Ruhuna Fâtihâ!

Ruhuna Fâtihâ!

AZINLIK yakın tarihinin (ya da bizim tâbirimizle “istibdat yılları”nın) dayatmalı “kahraman”ı Dr. Sadık Ahmet

Bana oy vermeyeni gümrükte MİT arabası bekliyor!”, “Azınlık solcularının ayaklarını kırdıracağım”, “Kara Liste’lilerin sayısı 200’den 2000’e çıksa, Azınlık rahatlar” gibi faşizan, sadist ve boş demeçleriyle ünlü; agresif… aşırı milliyetçi görünen bir “dikme”!..

Rodop ilindeki Türk’lerin oylarının %90’ından fazlasını kendisine aldırtabilecek kadar “zeki”!..

(Burada bu cümleyi, halkımızı, “göbeğini kaşıyan ayı” konumuna düşürmeye çalışanlara inat kullandım; yanlış anlaşılma olmasın…)

Tabii, o dönemler için…

 Çoktan Öldü…

Köprünün altından çok sular aktı…

Yeni gelen nesil, liselerde-üniversitelerde yetişen, okumaya-araştırmaya meraklı bir nesil olunca; milliyetçiliğin her türlüsünün (hangi cepheden gelirse gelsin) nasıl âdî, aşağılık bir şey olduğunu; özellikle azınlıkta yaşayan insanların kin, nefret gibi duygulardan arınıp, saldırıların/baskının “nereden geldiği”ni daha dikkatli bir şekilde anlamak/düşünmek zorunda olduğunu kavradı…

Ve sonunda, Sadık Ahmet de, sevabıyla-günahıyla tarihe gömüldü!
Ölüm yıldönümü olan 24 Temmuz’da, her yıl Türkiye’den Bakanlar vs. gelip kendisini “anarken” (!), toplumumuzdan “bir avuç” yalaka ve “kendisine/davasına inanmış” – iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar– “sevenleri” dışında, son senelerde, herkes O’nu mezarında yalnız bıraktı…

“Dava arkadaşı” diye geçinenlerden çoğu bugün, bir yandan “zorunlu” olarak kendisini anmaya giderken, diğer yandan kenarda-köşede kendisine bol keseden küfredip duruyorlar!

(İbram Onsunoğlu yazmıştı: İsmail Rodoplu’nun Türkiye’den gelen ve “Sadık büyük kahramandır!” diye konuşanlara verdiği cevabı – meraklılar Azınlıkça’nın arşivine bakabilir. Ayrıca, daha çok meraklılar da, Zaman gazetesinde Mesut Erişen’in İbrahim Şerif’le yaptığı röportajı bulup-okusunlar.)

“Diriltme” Çabaları…

Tabii, Sadık Ahmet, sadece “oyun”un bir “parçası”ydı. O’nun yaşaması-ölmesi değildi mesele…

 

Mesele: Sadık Ahmet’in temsil ettiği “ideoloji”nin ölmesiydi…

Halkın “uyanmaya/bilinçlenmeye”; Sadık Ahmet’i ve “ideoloji”sini reddetmeye başlaması sonucu, bu “ideoloji”nin “sürdürücü”leri, halkımız için çoktan bitmiş/ölmüş olan bu ideolojiyi “diriltmek/canlandırmak” için harekete geçtiler.

Bunun için de ilk adım, “Sadık Ahmet’i anma etkinliği”ni, Sadık Ahmet’le birlikte ölmüş ve “Sadık Ahmet’i anmak için mevlit okutmak”tan başka faaliyeti olmayan Dostluk-Eşitlik-Barış Partisi’nin (DEB) sorumluluğundan alıp; bize “azınlığın yegâne karar alma mekanizması” diye geçirilen (son seçimlerde de gördük!) “Danış…ma Kurulu”na vermek…… ve gençlerin de Sadık Ahmet’i “unutmadıklarını”, “kalplerinde yaşattıklarını”, “O’nun yolunda ilerlediklerini” göstermek adına, B.T.A.Yüksek Tahsilliler Derneği’nin himayesindeki “Gelecekiçin ‘Azınlıkçı’yetiştirme Topluluğu”na (GAT) “Sadık Ahmet Futbol Turnuvası” düzenletmek oldu…
Böylece Gündem gazetesini de, hiç keyif almadığı bir “organizasyon”dan – GAT aracılığı ile – kurtarmış oldular…

(Bu arada turnuva için de masraftan kaçınılmayıp, GAT’çılara 100 adet “forma” almışlar…GAT Başkanı Millet’e röportaj verirken niye bundan da bahsetmiyor acaba?)

Tabii, tüm bunlar takıyye yapmadan gerçekleşebilir mi?..

Basınımıza, “DEB Partisi’nin telebi doğrultusunda bu anma törenin Danışma Kurulu’na verildiği”ni sızdırdılar!

Toplum olarak, bizler de bunu “yutuverdik”…

Takıyyecilerin Foyası…

Ancak; biz her şeye öyle hemen iman edenlerden olmadığımızdan ve gazetecilik kurallarına riayet ettiğimizden; araştırıp-soruşturduk …… ve öğrendik ki: DEB Partisi’nin Danışma Kurulu’na böyle bir teklifi yokmuş!!! Aksine, bu teklif (daha doğrusu emir!) DEB Partisi’ne ve Sadık Ahmet’in ailesine, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Merkezi’nden gelmiş… ve ailesi olaya “olumlu” yaklaşırken, DEB’çiler başta razı olmamış; tepki göstermişler…

Sonra, kendilerine, son bir “karar alma toplantısı” yapmaya karar verdirilmiş ve Sadık Ahmet’in eşi ile oğlunun da katıldığı o “toplantı”da, “etkinliğinin Danışma Kurulu’na devredilmesine muhalif”lerin de olmasına rağmen; “oy çokluğu”yla etkinlik Danışma Kurulu’na devredilmiş!!!

Tüm bunları, DEB’ci bir ağabey: “Bundan böyle 24 Temmuz, sadece ‘Sadık Ahmet’i anma günü’ olarak kutlanmayacak; aynı zamanda DEB Partisi’nin ölüm yıldönümü olarak da kutlanılacak gibi…” diye yorumladığında çok güldüm…

Hey; benim güzel memleketim!!!

Sonra ben çıkıp “… bu memleket takıyye memleketidir!” dediğim zaman küfrediyorlar!

***

Not:

Kongre/seçim öncesi DEB Partisi’ne İlknur-Sonnur-Rıdvan üçlüsünün ötesinde, Ozan Ahmetoğlu ve Mustafa Katrancı gibi isimler de üye olmuş. Önemle arz olunur!..

[superbutton link=”http://mustafacolak.wordpress.com/2010/08/11/deb-partisi%e2%80%99nin-kongresi/” title=”” image=”” class=”sprbtn_green” target=”_blank” rel=””]YAZININ KAYNAK ADRESİ[/superbutton]