BATAK KATLİAMI BİR EFSANE Mİ?

Birkaç gün önce, Berlin Hür Üniversitesine bağlı Doğu Avrupa Enstitüsünde görev yapan tarihçi Ulf Brunnbauer, Sofya’daki bir konferansta, ” Bulgaristan’ın resmi tarih kitapları Osmanlı dönemini doğru yansıtmıyor. 1976 Batak’ta soykırım yapıldığı iddiaları da daha sonra uydurulmuştur” demesi, her nedense Bulgaristan’da ekmeğini milliyetçilik deyimleri ile kazanan bazı çevreleri rahatsız etti.
Aslında Batak araştırması, Ulf Brunnbauer yönetiminde de olsa Martina Baleva tarafından yapılmıştır.
Birkaç yıl önce, “Batak’ta kim doğruyu söyledi-gösterdi” başlıklı bilimsel bir makale, Bulgaristan resmi tarihine içten inanmış ve kahramanlık hikayeleri ile büyümüş bir çok insanı hayal kırıklığına uğratarak sarsmıştı…
Makale, Sanat Tarihi, Klasik Arkeoloji, Doğu ve Güneydoğu Avrupa tarihi üzerine master yapmış olan Martina Baleva tarafından yazılmıştır.
Araştırmasında Baleva, Bulgaristan’ın resmi tarihine “Batak katliamı” olarak geçen “Türkler(Resmi tarihte genellikle Osmanlılar denmez) 1876 yılının Nisan ayında Batak kasabasında aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu 5000 Bulgar’ı bir kilisede katlettiler” tezini çürütürcesine yeni bir yorum getirmektedir.
Aynı araştırmacı makalesinde, Batak olayını ilk olarak 1876 Ağustos ayında Amerikalı gazeteci Macgahan tarafından yazıldığını belirtmektedir. Baleva, Macgahan’ın Rus yanlısı olduğunu, eşinin de Rus olduğunu ve dolayısı ile bağımsız olamayacağını ve Batak olaylarını da görmeden dört ay sonra abartarak yazdığını belirtmektedir.
Aynı araştırmada, daha sonraki yıllarda Batak’tan hiç bahsedilmediğini, hatta o tarihlerdeki olayları yazarak damgasını vuran Zahari Stoyanov’un bile “Bulgar ayaklanması üzerine notlar” başlıklı kitabında bu Batak konusuna 1892 yılındaki baskılarına kadar pek söz etmediğini belirtmektedir…
Hiçbir kaynak Batak’taki katliamın düzenli Osmanlı ordusu tarafından yapıldığını iddia etmez. Fakat bu katliamın kimler tarafından işlendiğine dair çeşitli iddialar vardır; kimisi civardaki Pomak köylerinden Ahmet Barutlu veya Ahmet Tımraşlı yönetimindeki başıbozuk gruplarının yaptığını, kimisi Türklerin, kimisi Çerkezlerin…
En son iddialar ise, bu katliamı, Rusya’nın Panslavist uzantıları olarak görülen ve Bulgar halkını ayaklandırmak için görevlendirildikleri halde, aynı halkı ayaklandırmakta başarısız olan komite yöneticileri tarafından yapıldığına dair… Çünkü Batak’ta düzenli Osmanlı ordusundan hiçbir Türk’ün veya Müslüman’ın ölmediğini, hiçbir Bulgar komite yöneticisinin veya onların aile bireylerinin de bu katliamda zarar görmediğini iddia etmektedirler… Hatta aynı komite yöneticilerinin, Bulgaristan bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük post(mevkii) sahibi olduklarını da…
Bu hiçbir bilimsel dayanağı olmayan iddiaların karşısına, ilk defa ciddi bir araştırma ile çıkan Baleva’nın araştırması, bazı çevreleri her nedense rahatsız etti… Bu nedenle Baleva’ya hakaret edenler, belden aşağı vuranlar, hainlikle suçlayanlar bile olmuştu…
Bir araştırmanın üzerine bu kadar gidildiğine göre…
Batak olaylarında hâlâ bir şeyler mi gizleniyor?
Batak olayları karşısında deve kuşu gibi başlarını kuma gömerek tarihi gerçeklerden kimler ve neden korkuyor?
Birileri hâlâ Bulgar ulus bilincinin aşılanmadığını mı düşünüyor da Batak gerçeklerinin araştırılmasından korkuyor?
Birileri hiç Batak holokostunu dilden düşürmüyor!
Peki, Batak’ta holokost, kimler tarafından yapıldı?
(holokost, İngilizce “holocaust” kelimesinden gelir ve insanların ölmesine neden olan yangın, büyük tahribat anlamına gelir)
Batak’ın gerçekleri ile yüzleşme zamanı gelmedi mi?
Batak’tan söz ederken, o tarihlerin önemli şahsiyetlerinden, “Boyunduruk altında” başlıklı ilk yeni Bulgar dilinde yazılan romanın yazarı da olan İ.Vazov’un 1881 yılında yazılmış bir şiirine de değinmek istiyorum… Vazov, “Batak’ta ölenlerin anısına” başlıklı şiirinde, Batak’ta katliam yapıldığını kendi bakış açısından en ayrıntılı biçimde yazmış ve şu çarpıcı itiraf içeren dizelere de yer vermiştir:
“… İki yıl sonra Gurka’yı( Osmanlı- Rus Savaşında, Rus ordusunun komutanı General Gurko) karşıladık / o zaman onlar için de kötü zamanlar geldi / biz de kestik onların kellelerini, onların bizi kestiği kadar…”
Bu itiraftan sonra, doğal olarak şunun açıklığa kavuşması gerekiyor:
Bilindiği gibi Batak bölgesinde1878 yılından sonra, sürekli Rus idaresine karşı isyan eden civar köylerdeki Müslüman Pomaklar ve Türkler katledilmiştir.
Acaba bu katliamları mazur göstermek için, – Batak katliamı – abartılarak yaratılan bir efsane midir?

Durmuş ARDA.

http://www.kircaalihaber.com/?pid=8&id_aktualno=176