Bulgaristanda “Soya Dönüş” isimli asimilasyon süreci, yeni belgelerle kitaplaştırıldı.

Pomakların asimilasyon belgeleriSofya “Sv. Kliment Ohridski” Üni­ver­sitesi’nde “DS’nin Arşivleri” adı altında Dosyalar Komisyonu tarafından neşredilen eski rejim dönemine ait belgeler serisinin 12.’sinin tanıtımı geçtiğimiz haftalarda,yapıldı.

12. sayının özelliği ise, yayınlanan belgelerin 2 cilt halinde çıkmasıdır. Ciltler: “Devlet İstihbaratı (DS) – Adların Değiştirilmesi – Soya Dönüş Süreci” başlığı ile yayınlandı. Tüm Pomaklar çok iyi hatırlayacaktır bu şiddet ve katliam sarmallarıyla Müslüman Pomakların isimleri zorla değiştirilmeye başlanmış,karşı çıkanlar sürgüne yollanmış yada katledilmişlerdi.

Dosyalar Komisyonu, eski rejim döneminde faaliyet gösteren Devlet İstihbaratı’nın (DS) ülkedeki Müslüman Pomak halkına yönelik “Soya Dönüş ”  [Asimilasyon süreci] kampanyası ile ilgili dosyalarda yer alan bilgilerden derlenip iki ciltte toplanan yeni belgelere yer verdi. Dosyalar Komisyonu’nun yayınladığı belge içerikli ciltlerin her biri 500 sayfadan müteşekkil. Geliştirilmiş elektronik varyantı da bulunan arşiv belgelerinin toplam sayfa sayısı 2 bin 800. 430 belgeden 170’i ise ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

İlk ciltte 1945-1985 yılları ele alınıyor ve Bulgaristan’da Müslüman Pomaklarin yapay yollarla kendi özünden uzaklaştırılma çabaları anlatılıyor. 1986-1990 dönemini konu alan ikinci ciltte ise, Müslüman Pomakların ve kamuoyunun uluslar arası çapta yankılanan tepki ve protestolarına yer veriliyor. Dosyalar Komisyonu, bu belgelerin şimdiye kadar hiçbir yerde yayınlanmadığını açıkladı. Kitap tanıtımında konuşan ve ciltleri hazırlayanlardan biri olan Rositsa Markova, Müslüman Pomakların “gelişmiş sosyalist toplumuna” kültürel olarak “entegre” olmalarının daha 1940’lı yıllarda başladığının altını çizdi. 1950’li yıllarda pasaportların  değiştirilmesi suretiyle isim değiştirme çabalarının baş gösterdiğini kaydeden Markova, 1960’lı yıllarda dönemin içişleri bakanının “Müslümanlık unsurlarının kaldırılması” emriyle insanların giyim tarzına, geleneklerine ve en sonunda da isimlerine dokunulduğunu söyledi. Markova isim değiştirmek için esas kararın 1970 yılında alındığını kaydetti.
Ciltlerde, o zamanki içişleri bakanlığı’nın (MVR) elemanlarına nerede nasıl davranmaları gerektiğine dair talimatların bulunduğu evraklara da yer veriliyor. Belgelere göre Vatan Cephesi (Oteçestven Front) yönetiminin, 1947 yılında “Azınlık Raporları”nda ele aldığı azınlık konusuyla ilgili propaganda araçlarının devreye girmesi için planlar yaptığı görülüyor.

İkinci ciltte yer alan belgelerde, bazı kişilerin özel hayatlarının da konu alındığı göze çarpıyor. Bunlardan birinde, : “…Açıktan isim değiştirme sürecine karşı çıktığı için, iradesi kırılarak kendisine psikolojik baskı yapılması lazım…” şeklinde direk kişiler bazında asimilasyon politikalarının uygulamaya konulduğu net bir şekilde ortaya konuluyor ve itiraf edilmiş olunuyor.