisi de yarı yarıya. Kuklen, Peruştitsa, Brestovo, Bratsigovo, Panagyuritse ve Gulamu Konare’de sayıları 1,000’i aşan Pomak savaş esirleri inancımızı kabul etti. Şimdi de siz Kaloffer vatandaşlarının anavatana ve inanca olan kutsal görevinizi yerine getirmenizin sırası geldi.” Maxim’in Kaloffer yönetimi ve vatandaşlarına bahsini ettiği “kutsal görev” Müslüman esirlerin hangi yöntemle olursa olsun din değiştirmeleri konusunda verilmiş bir emirden daha az görülemez. Maxim’in kullandığı dil istediği kadar kasten kaçamaklı olursa olsun haçlılaştırmanın geniş kapsamlı uygulaması açısından bakıldığında açık seçik görülmektedir. Başka bir telegrafta da Maxim muzaffer bir eda ile diğer bir gurup 1,000 cıvarında savaş esirinin Plovdiv Piskoposluk bölgesinde din değiştirdiklerini ve ailelerine dönmek üzere salıverildiklerini anons etmektedir.
Hıristiyanlığa resmi değişim Müslüman esirleri sadece işkence’den korumakla kalmadı ama aynı zamanda serbest bırakılma ve ailelerine dönme konusunda kilit rol oynadı. Din değiştirenler farklı muamele görmenin yanısıra elbise ve gıda gibi temel ihtiyaçları da karşılandı. […]
(Devam edecek)

İngilizce aslından çeviren

Hikmet Pala / 10-04-2018 Pomaknews London 

2+