25 Kasım; Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü

Kadın: Şiddet… Korku… Dişi… Seksi… Çiçek… Hediye… Özel gün…

996065_606943062674290_1695056058_nYukarıda bu yazıyı yazmaya başladığımda “kadın” kelimesinin bana çağrıştırdığı ilk kelimeler var. Ne acı değil mi? 25 Kasım’ı anlatmak, amacını açıklamak için kadın kelimesinin bana çağrıştırdıkları; yine erkek egemen dünyanın etkisiyle bizim kadın kimliğimize dayatılanlar oldu.

Günlerden 25 Kasım’dı… Tüm kadınlar için; kendini Pomak olarak tanımlamış kadınlar için de… Var olduğu huzurlu mekânında üzerinden erkek gözleri eksik olmayan mini etekli güzel kadın, mükemmel bir evlilik yaptığını zannedip tek yaptığı şeyin erkeğinin başarılarını takdir etmek olan kadın, aynı mücadele için yıllarca omuz omuza yaşamış sevgilisinin her fırsatta ona bağıran erkeğine her şey güzel olacak umuduyla bakan kadın, evlenince sadece erkeği değil erkeğinin tüm ailesinin emirlerine maruz kalan kadın, otobüste küstahça kendisine yanaşan erkeklere ses çıkaramayan kadın, üniversiteli kadın, sevgilisinin her türlü baskısına “ama o iyi bir insan” diye katlanan kadın… ve tanımlayamadığımız daha niceleri gibi Pomak Kadınları da tüm yaşanmışlıklarıyla alanlardaydılar.

1463478_10152003995022910_1852182536_nPankartları hazırdı:

Neshteme Umuraven Lyubof! (Öldüren aşk istemiyoruz)

Ne sramuvaysa tvoytu agresor da sa sramuva ( Sen utanma tecavüzcü utansın)

Zaedno sme po yaku ( Birlikte daha güçlüyüz)

602901_10151832349658920_299154873_n

Alandaydılar kadının istemediği her şeye “hayır” diyebilmesi için! Alanlardaydık; kimsenin “eşi, kadını, annesi, namusu, sahiplenmesi gereken zavallısı DEĞİLİZ!” diyebilmek için…! Alanda bulunan tüm kadınlardan daha kalabalık bir polis ordusuyla karşılaştık, Taksim Meydanına yürümemize izin vermeyeceklerini anons ettiler, derdimiz kavga etmek değildi; ama her fırsatta “kutsal” olduğumuzu bağıran insanların, gerektiğinde bizi gözlerini kırpmadan darp edeceklerini gördük ve duyduk o anonsta… Kadınlar olarak şaşırmadık; karşımızdaki erkek egemen dünyanın polisiydi, oysa biz ne kadar omuz omuza mücadele ettiğimiz sözüm ona erkeğin şiddetinden geçip gelmiştik bugünlere… Taksim Meydanına yürünmedi; kadınlar ve LGBTİ bireyler beraberce halaya durmayı tercih ettik.

Daha o gün, eylem başlamadan gelmişti kadın cinayetleri haberleri ve bugün hala devam etmekte..

25 Kasım’ın uluslararası bir mücadele günü olduğunu ve neden “mücadele” günü olduğunu araştırdığımda ise 1960 yılında Dominik Cumhuriyetinde, Rafael Tirojillo Diktatörlüğüne karşı gelen Mirabel kardeşlerin içeri alınan eşlerini ziyaretten dönerken, tecavüz edilip sonra öldürülmeleri gerçeğiyle yüzleşmiştim. Ve bu olayın BM Genel Kurulu tarafından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak belirlenmesinin 1999’un 25 Kasım’ına denk geldiğini okumak içimi çok acıtmıştı. Buradan da feminist olmadığımı idda ettiğim halimle, sadece Türkiye’de tüm dünyada “KADIN”ın tamamen siyasi olduğunu anlamak zor değildi; kadın dünyaya geldiği an’dan itibaren tek kelime ideolojik bir şey bilmese ve hatta korksa ve dahası nefret de etse, tüm dünya ondaki potansiyeli biliyor ve daha

doğar doğmaz onu sindirmek için gerekli önlemleri alıyordu. Bi zaman Dominik Cumhuriyetinde, sonra Türkiye’de ve belki insan haklarına verdiği değerle övüneduram kimbilir hangi çok gelişmiş ülkede… Eğer ki kadın olarak dünyaya geldiyseniz, ne yazık ki siyasi bir vak’asınız ve devlet bir an evvel icabınıza bakar.. İşte bu sebeple bizler en azından 25 Kasımlarda daha çok birbirimizden haberdar olmalıyız, daha çok konuşmalı birbirimizin gözlerine bakmalıyız dedik ve geldik bir araya…

1467393_606943472674249_2103812962_n

Ve dahası biz Pomak Kadınları; istedik ki bir daha kadınlar istemedikleri hiçbir şey yaşamasınlar, hep beraber ortak bir sözümüz, şiddete maruz kalan kadınlara karşı ortak bir duruşumuz olsun, bunu 25 Kasım’da başardık, devamı da gelecek!!

Kendini “aydın, sözümona solcu, sağcı, dinci, radikal İslamcı, Hristiyan, Musevi, çağdaş, aykırı, ezik, insan, erkek” zanneden herkese haykırdık ve şimdi buradan da sesleniyorum, “YÜZLEŞİN!!” İçinizdeki feodal ile yüzleşin!!

Kadınlar artık seslerini duyurabiliyorlar ve ASLA YALNIZ DEĞİLLER!!!

Bunca sene omuz omuza mücadele ettiğimiz tüm erkeklere özeleştiri hakkı tanıyacak kadar da “kadın”ız!!

Buyrun, şimdi sıra sizde!!!

 

Duygu Doğan / Pomaknews Agency İstanbul / 18-12-20013