GÜZELYALI, ÇANAKKALE’DE POMAK YEMEK ATÖLYESİ GERÇEKLEŞTİ

1260861_564332333603617_1410289973_nBabanne kokusu dedik yola çıktığımızda, Pomak Halkı olarak hep acılardan gözyaşlarımızdan bahsettik. Anadil gününde “artık Pomakça gülmek istiyoruz” dediğimizde kastettiğimiz şey tam da şu an yaşıyor olduğumuz güzelliklerdi. Pomak Hora Derneği olarak önce Pomakça Radyo Programına giriştik, yol arkadaşlarımızın katkısıyla büyüdükçe büyüdük. Sonra da Pomak Yemek Atölyesi’nde “Pomakların kendi mutfakları vardır” dedik. Ve kolları sıvadık. Bu imkanı bizlere sunan sevgili Yasemin Eybey ve Nar Atölye Güzelyalı’nın tüm gönüllülerine sonsuz teşekkür ederiz. Çünkü gerçekleştirdiğimiz şey sadece Pomak Yemek Atölyesi değildir; yüzyılların omuzlarımıza borç bıraktığı bir vefanın ödenmesidir.

 

Köyüme (Kırklareli, Vize’nin Evrencik Köyü), her gittiğimde babannemde alırdık soluğu, ben herkesle selamlaştıktan sonra koşa koşa babannemin tel dolabına giderdim, o zaman buzdolabı yoktu; tel dolabın ahşap kokusuna karışmış “misssss gibi nor kokardı” mutfak!!! Alıp hemen kırmızı nor yapardık, kırmızı olma sebebi içine eklenen toz kırmızı biberdendi, çocuk aklımda o ismi ona ben vermiştim. Sonra herkesin “Kırmızı Nor”u oldu. Faro (bizim köyde herkesin ismi kısaltılır, babannemim ismi Fahriye idi, kısaltılmışı Faro)’nun meşhur Kırmızı Nor’u. Nasıl yapılır bu nor, yanlış yazmıyorum dostlar, lor değil nor? Pomakların yaşayışını düşününce hayvancılık üzerine kurulu olduğunu görmekteyiz, o halde her nevi et ve süt ürünü konusunda ustalaşmış olmaları da tesadüf değildir. Nor da şimdi kullandığımız “labne” kıvamında bir çeşit peynirdir, ekşimiş yoğurtlar ziyan olmasın diye yapılır, tel dolapta uzun süre saklanabilir.

Faro’nun Kırmızı Nor’u yanında da Kumpir

Malzemeler:

* 200 gr Nor

* 2-3 çorba kaşığı yoğurt

* İki çay kaşığı toz kırmızı biber

* Yarım çay bardağı ayçiçeği yağı

1003370_564332356936948_1038533372_nYapılışı:

Evvela derin bir kapta içine tuz ve 2-3 kaşık kadar yoğurdu ilave edip norumuzu biraz daha krema kıvamına getiriyoruz. Yarım çay bardağı yağı 2-3 parmak derinliğinde bir tavaya döküp, ateşin üzerinde iyice kızgınlaşmasını bekliyoruz. Ara sıra minik minik kırmızı toz biber dökerek kızgınlaşma düzeyini ölçüyoruz, yeterince kızgınlaşan tavayı ateşten uzak tutarak toz kırmızı biberimizi döküyoruz, işte o an mis gibi bir koku yayılıyor havaya, o kokuyu duyduğunuzda doğru yoldasınız demektir. Kırmızı biberi yağ ile iyice karıştırıyoruz, toz kırmızı biber miktarı size kalmış bir şey, ben bol yağlı ve biberli sevdiğim için toz kırmızı biberi çok kullanırım, siz de severseniz elinizi korkak alıştırmayın. Yağ ile toz kırmızı biber

iyice karışınca tavamızı ateşe götürüp krema halindeki norumuzu ekliyoruz, çok az ateşte bekletiyoruz ve hemen çekiyoruz, iyice karıştırıyoruz norumuzu ve artık yenecek haldedir.

En önemli ayrıntısı; taze bahçe kumpirlerini (patates), iyice yıkadıktan sonra kaynatıp kabuklarıyla beraber nora batıra batıra yiyebilmektir. Yanında en iyi giden içecek ise taze demlenmiş mis gibi çaydır. Afiyet olsun…

Pomak Tarla Yemeği

Malzemeler:

* 1,5 kg yeşil domates

* 3 tane orta boy beyaz soğan

* 4-5 diş sarımsak

* Tuz

* İsteğe göre ayçiçeği ya da zeytinyağı

998473_564332413603609_1919516936_nYapılışı:

Tüm yeşil domateslerimizi iyice yıkayıp elma dilimler gibi kesiyoruz. Kestiğimiz domateslerimizin üstüne bolca tuz ekerek, elimizle ovuyoruz, on dakika kadar bekletiyoruz, bu işlem domateslerimizin acılığını almak içindir.

Domateslerimiz tuzun içinde beklerken soğanlarımızı soyup, incecik elma dilimleri halinde kesiyoruz, sarımsaklarımızı da elma dilimleri halinde kesiyoruz ve böylece yenecek her şeyin genel görünüm bütünlüğü sağlanmış oluyor.

Soğanları ve sarımsakları az yağ ile kavurmaya başlıyoruz, soğanlar kavrulduktan sonra tuzda bekleyen domateslerimizi iyice yıkayıp soğanlarımızın içine atıyoruz. Domateslerimizin açık yeşil rengi koyu yeşile dönene dek kavurma işlemi devam ediyor, bu arada az miktar tuz ilave ediyoruz, domatesin rengi koyulaşınca yemeğimiz bitmiş demektir. Afiyet olsun…

 

Bizler Gezi Direnişindeki dostlarımızdan yoldaşlarımızdan çok kısa sürede harika şeyler öğrendik, bunlardan en önemlisi ise “bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganıydı. Pomak olma sürecimiz, halk olma bilincimiz yeni yeni gelişmekte kültürümüzün değerini ne yazık ki kaybettikçe anlamaktayız. Bu Abidin Dino’nun resmettiği uzun bir yürüyüştür ki henüz başındayız, bu yolculukta hatırladığımız en ufak ayrıntıyı kaydetmek zorundayız, çünkü tarih kültüründen nemalanmayan halkları yok etme yönünde ilerler…

O halde diyoruz ki BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM! Tüm Pomak ve Pomak Dostlarına sonsuz sevgi ve saygı ile…

Bu haberimi de Banannem Fahriye Doğan’a ithaf etmek lüksüm olsun…

Duygu Doğan Dirik / Pomaknews Agency Çanakkale