Belgelenen Pomak Katliamları-I

Çevirmenin notu: Yayınlanan ilk bölümün devamı olan bu kısımda daha önce sadece ağızdan ağıza söylenegeldiği ileri sürülen katliamların aslında Uluslararası kurumlarca belgelenmiş olması konumuz olacak.

Aşağıdaki ve takip edecek olan bölümler Fatme Mukhtar-May’ın “Kuşatma altındaki Kimlik, Milliyetçilik ve Kültür Mirası- Pomak Kültür Mirasından Beş Anlatım” başlıklı akademik formattaki Kitanıbdan seçilmiş bölümlerdir. Çevirmen, fazla yorucu olmaması için bölümleri 600-1000 kelime sınırlarında tutmaya gayret edecektir.

Bulgarların girişimi ile Pomakların din değiştirmeye tabi tutulmaları çabaları sadece kuşaktan kuşağa anlatılan sözel tarih kaynaklarına dayanmamaktadır. Hala varolan Bulgar kaynaklarında işlenen kitlesel cinayetleri direkt olarak teyid edecek kaynak bulmanın zor olması ile birlikte önemli bir yabancı kaynak vardır. Bu da Uluslararası Barış için Carnegie Vakfı tarafından 1914’te yayınlanan “Balkan savaşlarının nedenleri ve sürdürülmesi üzerine Uluslararası Komisyonun yaptığı Araştırma Raporu”dur. Carnegie Raporu, Büyük Güçlerin savaş sonrasında Balkan savaşlarında çatışan tarafların yaptıklarının soruşturulması sonucunda ortaya çıktı. Bu soruşturmanın sürdürülmesi görevi “Soruşturma Balkan Komitesi” [BCI] olarak görevlendirilen bir dizi güvenilir kişiye verildi.
Savaşın karmaşık karakterini ön plana çıkarmakta çok yararlı olan Carnegie Raporu, savaşmakta olan ulus-devletlerin çoğunluk milletleri de aralarında olmak üzere hırpalamadığı hiç bir Balkan topluluğu bırakmadı. Başlangıçtan itibaren Balkan savaşlarındaki cinayet ve zulümlerle mağdur edilenlerin ezici çoğunluğu Müslüman topluluklardı. İttifak halindeki “Hıristiyan Yunanlılar, Sırplar, Karadağlılar ve Bulgarlar aralarında ortak bir fikir birliği olmuşçasına Müslümanları kıyımdan geçirmekte, köy ve kasabalarını yerle bir etmekte iken, İkinci Balkan savaşı başladığında bu defa bu ittifakın eski üyeleri bu defa birbirlerine düşman olmuş ve halkları da birbirleri ile dalaşmaya başlamıştı. Bu yeni durumda Bulgarlar Müslümanları, Yunanlıları ve Sırpları eşit ölçüde şiddetlerinin hedefi haline getirirken, buna karşılık Sırplar da eşit ölçüde Bulgarlara ve Müslümanlara aynı vahşet ile saldırmakta, Yunanlılar da Müslümanlar kadar Slav kökenli (Bulgar) Hıristiyanları kurban etmekte idiler. Slav kökenleri ortak olan Bulgar ve Sırp gurupları sıklıkla gerek Türk, Müslüman ve gerekse Yunan nüfuslarına karşı birlikte hareket etmekte iken, bazen de ortak çıkarları dolayısı ile Bulgarlar Müslümanlarla birlikte olup Yunanlılara karşı çatışmakta idi. Ancak her halükarda Bulgar, Sırp, Karadağlı ve Yunanlıların gözünde geçmişin “Tahakkümcüsü” Osmanlılarla olan bağları nedeni ile Müslüman nüfus bu saldırıların ana hedefi olmaktan kurtulamadı.
Aşağıda alıntısı bulunan “Birinci Savaş Sırasında Makedonya Müslümanlarının Yüzleştiği Tehlike” bölümünde farklı etnik kökenden ve dinsel aidiyetten olup bu kıyımlardan canlı kurtulabilen görgü şahitlerinin, çatışmalara katılanların, ve kurtulanların BCI komisyonu üyelerine verdiği ifadeler bulunmaktadır. Nitekim Strumnitsa’lı bir Müslüman olan Rahni [Rahmi-?] Efendi, Bulgar-Sırp işgali sırasında eski vilayet olan Makedonya’da olan olayları anlatmaktadır:

“Bulgar ordusu 4 Kasım 1912 Pazartesi günü geldi. Kasabaya girdiklerinde tüm Müslüman halkı silahsızlandırdı ama iyi davranıp yağmaya girişmedi. Ertesi günü Bulgarlar Sivil yönetim kurarken Sırplar da Askeri kontrolü sağladılar. Bulgar ordusu Doiran’a yürüdü ve onların ayrılması ile kıyım ve yağma başladı. Ben seksen yaşında bir adamın başı yarılmış olarak sokakta yattığını ve onüç yaşında bir çocuğun cesedini gördüm. Aynı gün -bana kalırsa Bulgar çeteleri tarafından- otuz Müslüman sokaklarda öldürüldü. Çarşamba günü yayınlanan bir emirle ‘yeni diğer emre kadar Müslümanların gece ya da gündüz evlerinden çıkmaları yasaklandı.’ Kasabanın ileri gelen Bulgarlarından oluşan bir komisyon kuruldu, Sırp Askeri komutan başkanlık etti ve Sivil Yönetimin Bulgar Kaymakamı da komisyona katıldı. Mahalli bir Jandarma gücü görevlendirildi ve bir askere ev ev dolaşıp Müslümanları komisyona tek tek celp etti. Ben de diğerleri ile birlikte celp edildim.
Uygulanan işlem şöyle idi: Sırp komutan “Bu nasıl biridir?” diye sormakta ve komisyondaki her üye basitçe “İyi” ya da “Kötü” demekte idi. Tek bir üyenin dahi “kötü” demesi o kişiyi mahkum etmeye yeterli idi. Her bir komisyon üyesinin düşman saydığı, yoketmeyi arzu ettiği kimseler vardı ve komisyondaki diğer üyelerin arzularına karşı çıkmaya niyetleri yoktu. Mahkumiyet açıklandığında mahkum edilen kişinin dış giysileri soyulmakta, bağlanmakta ve parası Sırp komutan tarafından alınmakta idi. Ben ve benimle birlikte çağrılanların onda biri kadarı “iyi” ilan edildik. Mahkum edilenler üçer üçer bağlandı ve mezbahaneye götürüldü. Öldürülmezden önce çoğunlukla burun ve kulakları kesildi. Bu kıyım yaklaşık bir ay sürdü.”

Rahni Efendi’nin anlatımını yaptığı ifadesi Strumnitsa’lı (Müslüman) Abdullah Kerim Ağa tarafından teyid edildi ve kendi oğlunu da nasıl kaybettiğini anlattı. Anlatıma göre oğlu “Bulgar çetesinin şefi olan Toma” isimli biri tarafından rehin alınmış ve Kerim Ağa için fidye istemiş. Rapora göre “Toma yüz Sterlin talep etmiş” Kerim ağa daha öncesinde bir defasında £50 ve diğer bir defasında da £170 ödemiş. Toma’ya bu kadar paranın hazır olarak elinde olmadığını, akşama kadar mühlet verirse dükkanını satmaya çalışacağını söylemesine rağmen Toma bunu kabul etmemiş ve oğlunu vurmuş.
[Bu bölüm devam edecek]

İngilizce aslından çeviren

Hikmet Pala / 10-04-2018 Pomaknews London

1+