Utanç devleti

Nazım ALPMAN

Hrant Dink için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AHİM) açılan dava sonuçlandı: Türkiye mahkûm oldu!

Hrant için AHİM’de açılmış iki dava bulunduğunu Rıza Türmen yazdı. Bilindiği üzere Türmen bu uluslararası kurumun eski başkanıdır.

Davalardan biri Hrant öldürülmeden önce kendisi tarafından açılan TCK’nın 301. Maddesine ilişkin verilen mahkumiyet kararı hakkında… İkincisi ise Hrant’ın katledilmesinden sonra ailesi tarafından açılan dava…

AHİM her iki davayı birleştirdi. Ve şu karara vardı:

-Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hrant Dink’e suikast yapılacağını bildiği halde onu korumadı!

Bu kararın kanıtı olarak da Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bu konuda yaptığı bildirimleri gösterdi.

Davayı yakından izleyen herkesin bildiği gerçek tam 17 adet Hrant Dink öldürülecek bilgisinin İstanbul’da sumen altı edildiğidir.

Devletin koskoca bir istihbarat birimleri var. Asker ve polislerden oluşan güvenlik birimleri var. Olacakları da önceden biliyorlar. Bu bilgilerini de raporluyorlar. En son olarak da kurbanı çağırıp öldürüleceğini tebliği ediyorlar. Sonra oturup bekliyorlar!

Bakalım kurban akıllı mı?

Bu operasyondan kurtulabilecek mi?

Şansı yaver gidecek mi?

Kurulan tezgah tıkır tıkır çalışıp da cinayet işlenince, yem olarak kullanılan zavallıları toplumun önüne atıp, kendileri kenara çekiliyorlar.

Bu bir sistem!

Devletin işleyişi böyle gelmiş…

Böyle de gidecek diye kabul ediyorlar.

Ama olmuyor, araya bazı talihsizlikler giriyor. Operasyon dairesi, icrayı da hedefe koyduğu için işler açığa çıkıyor. Tezgah aleni olarak görülebiliyor.

Hrant Dink’in katledilmesi ülkeyi yıllarca aynı biçimde yöneten yapının niteliğini net olarak ortaya koyuyor:

-Utanç devleti!