‎8 MARTTA 8 MARTLA İLGİSİ OLMAYAN BİR YAZI.

8 martlarda yazmak adetim değildir. Ayrıcada zor geliyor “ Anamız, Avradımız, Bacımız” erkek egemen söylemiyle yazmaya başlamak “ yeri soframızda öküzümüzden sonra gelen” feodal hüyelalarla nokta koymak. Bu bana zor bir erkek egemen zanaatı gibi gelir her zaman.
Yüzbinlerce yıllık insan olma kavgamızda anaerkil hüküm çerçevesinde insan soyumuzun devamını sağlayan kadın cinsi son 8-10 bin yıllık erkek egemen toplumsal yapılarda insan köleliğinden başlıyarak çeşit çeşit erkek egemen köleliklere katlanmak zorunda kaldığı bilimsel bir gerçeklik.
Neolitik devrimle (gezgincilikten yerleşik köy yaşantısına geçiş, sabanın kullanılıp, buğdayın ıslah edilmesi keçi ve koyunun ağıla kapatılacak kadar ehlileştirilmesi) birlikte kapitalizme uzanan süreçte kendi içinde yoğun bir sınıfsal altüstleşmeler yaşamayan ve yoğun sömürücü üst sınıflar üretemeyen Pomak köylerinde, genelde eskinin komunal izlerini koruyarak yeniden üretmeyi sürdüregelmişlerdir.
Kapitalizme ve kapitalist ilişkilere varıncaya dek dışardan gelen doğasına yabancı olan cebri insan köleliği, Yarı özgür toprak köleliği gibi ekonomik sistemlere yabacı olan pomak halkı otonomluğunu ısrarla savunagelmiş otonomluğuna dokunulmadığı sürece çevresiyle barışık yaşamıştır.
Pomak Halkının kapitalizmin evrensel adaletiyle ilk tanışması balkanlardaki Kitlesel kırımlar, tecavüzler, anayurdundan göc etirilmelerle olmuştur. Yaşadı bütün zulümlere rağmen göc ettikleri yörelerde kurdukları köylerde binlerce yılın geleneklerini ısrarla sürdüregelmiştir. Bu ilişkilerinde kadın erkek ilişkileri sanıldığı gibi “sofrasında öküzünden sonra yeri olan” değil eski komunal geleneklerin yaşatılması sonucunda üretimde yanyanalık ,cinsler arasında dayanışma çerçevesinde sürdürmüştür.
Türkiyedeki bu etkin köy yapılanmaları 1960 yıllara kadar korunurken kadının etkinliği sayesinde Dilimizde ve kültürümüzde asimilasyonun etkileri en az konumda seyretmiştir. O dönemlere kadar kadınların aktardığı Ana dilimizde minimum sorunlar yaşanırken, dış etkilere acık erkek bireyler asimilasyonun etkilerine daha cok maruz kalarak yeni yeni tanıştıkları bu düzenle kadın erkek ilişkilerinin garabetlerine şahit olmaya başlamışlardır.
50 li yıllarda köylere tarım üretiminde makinazisyonun girmesi ve ucuz işgücü olarak metropol kentlere göçlerinbaşlamasıyla asimilasyon yok edici anlamını bulmaya başlamıştır.Kadın erkek ilişkileride bu mihvalde geleneklerimize aykırı olarak gerilmeye başlamıştır. Traktör ve diğer tarım aletlerinin kullanımının erkeğin üzerinden yürümesi, Pazar için üretimin agır ve bireycil karakteri erkeğin kadın üzerinde egemen olma halini hızla geliştirmiştir. Bu süreçle birlikte geliştirilen asimilasyon politikaları Pomak Ana dilininin Türk toplumunda “Cehalet”le eşdeğerde tutulmasına, geleneklerin “hurafe” olarak nitelendirmesine adetlerimizin “gericilik” damgası vurulmasına neden olmuştur. Pomak köy kadınının dildeki , kültürdeki sürdürebilir egemenliği etkisini yitirmesi üretimdeki yerinin azalması at başı gitmiştir..
Şehre göç eden pomak hanelerinin köylere oranla Sunni devlet dinin kurallarıyla belirnen toplumsal ilişkilerle, adetlerle, yasaklarla karşılaşması daha sert olmuş, o dönemlerde şehirde kadın emeğinin fabrikalara cok az girmesi Pomak kadının üretim dışında kalmasına Hane içindeki yokluk yoksulluk yangınıyla başbaşa bırakmıştır.Kendince yoksulluğun çaresinin hızlı bir asimilasyona boyun eğmede gören Pomak kadını şehirli olmanın bedelini agır ödere hale gelmiştir. Erkek egemen ilişkilerle tepeden inme yöntemlerle karşı karşıya kalan şehirli Pomak haneler çözümü yer yer pomaklıgı inkar etmede,Pomak dilini unutmaya kadar götürerek hane iclerindede kriminal kadın erkek ilişkileri ile tanışmaya başlamıştır.
21 YÜZYIDA POMAK HALK GERCEKLİGİ ve POMAK KADININ ROLÜ
Kapitalizmin 80 yıllık gelişimine baktığımızda Pomak halkına olan olmuş asimilasyon varacağı en etkin konumuna ulaşmış ve Pomaklık bilinci varabileceği en dip noktaya ulaşmıştır.
Pomaklık bilincinin var olması ve gelecek kuşaklara devredilmesi üretim ilişkileriyle sıkı sıkıya baglı olduğunu bizim halkımızdan daha iyi yaşayarak öğrenen bir halk yoktur desek abartmı olurmuyuz bilemiyoruz. Yaşanankapitalist üretim ilişkileri gereği yoksullaşan Pomak kadını edilgen duruma getirdiğinden, ataerkil sisteme boyun eğmeyi ilahi bir kural haline getirdiğinden Pomak kadının insiyatifi yok edilmiştir.Bu insiyatifsizlik bireysel kadın erkek ilişkisinde eşitsizliği artırmakla birlikte esas olarak Pomak halkının varoluş sürecinde kalıcı bir olumsuz etki yaratmıştır.
Pomak halkının varlıgının “ Anı Kültürü” fazına gerilememesi için pomak kadının İnsiyatif alması, Pomak toplumuna müdahil etmesi, Pomak toplumunu ileriye sürükleme yeteneğini kullanması gerekmektedir.
POMAK KADININ BAŞAT HALE GETİRİLİP İNSİYATİFİNİ KAZANMASI
Sorunun çözümünün üretim ilişkileri olduğunu savunan bu teze göre Pomak kadınını Üretim ilşkilerinde etkin bir yere getirmek gerekiyor. Mevcut kapitalist ilişkileri degiştiremiyecegimize göre yok sayamayacağımıza göre yapmamız gereken kapitalist üretim ilişkileri icersinde Pomak kadının yerini emsalleri arasında öncü hale getirmektir.

Şehirlerimizde Pomaklık adına yaşanan şeyler içler acısıdır. Pomak dili unutmuş, pomaklıgını terketmiş, hatta pomak olduğunu bilmeyen kendini başka alanlarda ifade eden yığınlarca insan vardır. Bu meyanda Pomak bilincini muhafaza eden Şehirli Pomakların yapacağı şeyler bellidir. Kültürel hat üzerinde yürüyerek, derneklerle, kültür evleriyle, süreli süresiz medyalarla, kurslarla “kültürel pomaklıklarını” sürdürmektir. Şehirlerdeki kadın erkek rolü ister istemez Modern sınıfsal bilinç üzerinden yürüyerek kendi aralarında “Modern” çelişkileri acıga çıkartacaktır.Bu iilişkilerde cinsler arası karşı çıkışlar, direngenlikler, eylemlilikler yaşanırken Pomaklık bilinci üzerinde uzlaşabildikleri ölçüde Pomak moral değerlerini yüksek tutmaları gerekecek yöntemler bulmak zorunda olacaklardır.
POMAK KÖYLERİ
Pomak köyleri Halkımızın devamının doğal sürekliliğini sağlayabilecek, yer yer saglıyan yerleşim yerleridir. Pomakcanın yoğun olarak aktarıldığı kültürün yaşanabildiği köylerimiz olmakla birlikte, asimilasyon politikalarının etkileriyle erezyona uğratılmış dilimizin, kültürümüzün nispeten daha az aktarılabildiği köyler göz önüne alınarak teoriler üretilmelidir.
Sorunumuzun ana temesı köydür. Köylerde üretim tarımsal alanda olmakta cok azda olsa tarıma dayalı ufak sanayi işletmeleri bulunabilmelidir. Bu köylerimize genel olarak baktığımızda Zenginleşebilen köylerde emek yoğun üretimlerle , bahçe, meyve, seracılık tarımının öne cıkartıldıgı gözlenmektedir. Buralarada üretimin etkinliği kadın üzerinden yürüdüğünü gözlemek etmek zor değildir.
Fakir köylerimizde ise Bireysel üretimin kısırlaştırılmış, yozlaştırılmış halinin yoğun yaşandığı yerlerdir. 50-100 dönümlük arazilerde günden güne kalitesi azalan makinazisayon ile arka arkaya mübadelesiz bir iki ürün çeşidinin ekilmesiyle üretim yapılmaktadır. Bu üretimin geliri hızlı tüketimin giderlerine yetmediği aşikardır ve bu köyler hızla fakirleşip şehre göc vererek boşalmaktadır. Burada üretimde erkek tarım araçlarını kullanma insiyatifinde olmakla tüm karar süreçlerine hakim olmaktadır. Kadının rolü ise şehirdeki fakir hemcinsleriyle aynı süreci izleyerek fakirlik yangınıyla cözümsüzce uğraşmak olmaktadır.
KÖYLERDE ÜRETİMİN KADINLAŞTIRILMASI, POMAK KADININ MÜCADELEDE BAŞAT HALE GETİRİLMESİ.
Ya bir yol bulacağız, ya bir yol arayacağız, ya bir yol açacağız.
Mevcut deforme olmuş kapitalist üretim tekrarlarının erkeklerin üretimin başında olmasıyla sürerken kadının etkisizleşmesi sonucunu yarattığını ve bunun muhasebesinin eksi olarak pomak halkına tutulduğunu anlıyabildigimiz ölçüde, daha modern ve ileri üretim tekniklerini araştırıp köyde yaşayan insanlarımıza önermeli, uygulamalı olarak gösterebilmeli yer yer şehirli Pomakların içinde olduğu kollektif, dayanışmacı üretim teknikleriyle tanıştırmalıyız.
EKOLOJİK POMAK KÖYLERİ
Ekolojik üretim cok çeşitli olmakla birlikte Pomak üretim gelenekleriylede çelişmeyen ve kadının başını cekebilegi eko –tarım, doğal- tarım uygulamaları ile sunni gübelemelerden, ilaçlardan arındırılmış toprak üzerinde sertifikalaştırılmış bahçecilik, meyvecilik, seracılık üretimi yapmak mümkündür. Devletin desteğini alarak şehirli Pomakların pazarlama alanlarının oluşturmasıyla gelir düzeyini artıp, göçün durdulabilecegi önemlisi kadının üretimdeki yerini güçlendirecek bir yönelme olacaktır. Geleneksel pomak üretimleriylede uyum sağlayan tarım bu yöntemi pomak köylerinin moral değerlerini hızla yükseltebilecektir.
EKO-TURİZM POMAK KÖYLERİ
Turizm bölgelerinde bulunan, turistik vasıfları bulunan köylerimizin ekolojik ürünlerle desteklenen pansiyonculuk- apart hotel işletmeciliği yapabilecekleri köylerimiz mevcuttur. Bu tür işletmeleri ise ancak kadınlar tarafından başarı ile yönetibilecegi, geliştirilebilecegi kanıtlanmıştır.
İYİ TARIMSAL ÜRETİM YAPAN POMAK KÖYLERİ
Ekolojik üretimin zor ve mümkün olmağı, işlenecek arazinin işleyecek iş gücünü aşması nedenleriyle ekolojik tarımın yapılamıyacagı köylerde devlet desteğiyle daha az tarım ilacı kullanmak daha az sunni gübre kullanıp ileri tarım teknikleri kullanılarak, yararlı böceklerin zararlı böceklere karşı kullanımı, doğal gübre kullanımı gibi yöntemlerle devlet denetimi altında yapılan ve labratuar sonuçlarına göre pazara sunulan üretme biçimidir. Burada esas alınan Köyün gelirinin artmasıdır.

TOPRAKSIZ ÜRETİM YAPAN POMAK KÖYLERİ
Cok ufak ve verimsiz toprakları olan köylerin seralarda tamamen otamatik makinazisasyon sistemiyle donanmış üretilen ürünün verebileceği en üst seviyede üretim yapabilen “tarım fabrikaları” diye adlandırılan bir sitemdir. Kapalı alanda calışma avantajı ve otomasyonun güc istenmez hale getirdigi ve alagılama süreci kadına uygun araçlarla donatılmış tarımsal üretme biçimidir.
İHTİSASLAŞMIŞ ALANLARDA İLERİ TEKNİKLERLE ÜRETİM YAPAN POMAK KÖYLERİ.
Kültür mantarı, kesme çiçekçilik, egzotik tarım ürünleri, hayvancılık gibi ürünleri ileri tekniklerle üretebilen ve kadının denetiminde üretimin sürebileceği üretme biçimleri.
ATELYE BAZINDA GELENEKSEL ÜRETİM YAPABİLEN POMAK KÖYLERİ.
Halı, klim,keçe, geleneksel kumaş atölyeleri, turistik- hediye eşyaları üretimi yapan atölyeler, geleneksel giyim, kuşam, aksesuara üretimi yapabilecek köylerimizdir. Üretim amaçları şehirli yaşayanların konforuna yönelik olacağından şehirli Pomaklarla pazarlama- satış alanında buluşabilecekleri ve kadının tekelelinde olacak üretme biçimleridir.

KOLLEKTİF ÜRETİME YÜZÜNÜ DÖNMEK, DAYANIŞMACI KÜLTÜRLE ÜRETİM YAPMAK.
Tarımda kapitalizmin oturduğu yer Tarım işletmeleri, büyük ciflikler konseptidir. Buna ayak uyduramıyan AB projesine uyum gereği %15-20 arası köylerde yaşayan nüfus kalabilmesi için şehirlere göc etmek zorunda kalacak işsizlik, açlık, yoksullukla boğuşacaktır. Bu gidişata “bize ne canım herkes baksın başının çaresine” deme lüksüne sahip değiliz. Cünkü kaybedeceğimiz şey sadece köyümüz olmayacak şehirlileşerek halk olma özelliğini yitireceğiz.
Tarım işletmeleri kuracak, büyük ciflikler kuracak kadar varlıklı bir halk olmadığımızdan bu biçimlere ulaşacak kooparatifler, kar amaçlı olmıyan dayanışmacı şirketler örgütlememiz, organize etmemiz gerekmektedir. Bu organizasyonları kadınların kontrolünde, onların denetiminde oluşturmamızda soyumuzun devamlılığının köylerde sürmesinin garantsi olacaktır.

8 MARTTA 8 MART SÖYLEVSİZLİGİ
Yazımın başındada dediğim gibi 8 martlarda yazmak adetim değil. Yapabildigim ancak karşı cinsle dayanışma içinde olabilmenin tek yolu onların vereceği pratik görevleri yerine getirmek yoksa karşı cinse olumlu olduğu sanılan erkek egemen cümlelerle “haddini” bildirmek değil. Bu yazımda haddimi aşarak Pomak halk hareketinde Pomak kadınların var olabilmemiz için olmasını gereken toplumsal konumlarını işaret etmeyi deneyen bir yazıydı.

Şaban Korkmaz / Pomaknews-Çanakkale