Şarköy Terziler köyün de bir Santral yapılacak, doğalğaz termik santralı.

Türkiye topraklarında köy bitmez, Türkiye’nin enerji ihtiyacı ise hiç bitmez, herhangi bir zamanda herhangi bir yerde enerji ile ilgi bir şey kurulma çalışması başlar. Sanki adettendir diyerekten çevreci denilen” işi gücü olmayan aylak takımı” ise muhakkak ki bu işin peşine düşer bu güzel memleketimizi ele güne muhtaç olmaktan kurtaracak projeleri yaptırmamaya çalışırlar.
Hakikaten santralin yerleşim alanı çok güzel seçilmiş Çanakkale Boğazının girişinde mümbit bir arazi geçerce üzüm bağları ve birkaç yazlık yerleşim alanını (alan dediysek birkaç köy büyüklüğünde yerler) gördüydük. Hemen yanı başı orman, rüzgar enerji santralının bireyleri olan rüzgar gülleri salınıyor ormanın tepesinde. Boğazın karşısında ise Gürece köyü var oraya da Türkiye nin en büyük megavatlık (şu ankiler 250 bin diyorlar o 1000 mgw olacakmış) kömür işletmeli termik santralı kurulacakmış. Boğazın rüzgarı buradaki oluşacak kirli havayı alıp Yunana sürecekmiş, hatta Atina kirli havadan göç verecekmiş diye avunuyoruz. Geçenlerde CACEP vasıtasıyla bu köyede gidip CED raporunu izlemiştik. Yani boğazın girişinde (yada tersi) iki adet nur topu gibi termik santralımız olacak Turist gemilerindeki Mislere Misislere göstereceğiz termik santralımızı. Biri Kömür biri havagazı.
Şirketin yetkilisini dinlerken hayal kuruyoruz. Bir tarafta bu arazının yanı başında bulunan havagazı, bir tarafta Termik santral arazisinin içinden Yunana giden havagazı hattı ve bu hava gazları yetmese karşı yakadan deniz aşırılarak getirilecek olan İran gazı.
TEMİZ BİR GAZ
Temiz tertemiz bir gaz bu hava gazı yada daha çevreci adıyla Doğal gaz. Evimizde yaktığımız kombi cihazı (su kaynatan bir modern kazan) kadar çevreyi kirleteceği zaten garanti. Şirket yetkilileri bazı izinleri alabilmek için onlarca devlet kurumuyla uğraşmışlar, canları çıkmış, nerdeyse vazgeçeceklermiş, onlara ne kadar temiz üretim yapacaklarını kanıtlamak neler yapmışlar neler…
Ve itiraf ediyorum ki diyor Şirket yetkilisi Bay: “bu kalabalıktan ve pankartlardan, sloganlardan etkilendim” “Ama biz bu değiliz” diyor, Faunadan Floraya kadar Her şeyi ölçtüklerini biçtiklerini kayıt altına aldıklarını ve işletme çalışırken en ufak bir değişmede devletin yakalarında olacaklarını söylüyor. “Suyu kirleteceğimiz yalan” diyor “aldığımız suyu aynı haliyle soğutarak denize iade edeceğiz” diyor. Bir an için benim yerime kendinizi koyun diyor.
TRAKYA TRAKYA CANIM TRAKYA
Bu arada öğreniyoruz ki Devlet baba demiş ki “Trakya’nın elektrik ihtiyacını ne yapsam etsem bir türlü karşılayamıyorum, Anadolu yakasından hat çekemiyorum, mecburen Yunandan, Bulgar’dan elektrik çekiyorum, onlara bağımlı oluyorum. O zaman bende Trakya’da şu- şu alanlarda, bu- bu bölgelerde, şu- şu bicimde elektrik üretilmesi için ihaleler açtım” . Şirket yetkilisi diyor ki “ bende buna talip oldum bunun neresi yanlış. Hakikaten birkaç saniyeliğine kendimi onu yerine koyuyorum ( bu arada söyleyeyim baya keyifli beşeydi Wall’a) Kafamda kocaman soru işareti? Oluşuyor ister istemez, vicdan yapmaya başlıyoruz gizliden.

BU MİLLETİN YARAMAZ COCUKLARI “CEVRECİLER”
Gelibolu’dan geldiğimiz için en yakın yerleşim merkezi biz olduğumuzdan (itiraf edeyim bu kadar yakın olduğumuzu bende bilmiyordum)erken çecik gelmiştik. Her zamanki gibi köylü ilgisiz yada biz ilgi gösterilemeyecek “herbokolog çevrecilerdendik.
Tekirdağ Şarköy, çorlu derken diğer yerlerden ulaşanlarla, gelenlerle kabalaştıkça, önceki eylemlerdeki tanışıklıkları aramayı sormayı alışkanlık haline getirmeye başladık, e oldu uzun köprüden İbram ali gelmedi mi, asa hastamı oldu Babaeski’den Hasan Çavuş, Çerkezköylü Hafize ablanın Torunu evleniyormuş hazırlıklar derken beli tutmuş ondan gelememiş.

KONVOY VE TAKİPCİLER
Muhabbetler, sohbetler hatırlar, haller sorulurken kallavi bir konvoyun gelmesi güvenlik eskortuyla bağıra çağıra gelmesi “Termik santral İstemiyoruz” sloganlarıyla esas vaziyetimizi almaya neden oldu. Ozaman farkettikki “ilgisiz” görünen köylüde pek öyle ilgisiz değilmiş. Hemen arabalar traktörlere koşuşturup hızla geçip giden konvoyun peşine takılma telaşına kapıldık.
SAHİ NELER OLUYORDU, NE İÇİN TAKİPTEYDİK.
Terzi köy ile Kavak köy arasındaki köy yolunda bir kovalamacanın sonucunda çamur deryası bir orman-tarla yolunun dayanılmaz çekiciliği ile karşı karşıya kalınca, güzelim Amele sarısı çizmelerimizi neden getirmediğimize yandık.
Şirket geçenlerde CED raporunu köy kahvesinde okumuş gerekli ne varsa yapmış, artık santral kurmanın önünde pek bir engel bırakmamıştı. Amma velakin o yörelerin Çevre Derneği Mahkemeye itiraz etmiş ve bu gün gelen zatı muhteremler ilgili Mahkeme heyetinin belirlediği Bilir Kişi Heyeti imiş. Bu heyet bakacak ki; Buraları gerçekten tarım dışımı? Yerleşimden uzak mümbit olmayan bir arazi parçacığımı? İlgili Mahkeme heyetine rapor edecekler.
Bizde buraların nasıl bir Cennet köşesi olduğunu ve Cehenneme çevireceklerini haykırarak heyeti etkilemeye çalışacağız.
Fotoroman tarzında dizdiğimiz fotolardan da anlaşılacağı üzere şehirli giysilerle büyük azimle santralin yapılacağı araziye dalarak 2-3 km lik bir boğuşma maratonuna katlanmak zorunda kaldık.

ŞİRKETİN ALDIGI ARAZİMİ DEDİNİZ, HANİ ŞU ALTINDAN BORU GECEN, KIYMETSİZ ARAZİMİ.
Kıymetsiz arazimiz Çanakkale Boğazı girişinde denize nazır bir kere… Hemen ardı cam ormanı, daha düne kadar köylüler ormanda oraya has buğday kızıllığındaki mantarları toplarlarmış. Bu arazi ormanla deniz arasındaki bir arazi… Bu ara arazi Terziler Köyünün Tapulu Hayvan otlatma merasıyken birden sihirli bir Osmanlı tapusu ortaya çıkıveriyor. Altından Yunana doğalgaz götüren boru hattında tesadüfen geçiyor. Arazi Şirkete göre Orman desen değil birkaç kuru ağaç dalı var. Tarım arazisi desen hiç değil. Zaten köylünün “Haksızca” kaç yüz yıldır kullandığını bilmediği (Köy Anadolu’dan yada daha ilerilerden 700 yıl önce yerleşmiş bir köy)kıraç arazi iken yeni ortaya çıkan eski Osmanlı tapulu sahip payını alabilmek için hissesi olduğu merayı satışa çıkarmak zorunda kalır ve satışına izale-i şuu ile (acık artırma) satış yapılır.
KÖYLÜNÜN ACIK ARTTIRMADA ALAMADIGI MERASI
Bizim Santralcı şirket tesadüfen acık arttırmayı duyar ve talip olur. Daha sonra devlet burada tesadüfen (sakın bunda art niyet aramayın) Trakya’nın enerji ihtiyacını gidermek için Doğal Gaz Termik santralı kurma kararı alır ve ihalesini açar. Bizim şirket tesadüflerin oluşturduğu bir dizgede ( Bana göre bunda Maya takviminin etkisi büyük olmuştur.) bu ihaleye girerek bu kötü coğrafyada, kötü mevsim koşullarında hiçte cazip olmayan bir işe bulaşmış ki… Sormayın gitsin

LANET OLACISA CAMUR İzin VERMİYOR Bİ TÜRLÜ.
Keşke şuraya bir santral kurulsa da diye geçiveriyor insanın içinden her taraf asfalt olsa da bizde güzel güzel protestomuzu yapsak cinsinden… Durun bir Dakka işin şirazesini kaçırttık galiba. Yahu ben “tarafsız” bir Gazeteci değilim ki POMAK NEWS adına taraflı bir şekilde izliyorum etkileme etkileşimini. Çamur deryasında boğuşurken önde giderek Protestocuların resmini çekmeye çalıştığımız kişilerden Birsi sordu hangi basın diye. POMAK NEVS deyince amma da boş boş baktı ha… Ben sanki DİHA dan diyecekmişim gibi. Bende derinden ve etkili bir sesle ETNİK BASIN, ETNİK BASIN diye serzenişte bulundum.

KÖYLÜNÜN ELİNDEN HİLE İLE ALINMIŞ ALTINDAN BORU GECEN DEGERSİZ ARAZİ
Nihayet santral kurulacak araziye vardığımızda traktörlerle gelen köylü ve eylemciler heyetle tazyiki-muhabbete başlamışlar bile. Ara ara sloganlar atılıyor herkes bir şey söylemeye çalışıyor. Orada bulunan Hükmü Şahsiyeti kuvvetli bir zat bu işi sırasıyla konuşalım diyerek, 3 şirkete bir derneğe bir köylüye söz vermeye karar verdi. Bu arada kendini Doga-Cevre tahribatında yakından ilişkili gören taraf olduğunu varsayan Gelibolulu Mustafa ağabeyimize yabancı muamelesi yapılmasına biraz gocunmadık ta değil yani. Ama il sınırından hic bir şey sızmayacağı 2 km yanı başındaki Çanakkale- Gelibolu- Kavakköy sınırının sızdırmaz hermetik bir sınır olduğunu da öğrenmiş olduk.

NEDENLERİ PEK KONUŞTUK YA PEKİ SONUC NEDİR DERSENİZ?
Mahkeme bilirkişi heyetini ne kadar etkiledik bilemiyoruz. Burada etkilemiş olsak ve mahkeme yapamazsınız diye karar alsa bile karşıda BİGA-GÜRECE KÖMÜR TERMİGİ duruyor, hemen ardı dizi dizi KAZDAGLARI ALTINCI FİLO ile boğuşuyor, yarımada coğrafyasından çıkınca ERGENE NEHRİNİN dayanılmaz kokusu TRAKYANIN AGISI benim demiyor mu? , İGNEADA ya TERMİK yetmez birde NÜKLEEER KURALIM demiyorlar mı? Yarın SAROZ KÖRFEZİNE inci gibi bir NÜKLEER SANTRAL kurulma kararı çıkmayacağı ne malum.
Bu yazıyı biraz daha uzatırsam Pesimist tarafım gelişecek ve Reaktif bir kişiliğe (günün anlam ve önemine Wall’a uydu  ) bürüneceğim.

KARINCA YANGIN HİKAYESİ
Kargalar büyük yangına en seri uçuşlarıyla çalı çırpı taşıyıp zevklenirken birde bakmışlar karınca minicik ağzıyla bir damla su ile yangına doğru gidiyor. Gülmüşler kargalar hatta gülmekten taşıdıkları çalı çırpılar düşmüş ağızlarından –Biz binlerce karga ateşi körüklüyoruz seninse varıp varamayacağın bile meçhul. Olsun demiş karınca tarafım belli olsunda… Ben bu yangına karşıyım.
12 eylülden bu yana öyle yasalar çıkardılar art arda, öyle örgütsüz lükleri örgütlediler ki başımıza memleket yangın yerine döndü. 30 sene önceki o kötü kanunlarla bu araziye bırakın santral yapmayı gecekondu yapamazdınız. Ama “rahmetli” bütün bunları aşacak şeyleri başlatmıştı. (Hep merak ederdim neden “Rahmetliye” neden bu kadar önem atfeden içten gelen bir “Rahmetli” dediklerini) Hak keten memleketi yangın yerine çevirecek kocaca koca kütükleri o yerleştirmiş, üst üste dizmiş yanacak hale getirmiştir. Şimdilerde kargalar ufak ufak çırpılar çalılar atarak yangını zevklenerek körüklüyorlar, bu yangın bulunduğu yerleri, yaşadığımız yerleri yok edene dek sürecek ne gam, yeter ki kapitalizm gelişsin serpilsin… Bizimkisiyse” Rahmetlinin kurguladığı “haşmetli” nin çalı çırpı taşıyarak körüklediği yangına bir minik damla su taşıma teşebbüsü sadece… Tarafımız belli olsun diye.
Şaban korkmaz
Çanakkale
Pomak News
17.01.2013