Pomak Timraş Cumhuriyeti-7-

Timraş Devleti’nin Kurulma Süreci

Önceki bölümlerimizden de bildiğiniz üzere , 1877–78 yıllarında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında büyük bir savaş yaşanmıştır. Bu savaş Osmanlı Devleti açısından makro yıkımlara neden olurken; çöküş döneminin, yani sonun başlangıcını başlatmış bulunmaktaydı. Osmanlının Rus saldırıları karşısında yenilgiye uğramasıyla,bölge tarihte görülmemiş bir savaşa ,daha doğrusu katliamlara sahne olmaya başlamıştı,üstelik azınlığın çoğunluk üzerinde yaptığı katliam olarak tarihe ibretlik olarak düşecek şeyler yaşanmakta idi.Savaş öncesi bölgede 2,5 milyon Bulgar nüfusa karşı yaklaşık 4 milyon Bulgar olmayan nüfusun bulunması [23] Rusların ve Bulgarların işini oldukça zorlaştırmıştır.

Kazak (Rus yanlısı) ve Bulgar komitaları bu demografik dengeleri Bulgarların lehine çevirmek için değişik çalışmalar yapmış, hatta savaş esnasında Türklerin Rusya’ya sürülmesi için faaliyetler yürütmüştür [24].

Komitanın bölgedeki Pomak ve Türk nüfusunu azaltmaya yönelik diğer önemli bir çalışması da müslüman köyleri  önce silahsızlandırarak sonra Don Kazakları vasıtası ile yök etmek veya bu bölgeyi terk etmeye zorlamak olmuştur [25] .Bu sistemli faalliyetler Bulgar Devleti’nin alt yapısını oluşturmuş ve Bulgaristan Devleti’nin temellerini atmıştır. Ancak şu unutulmamalıdır ki  bu durum Balkanlar’da 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı sırasında yüz binlerce masum insanın katledilmesini sağlamış , bir o kadarının da vatanlarından ederek göç yollarında telef olmasına neden olmuştur [26] Tüm bu gelişmeler doğrultusunda cephe hattındaki Pomakların küçük bir kısmı ile Türklerin büyük kısmı Osmanlının güvenli bölgelerine doğru geri çekilmeye başlamıştı. Burda geri çekilmeye yanaşmayan,topraklarını savunma kararlığında olan Rodoplardaki Pomak halkı (Daha sonra bu direnişe  Lofça Pomakları da isyanlarıyla katılacaklar ve Pomak halkının birlik ruhunun yaşadığını haykıracaklardı) kendi direnişini örgütleme fikriyle hareket ederek anavatan topraklarını savunma kararlılığına girdiler.
Tabiki Pomakların bu Cumhuriyeti kurma gerekçeleri öncelikli olarak bölgedeki katliamlardan korunma amaçlı bir öz savunma sistemlerini kurma istekleriydi.Daha sonrada değineceğimiz gibi ,Timraş Cumhuriyeti kuruluş bildirgesinde, öncelikli sorunlarının can ve mal güvenliklerini sağlamak olduğu ve eğerki Osmanlı bölgeden giderse (geri gelmemek üzere) diğer tüm yeni kurulan devletçikler gibi kendi Cumhuriyetlerini kurup bağımsız kalacaklarını beyan edeceklerdir.
Ayastefanos ( daha doğrusu Ayios Stephanos-şimdiki ismi Yeşilköy ) andlaşmasıyla savaşın son bulduğu1878 Martı geldiğinde,sığınmacılar az sayıda bölgeye tıklım tıklım dolmuş idiler: Şumnu-Varna yöresinde ( yaklaşık 230 000 kişi),Burgaz ( 20 000 kişi), Rodop dağlarındaki Pomak bölgesine(100 000 kişi),Gümülcine (50 000 kişi)ve İstanbul ( 200 000 kişi) .
Batı Bulgaristandaki sığınmacılar,Sofya’ya yahut Bosna ile üsküp’e gittiler.Orta Bulgaristanlı sığınmacılar Eski Zağra ile Filibe ye gittiler. Her bir kentin düşmesi üzerine,oraya gelebilmiş sığınmacılardan birçoğu daha güvenli saydıkları bölgelere ulaşmak için yeniden yolan çıkıyordu.[27]

Fakat sığınmacıların güvenli bölgelere ulaşma şansına kavuşanları bile yaşadıkları acıları üzerinden atamıyacak durumda idiler.İngiliz temsilci Çullen bu durumlara bizzat tanıklık ederek, bir anlatımında aynen şu şekilde yaşananlardan bağsetmektedir.”….Rusların ve Bulgarların talan ettiği ya da yıktığı köylerden her gün nice sığınmacı geliyor ve (onları dinlemiş olan Cullen’in deyişiyle) “Bu yabanilerden gördükleri davranışlardan” yakınıyorlar(Cullen’in ) Dediğine göre , ” Bildiğiniz gibi çok şeyler görmüş bir insan olmama rahmen , Rus ve Bulgar zulmü hakkında duymakta olduğum hep birbirine benzer anlatımlar bu berbat savaşta duyduğum ya da gördüğüm herşeye baskın ; başka bir sonuca varmam olanaksızdı: Ruslar,müslümanların soyunu kurutmak için kararlı bir politika izlemekte idiler…” [28]

Tüm bu yaşananların ardından doğaldırkı Rodop bölgesin Pomakları artık Osmanlının bölgedeki varlığının kalmayacağını anladıklarında ,kendilerini örgütlemeye başlamış ve bağımsız bir cumhuriyet kurma çalışmaları yapmaya başlamışlardı.

Rodoplar bölgesi hiç şüphesiz ki, Pomak tarihi açısından özel bir anlam ihtiva etmektedir. Osmanlı Devleti’nin dağılma dönemi’nde büyük ve orta ölçekli devletlerin bölge üzerindeki farklı stratejileri ve buna karşılık Pomak halkının bu oyunları bozmaktaki azmi, bizlere  tarihsel ve efsanevi boyutu hakkında çeşitli ipuçları vermektedir. 93 Harbi sonrasında bölgede kurulmuş olan Pomak Tımraş Cumhuriyeti dönemin zor koşullarına rahmen güçlü Rus ordusunu durdurup, aman dedirtebilme gücüne erişmiş ve milyonlarca Pomak ve müslümanın hayatını kurtarma başarısını göstermiştir.
İşte bu noktada üzücü olan husus, çok sayıda insanımız soykırıma tabi tutulmuş olmasıdır. Justın McCarthy’nin de “Ölüm ve Sürgün” isimli eserinde belirttiği gibi 93 Harbi bir “Irklar ve Yök Etme Savaşı” şeklinde gerçekleşmiş ve savaşın bedelini sivil halk ödemiştir.

Sığınmacılardan bir çoğu ketlere ulaşamadılar yollarda katliamlara uğrayıp öldürüldüler,ayrıca sığınılan kentlerin birçoğunda da güvenlikte bulunma durumu uzun sürmedi.
Bu dönemde yaşanmış olan katlımaların hepsi kayıt altına alınamamış olsa da ,rakkamlar uluslararası kaynaklarla karşılaştırıldığında karşımıza ortalama kayıp sayıları şu şekilde çıkmaktadır.
•    Irza tecavüz ve Öldürme: 56.000
•    Öldürülen erkekler: 290.000
•    Öldürülen Kadınlar: 190.000
•    Öldürülen Çocuklar: 85.000

İşte, Rodoplar’daki kahramanlar bütün bunların hesabını sormak için ve geride kalan Pomakların ve kardeş halk olarak gördükleri ve kendisine sığınmış olan  Türklerin can ve mal güvenliğini korumak için anavatan toprakları olan Rodop dağlarında kendi hakimiyetlerini ilan etmişlerdir.Onbinlerce Türk de Rodoplar’a, Müslüman kardeşleri yanına sığınmıştır[29].
Bulundukları bölgeyi Cumhuriyet temelinde örgütleyip ,kendi yönetimlerini oluşturmuşlardır. Her Pomak köyünü tek tek örgütlenerek,temsilcilerini seçtirdiler ve bu temsilciler vasıtasıyla bir kurucu meclis oluşturdular .Akabinde Pomak Timraş Cumhuriyetinin  varlığı sağlanmış oldu.
 
———————————–
İbrahim Kenar / Stockholm
———————————– 
 
Kaynaklar;
[23]-Şimşir Bilal N–British Documents on Ottoman  Armenians. C.I (1886-1890) Ankara  1985  syf. 168.
[24]-Şimşir Bilal N — a.g.e, syf. 170
[25]- Şimşir Bilal N–a.g.e, syf. 172
[26]-Bu dönemde Balkanlardan yapılan göçler ve katliamlar ile ilgi Bkz. Yıldırım Ağanoğlu, Osmanlı’dan Cumhuriyete Balkanların Makûs Talihi Göç, İstanbul, Kum Saati Yayınları, 2001, s.
[27]- Justin McCarthy-Ölüm ve Sürgün-İnkılap Yayinlari-syf:87.
[28]- Simsir Bilal N.a.g.e, syf: 514 – 515
[29]- Prof. Dr. Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy-Sanat Eserlerinde Rodop Müslümanlarının Dramı.-Ankara, 25.03.2007
 
Genel kaynaklar:
 
Ahmet Aydın; “Batı Trakya Faciasının İç Yüzü”, İstanbul: Akın Yayınları, 1971.
Batı Trakya’nın Sesi, Sayı:65, Ağustos 1988.
Tevfik Bıyıklıoğlu ; Trakya’da Milli Mücadele, I.Cilt, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1987.
Nevzat Gündağ ; “Garbi Trakya Hükümet-i Müstakilesi”, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1987.
Tuncay Özkan; “MİT’in Gizli Tarihi”, İstanbul: Alfa Yayınları, 2003.

Devam edecek……..