İSYANLA, DÜŞLE, AŞKLA, CESARETLE YÜRÜYORUZ…

1510895_10151906326169615_1311570306_n

NİE ODİME SO REVOLT, LUBOF, İ SO HRABROST

İSYANLA, DÜŞLE, AŞKLA, CESARETLE YÜRÜYORUZ…

Otporât na Gezi beše adin jaki bunt na kojto nie otkazvame, so visoko, iznudvaneto na našite publični prostranstva.

So otporât na Gezi, sreštu pečalbata ud našite truda i ud tela; i sreštu zatvarjane našite publični prostranstva; i protiv privatizacijata fsički sme stanali “učastnici”.

Katu učastnici, da sa izvorite za fsički; i za da možeme da menuvame publičnata sobstvenost kojto e po dâržavni aftoritet vaf kolektifnata sobstvenost; za da vladihme našata obšta bogatstvo na demokratski način, i za da im podobrime; da e našata obšta bogatstvo, na prozračna i pravična, nie se borime za demokratskata zaednica.

Za da ne davame Gezi Park na kapitalistite, borili i pobedili sme. Sega odime za istanbul.

Da ne sa obštini na rabotnici za imotski firme ili za TOKI-isti; za da ne izgubime šumite ud “Ludi proekti”, i za da njama luksuzni sitove, eve odime sreštu zloupotreba na selata i gradove.

Sreštu zakonât za bedstvijata i zakonât 2-B, sreštu pravilnoto pljačkosvane na historičeskite obekti, sreštu prodavat učilista, bolnice, kina, korabostroitelnici i gari za izgradbata târgovski centari. Sreštu privatizacijata publični prostranstva, parkove i zeleni plošti, i ušte sreštu populvaneto plažove. Eve odime za da kažuvame “Ne!” na kražbata obezštetenija pri pensionirane po predlagane predatorskite. Nie odime so revolt, mečtaja, lubof, i so hrabrosti…

So Etem, Ali, Ahmed, Ferid, Mehmed i Abdođan i so Medenî odime.

Nie odime da vikame našata želanija vaf kojto ima: lubofta za priroda i demokratični gradove vaf kade može da kažuva i odlučuva za našeto bâdešte.

Vaf 22 Prosinak 2013 navreme 12:00, vaf Kadiköy sreštame za da kažuvame “İstanbul e naš!”

PATAT E DALAG, ZAEDNO ODIME!

Gezi direnişi müşterek alanlarımızın gasp edilmesine karşı yüksek sesle “reddediyoruz” dediğimiz güçlü bir isyandı.Gezi direnişiyle hepimiz emeğimiz ve bedenlerimizin kâr konusu yapılmasına; ortak alanlarımızın çitlenerek kamuya kapatılmasına, özelleştirilmesine karşı direnen birer “iştirakçi” olduk.

“İştirakçiler” olarak ortak kaynakların herkese açık olması için; devlet otoritesinin tasallutu altındaki kamu mülkiyetini müşterek olana dönüştürmek için; ortak zenginliği demokratik özyönetim yoluyla idare etme, geliştirme ve sürdürme mekanizmaları yaratmak için direniyor; müşterek zenginliklerimizin açık ve eşitlikçi paylaşımına dayalı demokratik bir toplumu hedefleyerek mücadele ediyoruz.

Gezi Parkını sermayeye teslim etmemek için direndik ve kazandık. Şimdi İstanbul için yürüyoruz.

Emekçi semtlerinin emlak şirketlerine, TOKİ’cilere devredilmesine; ormanların “çılgın projelerle” yokedilmesine ve lüks konut sitelerine dönüştürülmesine, kırların ve kentlerin sermayeye peşkeş çekilmesine karşı yürüyoruz.

Afet Yasası’na, 2-B Yasası’na, tarihi, arkeolojik sit alanlarının, kültürel değerlerin geri dönülmez şekilde talan edilmesine, okulların, hastanelerin, sinemaların, tersanelerin, garların otel ve AVM yapılmak için satılmasına, kamusal alanların, parkların, meydanların özelleştirilmesine, sahillerin doldurularak yağmalanmasına, yağmacılara fon oluşturmak için kıdem tazminatlarımıza el koyulmasına “hayır” demek için yürüyoruz.

İsyanla, düşle, aşkla, cesaretle yürüyoruz…

Ethem’le, Ali’yle, Ahmet’le, Ferit’le, Mehmet’le, Abdocan’la, Medeni’yle birlikte yürüyoruz.

Doğayla barışık; yaşam alanlarımız ve geleceğimiz hakkında söz ve karar sahibi olduğumuz demokratik bir kentte eşit biçimde yaşama talebimizi haykırmak için yürüyoruz.

22 Aralık saat 12:00’de Kadıköy’de “İstanbul Bizim!” demek için buluşuyoruz.

YOLUMUZ UZUN, BİRLİKTE YÜRÜYORUZ!