2.Dünya Savaşı’nın ‘Fesli Naziler’i

2dunya-savasinin-fesli-nazileri25eb9ef4df124070e5f0Modern dönemde İslam’ın Batı Avrupa’da kayda değer bir varlık göstermesi İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki göçlerle beraber gerçekleştiğinden Müslüman toplulukların, özellikle de siyasal İslamcı hareketlerin iki Dünya Savaşı arasında Avrupa’da kurduğu ilişkiler genellikle çok fazla dikkate alınmaz. Oysa, Doğu Avrupa’daki eski Osmanlı topraklarında yaşayan binlerce Müslüman, Nazi işgalini yaşamıştır. Bu Müslümanların binlercesinin Nazilere karşı savaştığı biliniyor.

Örneğin Josip Broz Tito’nun Partizan ordusunda 15 bin Müslüman olduğu tahmin ediliyor. Bunların arasında Süleyman Filipoviç ve Pozderaç ailesi gibi Yugoslav devrim mücadelesinde önemli rol oynayan Boşnaklar da var. Aynı şekilde Yunanistan’daki anti-faşist mücadelede de çok sayıda Pomak ve Türk’ün yer aldığını söylemek mümkün.

Diğer taraftan Bosna Hersek, Makedonya ve Batı Trakya gibi Müslüman ağırlıklı bölgelerde Müslümanlar, Nazi işgaline destek vermezken örgütlü siyasal İslamcılık’ın Nazi rejimiyle enteresan ilişkiler kurduğunu görüyoruz. Özellikle Bosna’da Alman ordusuna katılarak İkinci Dünya Savaşı’nda yer alan “fesli Naziler” bunun en çarpıcı örneği.

sshancer‘SS HANÇER’ KURULUYOR

Varılan anlaşmaya göre Müslüman Boşnak askerleri, Alman ordusu Wehrmacht’ta eski Avusturya-Macaristan ordusundaki haklara sahip olacaklardı. Namaz kılmakta ve fes takmakta özgürdüler. Bölüğün resmi üniformasında da üzerinde Nazi kartalı olan fes vardı. Himmler, yine Lepre’ye göre, bölüğün yalnızca Müslümanlardan oluşmasına özel önem gösteriyordu. Alman ordusu, Bosna-Hersek’te varlığını hissettirmeye başladığında onların militan toplamasına yardımcı olanlar yine siyasal İslamcılardı. Kumandan Muhamed Hacıefendiç ve reis-ül-ulema Hafız Muhamed Panca, Nazilerin bölüğe asker toplamasında başrolü oynadı. 13. Bölük, nam-ı diğer SS Hançer (Handzar) böylece Wehrmacht’ın 369. alayının bir parçası olarak ortaya çıktı. Ancak Müslümanlarda Wehrmacht’ın parçası olarak kurulan 13. Bölük’e katılma konusunda hâlâ gönülsüzlük vardı. Naziler ve işbirlikçisi Siyasal İslamcılar, bu gönülsüzlüğü aşmak için Yahudi kartını oynadı. Filistin’de ciddi bir etkiye sahip olan Kudüs Müftüsü Hacı Emin-el-Hüseyni, 1943’te Yugoslavya’ya davet edildi. El-Hüseyni ve Naziler, anti-Semitizm kadar anti-Komünizm konusunda da hemfikirdi. Daha önce Roma ve Berlin ziyaretlerinde bulunan El-Hüseyni, Partizanlarla İslamcılar arasındaki çatışmaları “İngiltere ve Sovyetler’in desteklediği haydutların Müslümanlara zulmü” olarak nitelendiriyor, Saraybosna ziyareti sırasında Müslümanlardan Nazilere destek koparmaya çalışırken, Nazilerin girişmek üzere olduğu Yahudi katliamlarına da sempatisini gösteriyordu. Müftünün ismi daha sonra Nürnberg Duruşmaları’nda da geçecek ve Adolf Eichmann’la Yahudi katliamı konusunda görüşmeler yaptığı ifadelerde yer alacaktı.

Dağhan IRAK

[superbutton link=”http://www.evrensel.net/haber/88989/2dunya-savasinin-fesli-nazileri.html#.VEOXk_l_t0x” title=”” image=”” class=”sprbtn_lightgray” target=”_blank” rel=””]Kaynek ve Yazinin tamami[/superbutton]