104. Pavli (Pehlivanköy) Panayırı 12-15 Eylül’de gerçekleşiyor.

1003869_575939349119468_1964936829_nTürkiyenin yaşayan en büyük panayırına en küçük ilçelerinden biri olan tamamı Pomak halkından olan Pehlivanköy ev sahipliği yapıyor.

Pehlivanköy, İstanbul’u  Avrupaya ve  Tekirdağ’a bağlayan işlek karayollarına oldukça sapa. Bu yüzden sanayisi gelişmemiş. Yöreye  üzerindeki tarihi Akarca Köprüsü’yle ayrı bir güzellik katan Ergene Nehri ise fabrika atıklarından dolayı burun titreten bir kokuya sahip. Sırf coğrafi şartlarından ve fabrikaların sorumsuzluklarından dolayı oldukça şansız bir ilçe Pehlivanköy.

Ama Pehlivanköy bu şanssızlığını yılın 4 günü pehlivan gibi bir kuvvetle kırıyor. Çünkü ülkenin yaşayan en büyük panayırı olan  Pavli’ye ev sahipliği yapıyor.

1889 yılında Fransızlar tarafından yapılan tren yolu ilçeyi ikiye bölüyor: Tren yolunun yukarısı ilçe yerleşimine ev sahipliği yaparken, tren yolunun aşağısı panayır alanına ev sahipliği yapıyor.Yaklaşık saatte bir geçen trenin sesiyse ilçenin heryerinden duyuluyor.

Kimilerine göre Pehlivanköy adını  Bizans döneminde buraya sürgün edilen Pavlikan topluluğundan alıyor. Kimilerine göreyse kendiside bir pehlivan olan padişah  Abdüllaziz’in sevdiği pehlivanları ödüllendirmek için buradan toprak vermesinden alıyor.Kimilerine  görede Osmanlı döneminde buradaki köprüyü yapan  Pavlu Usta’dan  alıyor. Kesin bilinen şu; köyün adı nerden gelirse gelsin köy yaklaşık binyıldır var ve köye esas kimliğini kazandıranlarsa  Pomaklar.

Pomaklar Balkanların otoktan haklarından .Yüzyıllardır Bulgaristan civarında yaşayan Pomaklar 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında soykırıma uğruyorlar ,sağ kalanlar Osmanlının daha güvenli bölgelerine zorla göçediyorlar. Bir kısım Pomak’ta bugünkü Bulgaristanın Lofça vilayetinin ”Müslümski İzvor” köyünden topluca Pehlivanköy’e göç ediyor. Şuan Pehlivanköy’ün nerdeyse hepsi Pomak. Pomaklar köye yerleştikten yaklaşık otuz yıl sonra 1910 yılının sonbaharında bir hayvan ve emtia  panayırı düzenliyorlar. Gel zaman git zaman panayır gelenekselleşiyor.

Panayır tren yoluyla beraber başlıyor.
İlk stand pişmaniyenin nasıl yapıldığını bilmeyenler için bir süprizle dolu. 4 pişmaniye ustası bir şekerlemeyi köşelerinden kavramışlar, şekerlemeyi şeker olduğuna evire çevire pişman ediyorlar.Hemen orda sıcak sıcak ikram ediyorlar. Şuana kadar bu kadar taze ve sıcak bir pişmaniye hiç yememiştim. O kadar hafif ki yiyenleri “pişman”  etmiyor ama yemeyenler “bin pişman”.

Panayır alanını sonlandıran Kanlı Nehir’e doğru gittiğinizdeyse tipik bir çarşı esnafıyla karşılaşıyorsunuz. Üzerleri tentelerle örtülmüş tezgahlarda ne ararsanız var: Parfümler, gömlekler, tişörtler, oyuncaklar, bebek elbiseleri, rengarenk entariler, iç çamaşırları, basmalar, ayakkabılar, anayurdu Çin olan oyuncaklar…

Çevirmenin en iyisi Trakya’da yenir. Trakya’da da  Pavli Panayırı’nda. Çünkü kuzu çevirmecilerin ustaları bu panayıra geliyorlar. Çevirmeler lokantaların arkalarındaki özel bir bölümde çeviriliyor. Mekanın büyüklüğüne ve eskiliğine göre çevirmelerin sayısıda artıyor. Bir çevirmede 3 kuzu çevirende var 10 dan fazla kuzu çevirende. Çevirmeler gündüz porsiyon üsulu veriliyor akşamları ise yoğunluktan dolayı kilo hesabı. Panayırın diğer alanlarında içki yasak, sadece çevirmecilerin olduğu bu bölümde içki veriliyor.

http://www.biristanbulhayali.com/

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 7.8/10 (4 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 1 vote)
104. Pavli (Pehlivanköy) Panayırı 12-15 Eylül'de gerçekleşiyor., 7.8 out of 10 based on 4 ratings