Yüksel Yavuz’dan İstanbul halkları .

 

Yönetmen Yüksel Yavuz  İstanbul’da yaşayan hakları beyaz perdeye taşıyor. ‘İstanbul Tınıları’ adlı belgeselde, kente yaşayan Ermeni, Rum, Yahudi, Roman ve Kürtlerin müziklerini irdeleniyor.

Yüksel Yavuz’un yeni bir filmi “İstanbul Tınıları”nda İstanbul’da yüz yıllardan beri yaşayan eski ve yeni azınlıkların yaşamlarını irdeliyor. Yönetmen, kamerasıyla kentin en ücra yerlerine girip Ermeni, Kürt, Yahudi ve Rumların içinde bulunduğu korku, tedirginlik ve huzursuzluğu anlatıyor.

Yüksel Yavuz, Tarla başı ve Sulu Kule’den iç karartıcı kareleri yakalamış. Bu halkların müzik grupları etrafında örülen belgeselde, kentin en kuytularına dalan yönetmen feryat niteliğinde yükselen seslere dikkat çekiyor.

Yahudilerin korkudan kendi isimlerinin saklaması… Ermenilerin “Buradan kovulacak günü bekliyoruz…” Yok denecek kadar az olan İstanbul’un yerli haklarından Rumların, “Bu topraklarda olan zenginliklerin farkında değiller…” Kürtlerin ‘biz bir haksız savaşın mağduruyuz’, Romanların “ Sulu Kuleden sürgün ediliyoruz” sözleri…

Müzikal tadındaki belgeselde 5 ayrı dilde ve farklı mekânlarda şarkılar seslendiriliyor.

Filmi izlerken, iki yıl önce Cannes’da gösterilen Bahman Ghobadi’nin “Kasi Az Gorbehaye İrani Khabar Nadareh” (Kimse İran kedilerinden bahsetmiyor) filmini de hatırlatıyor.

‘İSTANBUL’UN FARKLILIKLARINI YANSITMAYA ÇALIŞTIM’

“Neden böyle konulu bir belgesel” sorusuna yönetmen Yüksel Yavuz şu sözlerle cevaplıyor: ‘’Aslında bu belgesel fikri, ‘Close Up Kürdistan’ı çekerken oluştu. Diğer yandan da, bu yıl İstanbul Avrupa’nın kültür başkenti. Birçok etkinlik ve böylesi eserler yapılıyor. Bende bu filmi çektim. İstanbul’da yaşayan azınlıkların durumunu beyaz perdeye yansıtmaya çalıştım. İçinde bulunduğu durum ve Türklerin onlara bakış açısını göstermeye çalıştım. Biraz eleştirisel bir tarzda. Bunu yaparken, klasik bir tarzda yapmadım. Ermeni, Rum, Yahudi, Roman ve Kürtlerin İstanbul’daki yaşantılarını müzikleri şahsında anlatım. Çünkü müzik bir halkın, tarihidir, kültürüdür dilidir. bütün bunlar müzikte kendini ifade ediyor bende. Onun için müziği kullandım.”

Belgeselde konu alan hakların İstanbul’da zor koşullar altında yaşadıklarını belirten Yavuz, “Gerçekten bahsedilen halklar çok kötü durumda yaşıyorlar. Örneğin Rumlar, İstanbul’un en eski halklarından bir tanedir. Ama bugün bitmişler. Örneğin bundan yüz yıl önce Rumların İstanbul’daki nüfusu 180 bin civarındayken bugün 2 bin. O zaman da İstanbul’un nüfusu bir milyondu. Bu ise 15 milyon civarı. Yine Yahudiler, 500 yıl önce geldiler. Bun onlarda çok az kalmış. Ermeniler de ha keza öyleler. Dernekleri gizli ve ücra yerlerde, ibadet yerleri kör kuytu ve kilitlerin arkasında. Kürt ve Romanların durumları da benzer” diye konuşuyor.

ONLAR BİR DÖNEM İSTANBUL’UN ÇİÇEKLERİYDİ

Ermeni, Rum ve Yahudi’lerin tedirginlik içinde yaşadığının altını çizen Yüksel Yavuz, Ermeni kadını Kayus Calikman’ın sözlerini şöyle aktarıyor: ‘’Bu Ermeni kadın İstanbul dışında hiç bir yerde yaşayamayacağını söyledi. Ama diğer taraftan da şunu söylüyor ‘Biz İstanbul halkları buranın çiçekleri ve renkleriydik. Ama şu anda ise tedirginlikle kovulacağımızı günü bekliyoruz.’

Son sözleri ise Yüksel Yavuz’un şöyle: ‘’Bu insanlar, bu durumdalar. Kendi isimlerini bile gizleyecek kadar tedirgin ve korkuyorlar. Yine Romanların Sulu Kule sorunu var. Romanlar tepkili, Çünkü ‘Roman Açılımı’ diyorlar. Ama işin özü ise öyle görünmüyor. Kendilerinin tanımı şu; ‘Bize diyorlar ki size yeni yerleşim yeri hazırladık. Nerede? 50 km İstanbul dışında. Nasıl olacak, biz ne yiyip ne içeceğiz? Bütün işlerimiz burada nasıl gidip geleceğiz? Kimse bunun cevabını vermiyor. Niyet belli; bizi buradan kovmak istiyorlar.’ Kürtler de, bu kirli savaştan kaçıp İstanbul’a gelmişler. Herkes bir yakını bu savaşta yitirmiş. İstanbul’da yoksulluk içinde yaşıyorlar. İşte ben bu tabloyu göstermeye çalıştım.”

58 dakikalık belgesel, 30 Eylül’de, Avrupa saatiyle 21: 50, Türkiye saatiyle de 22: 50’de, Alman ve Fransız televizyonu ARTE de, gösterilecek.

Filmin künyesi:

Orijinal al ismi: Sehnsucht nach İstanbul

Yönetmen: Yüksel Yavuz

Prodüksiyon: Zülfiye Akkulak-Newa Fîlm

Kamera:Cemil Kızıldağ

Süre:58 dakika
ALİ GÜLER