Bu izole Pomak Toplumunda Cinsiyetlerarası roller değişiyor

Pomaklar, Yunan vatandaşı, etnik olarak Slav ve dini inanç olarak Müslüman olan özgün bir toplum olup yerleşim yerleri ulaşımı zor coğrafyalarda yaşamakta oldukları için daha da izole durumdalar. Yapısal farklılıkları kültürel kimliklerini korumalarına katkıda bulunuyor ancak süreç bu kültürel kimliği de parçalama yönünde.

KÜLTÜR VE FOTOTARİH ÖYKÜLERİ

Bu izole Yunan Toplumunda Cinsiyetlerarası roller değişiyor

Ekonomik mücadele ve parçalanan ailelerle yüzleşen Pomak erkek ve kadınları gelenek ile çağdaş yaşam arasındaki ince çizgide yürüyor.

FOTOĞRAF MYRTO PAPADOPOULOS

YAZAN: LUCIA DE STEFAN

Batı Trakyanın Rum köylerinde geleneksel kur yapma hala kullanımda olan bir alışkanlık. Pomak geleneğine göre lülka, Mayıs ayının başlarında bekar kızların evliliğe aday erkeklerin önünde cezbedici bir şekilde bölgenin arazilerine dağınık ağaçlardan sarkan iplerden kurulu salıncak’ta sallanması hala revaçta. Bu, baharın kutlanması yanısıra aşka ve yeni yaşama bir davet sayılıyor.

Tüm basitliği ve sembolizmine karşın bu gelenek kendi içinde bir çelişki. Genç Pomak kadınları salıncakta sallanmaya devam etmesine rağmen –gerek salıncakta sallananlar ve gerekse sallanmayanlar- çoğunluğu sonunda görücü usulü ile evlenmeye zorlanıyorlar.  

Pomaklar, Yunan vatandaşı, etnik olarak Slav ve dini inanç olarak Müslüman olan özgün bir toplum olup yerleşim yerleri ulaşımı zor coğrafyalarda yaşamakta oldukları için daha da izole durumdalar. Yapısal farklılıkları kültürel kimliklerini korumalarına katkıda bulunuyor ancak süreç bu kültürel kimliği de parçalama yönünde. Geleneksel dini kuralların, ekonomik sıkıntıların ve değişmekte olan cinsiyet rollerinin etkisi altında kalan Pomak toplumları artık eskisigibi değil.

Küresel medyanın ihmali sonucu Pomak hikayeleri çoğunlukla bilinmez kalmaya devam ediyor. Bu gidişe meydan okumaya niyetlenen Myrto Papadopoulos bir yıl süre boyunca yaşamakta olduğu ve sekiz saatlik mesafede olan Atina’dan her ay Trakya’nın erişilmesi zor yörelerine seyahat ededursun, bir taraftan da şakayla karışık arabasının artık evi olduğunu da sözlerine ekliyor. Niyeti Rodop dağlarının güney eteklerinde dağınık haldeki  Pomakyerleşimleri olan Myki, Kotyli, ve Dimario köylerindeki ya da Batıdaki İskeçe ilindeki Yunanistan Pomak topluluklarını gözlemlemek.

Papadopoulos’un bu yola çıkarkenki amacı kimlik, gelenek ve ayrılığın anlattığı, pek göze batmayan bu hassas hikayeyi yakalayabilmek –varoluşlarının çokkatmanlı gerçeğini yansıtmak, kayda geçirmek. Yakaladığı görüntüler bize küreselleşmenin bu mahrem ve savunmasız kültür üzerindeki çarpıcı etkisini ulaştırıyor.

Papadopoulos, “Burası benim Yunanistan’ın gerçekten ilgi duyduğun yöresi” diyor. “Burası uygarlıkların birbiri ile iç içe geçtiği bir yer işte. Osmanlı İmparatorluğunun da etkisini görüyorsunuz, Avrupa’nın da etkisini. Farklı lehçeler konuşan türlü çeşitli nüfusları birarada görüyorsunuz.”

Bu çeşitlilik tarihin, sınır çizimlerinin ve göçlerin bir sonucu.Yunanistan Pomak topluluklarının yaşadığı–Trakya- Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’ın bazı bölgelerini de kapsayan bu yöre geçmişte bazı sınır çatışmalarına yol açtı.1923’te Lozan anlaşması – her bir ülkenin bu yöredeki azınlıklarının haklarını güvenceye almak amacı ileİslami Mahkemeler kurulabilmesi hakkını sağladı. Yakın zamanlardaki yasal değişiklikler vatandaşların aile hukuku davalarına bakmak için laik mahkemeleri kullanmalarına imkan tanımakla birlikte bu mahkemeler Yunanistan’da hala var ve tüm Avrupa Birliği içinde şeriat hukukunun yürürlükte olduğu tek ülke.

Sistem bölgede ataerkil bir toplum kurulmasına katkıda bulunurken bu arada kadınları korumakta yetersiz kaldı-ve onların eğitime erişimini sınırlarken özgürlüklerini engelledi ve medeni haklarına erişimden alakoydu.Cinsiyetler arası ilişki eskiden dengesiz idiyse 2008 mali krizi ise meseleyi sadece daha da kötü hale getirdi; Bir zamanlar giderek verimli olan tütün tarımcılığı üzerine binen yükün etkisi kadınların emek göçünde kocalarını kaybetmelerine yol açtı ve Pomak toplumunu temelinden yeniden şekillendirdi.

Mayıs 2018’de Yunanistan’da işsizlik genç nüfus arasında %43.2’ye ulaştı ve bu Avrupa ortalamasından %15 daha yüksek idi. Ülke çapındaki ekonomik durum Pomak toplumu üzerinde çok derin etkileri olan sonuçlar doğurdu.Çalışabilen erkek nüfusunun %70’ten fazlası Yunanistan’dan ayrılarak Almanya, Hollanda ve Fransa’da tersanelerde çalışmaya gitti. Bu erkekler giderken aileye bakma ve toplumu yönlendirme sorumluluğunu kadınlara bıraktı ve bu ayrılığın sonucu geleneksel cinsiyetlerarası ilişkiyi sekteye uğrattı.

Papadopoulos toplumun geleneksel cinsiyet roller ile ekonomik sıkıntıların çatışmasının ortaya çıkardığı bu oluşumu fotoğraflama projesi başlattı. Bölgede ilk fotoğrafını çektiği Emine Bourountzi ile başladı.

Bourountzi daha 13 yaşında iken evliliğe zorlandı. Boşanmış olarak şimdi üç çocuğunu tek başına büyütüyor. Üç işte çalışıp diplomasını alabilmek için de okula devam ederken aynı zamanda da kadın haklarını, cinsiyetler arasındaki eşitliği ateşli bir şekilde savunuyor.  Bir yandan Pomak geleneklerini sürdürmek için çabalarken öte yandan da aynı geleneklerin kısıtlamalarından bağımsızlaşmayı amaçlıyor.Kendi kendini özgürleştirme eylemi olarak yaptığı bir atılım ile de başörtüsünü çıkardı. “Mücadele edersen, eğitimli isen bağımsız bir kadın olabilirsin” diyor. “Bağımsız bir insan olabilirsin.”

Papadopoulos bir yandan Bourountzi’nin –ve daha birçok diğer kadının -öyküsünü anlatırken bunların yanısıra Pomak erkeklerini de katıyor. Ekonomik mücadeleler, gelenek ile modern yaşam arasındaki çatışmalar, sadece Pomak kadınlarını sınayan zorluklar değil. Ailelerini geride bırakan, yabancı kültürlere uyum sağlamakta bocalayan erkekler de bir bedel ödüyor. Papadopoulos için önemli olan, öykünün mümkün olduğu kadar çok yönünü yakalayabilmek.  

Ben hiç bir zaman madalyonun sadece bir yüzüne bakmam” şeklinde açıklıyor bu süreci. “Ben gerçekten de onları anlamak, tanımak istedim… geçmişi anlamak, bu toplumun tarihini öğrenmek, birçok ve birbirinden farklı fikirleri dinlemek istedim.

Pomak toplumunun karmaşık konumunu anlamak için toplum üyeleri ile ilişkiler kurdu, onları evlerinde fotoğrafladı, mahalli kutlamalarına katıldı, doğum ve cenazelere şahit oldu. Karşılaştığı her olayda toplum erdemlerinin derinliğini hissetti, hayata bakışlarını ve kendi ahlaki değerleriyle bağlarını gözlemledi.

“Onların varoluş gerçeği hakikaten çok katı. Hiç bir şey kolay değil. Özgür olmak için hakikaten mücadele etmen gerekiyor.” diyor Papadopoulos. Yine de bu toplum onu cezbetmiş: “Çok canlı bir toplum!”

İngilizce aslından  çeviri :

Hikmet Pala / Pomaknews Londra 

https://www.nationalgeographic.com/culture/2018/09/pomak-women-gender-greece-pictures/?fbclid=IwAR0Uikb7z7qI66YMlkT44R-GCjwQcfErqkc-kVmS041QC2DuqI85zrzRkZg

4+