Dünden Bugüne Pomaklar


Rodop Dağlarında yaşayan Pomakların yaşadığı bölge, 1885’te Osmanlı İmparatorluğu ile Bulgaristan arasında bölünmüş, daha sonra da 1912’de Bulgaristan ile Yunanistan arasında bir kez daha bölünmüştür[1]. Pomaklar bugün Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Dilsel yönden, Sırpça konuşan Boşnaklardan ayrılan Pomaklar, yine dilsel farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda Türklerden de ayrılmaktadırlar.
   

        Balkanlarda yaşayan hiçbir Müslüman toplumun kimliği Pomaklarınki kadar sorgulanmış değildir. Mary Neuburger’in bir Bulgar dergisi olan Sega (Şimdi)’dan aktardığı fevkalade bir hikaye, bunun belki de en güzel ispatıdır. Hikâye, Rodop Dağlarındaki bir Pomak köyünde geçer. 1912-1913 Balkan Savaşları esnasında köyde yaşayan Hasan, savaş esnasında bir politika haline gelen Müslümanlaşmış Bulgarların tekrar özlerine döndürülmeleri projesi gereğince ismini Dragan olarak değiştirmeye zorlanmıştır. I. Dünya Savaşı öncesinde politik durum değişince, Dragan da eski ismi Hasan’ı geri alabilmiştir. 1930’ların sonunda tekrar Dragan ismini almaya zorlanan Hasan, 1944’teki faşist politikanın son bulması ve komünistlerin devrinin başlaması ile ismini geri alabilmiştir tekrar. Ancak bu defa 1960’larda milli entegrasyon uygulamaları tekrar Hasan’ı zora sokmuş ve ismini Dragan olarak değiştirmeye zorlamıştır. Kasım 1989’da komünizmin Bulgaristan’da çökmesi ile altı defa ismini değiştiren Hasan, son defa kendi ismini kullanmaya hak kazanmış ve bu hakkı da kullanmıştır[2].      

        Bu örnekte bariz bir şekilde görüldüğü gibi Pomaklar, Balkan tarihinde kaderleri ve kimlikleri ile oyuncak gibi oynananların arasında birinciliği alır. Pekiyi, Pomaklar kimdir, sorusuna verilecek cevaplar çeşitli ve bir o kadar da netlikten uzaktır.         

        Pomakların Güney Slav diyalekti kullanmalarının, onları Bulgar ve Makedonlara yakın kıldığı görüşü hâkimdir. Yaşadıkları bölgenin dağlık ve çoğu zaman ulaşılmaz olması bu insan topluluğuna çeşitli adlar verilmesine sebep olmuştur. Arkhanlar, Torbeşler ya da Poturlar (özellikle Makedonya’da), Bulgar-Müslümanları, Makedon-Müslümanları, Müslüman Sırplar, Pomak Türkleri… Bu listeyi uzatmak mümkündür. Bu topluluk Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle kavramsal bir kaos içinde kaldı. Bu insanların hangi milliyete ait olduğunun betimlenmesi sorunu ortaya çıktı. Tüm komşu milletler tarafından “bunlar bizim milletimizdendir” diye sahip çıkılması hiç de sürpriz olmadı[3].

        Makedonya üzerinde yaptığı çalışmada Adrew Rossos, Osmanlıların bölgeye gelmesinin ardından bölgede kalan Slav Makedonlar arasında İslamiyet’in yayıldığını ifade eder. Ona göre, bunlar dillerini korumakla birlikte ve bazı dinsel gelenekleriyle kültürel özelliklerini tam olarak yitirmediler. Doğu Makedonya’da dinlerini değiştiren bu Makedonlar “Pomak” adıyla, Batı’dakiler ise “Torbeş” adıyla anılmaktadır ve günümüzde halen varlıklarını sürdürmektedirler[4]         

        Yerasimos ise 1991 yılı istatistiklerini incelediği çalışmasında, istatistiklerde Müslüman diye geçenlerin çekirdeğini, Pomak adıyla da anılan İslamiyet’e geçmiş Slavların oluştuğunu ifade ederken Pomaklar hakkındaki fikrini de belirtmektedir. Ona göre bu adlandırma şekli, konjonktürün gereğine göre Türklerin ya da Arnavutların sayısını düşük göstermek için yapılan manevralarla açıklanabilir[5].    

        Carol Silverman, Pomaklara ilişkin yaptığı çalışmada, Pomakların XVI. XVII. yüzyılda Osmanlılar döneminde Müslümanlığı kabul etmiş Bulgarlar olduğunu ifade etmektedir[6].  

        Constantine Stephanove’un “The Bulgarians and Anglo-Saxondom” adını taşıyan 1919 tarihli çalışmasında, Pomakları Türklerin baskısı ile 17. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i benimsemiş ve halen Bulgarca konuşan halk olarak tanımlamaktadır[7].   

        Antropolog ve etnograf Asen Balıkçı’nın çektiği 2 Pomak portresinin yer aldığı videoalara ilişkin yazılarında Fadwa el Guindi ve Andrei Simic de benzer görüşleri savunarak Pomakları Rodop ve Pirinlerde yaşayan, Osmanlı döneminde İslamiyet’i seçmiş olan Hristiyan Slavlar olarak tanıtmaktadırlar. American Antropologist’te yayımlanan yazıda, Pomaklar, bir yandan din yönünden Türkler ve Müslüman Çingenelerle ortak özellikler taşırken öte yandan etnik ve dilsel özellikleri ile Bulgarlarla aynı özellikleri gösterdikleri ve bu ikiliğin, onların folk kültüründe ve dinsel ayinlerinde de kendini belli ettiği ifade edilmektedir[8].   

        Yunan tezine göre Pomaklar, Slavofon İslamlaşmış Yunanlılardır. Onlara göre antik Trakların Yunanlılarla kaynaşması ile Pomakların ataları arasında bağ vardır. Pomakların dilleri ile Yunanca arasında bağlantı kuran çalışmalar da yapılmıştır. Buna göre modern Yunancada kullanılmayan ve eski Yunancada var olan pek çok kelime, Pomaklar tarafından kullanılmaktadır[9].      

        Türkler tarafından benzer argümanlar kullanılarak Pomakların Türk olduklarına dair pek çok çalışma yapılmıştır.     

        Memişoğlu’na göre 1034 yılından itibaren Peçenek ve Kuman Türkleri Rodoplar, Batı Trakya ile Pirin ve Vardar Makedonyası bölgelerine, hatta İstanbul surları önüne kadar inerek Bizans’la mücadeleye girişmişler,  1054’te yapılan antlaşmayı takip eden otuz yıllık süre içerisinde bugünkü Pomakların ataları olan Kuman Türkleri genel demografik yönden Rodoplar, Batı Trakya, Ege, Prin ve Vardar Makedonyasıyla Tuna boyunda hâkimiyet kurmuşlardır. Batı Trakya Rodop ve Pirin bölgelerinin dağlık kesimlerinde bir hayli Kuman Türk boyu kalmıştır. Onlar 1091 yılından Osmanlıların Rodoplara geliş tarihi olan 1358’e kadar 267 yıl bu topraklarda hayat sürdürmüşlerdir. Aynı zamanda bu bölgelere Anadolu’dan Bizans Devleti tarafından iskân edilmiş bir çok Türk boyunun da burada ikamet ettikleri bilinmektedir. IX. ve XIII. yüzyıllarda bir taraftan Slavların ve diğer taraftan Latinlerin, Batı Trakya ve Rodoplar ile Makedonya eyaletleri üzerinde ciddi bir hakimiyet kurmalarını önlemek için Anadolu’dan, Babeki ve Çepnilerin, özellikle Konya’nın bazı kesimlerinden birçok Türkmen kabilelerinin gayet tavizkar tekliflerle bu yörelere götürüp iskan ettirdikleri bilinmektedir. Hatta IX. yüzyılda bile Bizans kaynaklarında “Vardarlı Türkler” adıyla zikredilen bazı Türk grupların, Ohri ve Selanik dolaylarına yerleştirildikleri bilinmektedir[10].     

        Rodoplar, Pirin Makedonyası ve diğer bölgelere yerleşen Kuman Türkleri arasında İslamiyet büyük ölçüde Osmanlıların Balkanları fethetmesinden önce Anadolu Türkleri ve tarikat mensupları tarafından yayılmıştır. Bu nedenle Osmanlılar 1358’de Edirne üzerinden Rodoplara fütuhat hareketlerine giriştiklerinde bu bölgeye asırlar önce yerleşmiş olan Kuman Türklerini karşılarında Müslüman olarak bulmuşlardır. Doğu Rodopların Soğucak Köyü’ndeki bir camiinin kitabesinden camiinin, İstanbul’un fethinden evvel 1430’da yapıldığı yazmaktadır[11].

        Pomak kelimesi Slavca’da “Pomaga”, “Pomagace” (yardım-yardımcı) kelimeleriyle karşılanmaktadır. Memişoğlu’na göre bu isim Kuman Türklerine, fetih esnasında Osmanlılara yardım etmelerinden dolayı Slavlar tarafından verilmiş bir isimdir[12].

Pomakların kendileri için aralarında kullandıkları isim olan Achrjani (Ahriyani) kelimesinin Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu ve Rumeli fetihlerinin gerçekleştiği dönemlerde önemli hizmetler gören ahilerden gelmiş olması da ihtimal dâhilindedir. Türkler, Rodoplarda Türk adlarını taşıyan Batak, Hasköy, Mestanlı, Darıdere gibi pek çok yerleşim yeri oluşturdukları gibi son dönemlere kadar Pomakların çoğunlukla oturdukları yerlerden biri olan Ahi Çelebi adını taşıyan bir şehir de kurmuşlardı. Bu isim Jirecek tarafından “Achyr Celebi” olarak verilmiştir. Bir kısım Bulgar yazar da bu isimlerin kullanıldığını belirtir, ancak bu kelimenin Bulgarcada bir karşılığını bulmak mümkün değildir[13].     

        Seyyahların bölgeye yapılan seyahatlerini anlattıkları seyahatnameler konunun aydınlatılmasında bazı ipuçları verebilir. 1712 yılında Fransız Seyyah Paul Lucas seyahatnamesinde, Filibe ve Drama arasında Paşmaklı isimli köyden geçerken, burasının oldukça dağlık ve yeşillik bir bölge olup Müslüman Türklerden oluştuğunu, ancak buradaki Türklerin kendi dillerini bilmediğini belirtir. Kendi dilleri yerine konuştukları dilin Bulgarca ve Yunanca kelimelerle karışık bir Slav diyalektiği olduğunu söyler[14].     

        Pomak kelimesi ilk defa 1839’da Ami Boué tarafından yapılan çalışmada geçmektedir. Balkan Yarımadasındaki çalışma gezisinde Selvi, Lofça çevresinde bazı köy ve kasabalarda Pomakların oturduğunu, bu sebepten ötürü bu köylere Pomak nahiyeleri adı verildiğini belirtmektedir[15].    

         Pomak kelimesi, Osmanlı Devleti’nin son döneminde de zikredilmektedir. 15-16 Ağustos 1913 tarihli İkdam gazetesinde Bulgarların Müslüman ahaliye uyguladığı vahşete ilişkin yayımlanan yazıda “… Pomak köyleri ihrak edilmemiş, ekserisinin eşyası da yağmadan kurtulmuştur…” denilmektedir[16].     

        Süleyman Kani İrtem’in anekdotu oldukça ilginçtir. Süleyman Kani Bey, Drama Sancağı’nda Rupçoz kaymakamı olduğu sırada, jandarma tensikine memur İngiliz zabitlerinin Pomakları Müslüman Bulgar saydıklarını, kazada dışarıdan gelmiş birkaç memurdan başka Türk bulunmadığını amirlerine yazdıklarını öğrenmişti. Kaza Müslümanlarının aralarında Pomakça -konuştuklarını vurgulayan Süleyman Kani Bey, bir gün yerli bir Nahiye müdürüne aralarında niçin Türkçe değil de Pomakça konuştuklarını sormuş “- Ne yapalım efendim? Dinimizi değiştirdik ama dilimizi değiştiremedik” yanıtını almıştır[17].         

        Bölgede Osmanlı yönetiminin ortadan kalkmasından bir süre sonra kurulan Yugoslavya’da “Müslüman” terimi, Osmanlı hâkimiyeti döneminde İslam’ı benimsemiş Slavların soyundan gelen kişileri betimlemek için kullanıldı. Müslümanlar 1971 yılından itibaren nüfusun yaklaşık %9’unu oluşturan ayrı bir “Yugoslav ulusu” olarak resmen kabul edilmişlerdi. Müslümanların içinde yaklaşık 40.000 ya da daha fazla Makedonca konuşan Müslüman bulunduğunu söyleyen Poulton, bunlara genellikle “Pomak” dendiğini söyler. Ona göre Pomaklar, Osmanlı döneminde din değiştiren Sırpların veya Hırvatların tersine Makedonyalıların soyundan gelmektedir[18].     

                    Farklı Müslüman grupların kimliği konusunda ortaya çıkan karışıklık Balkanlarda dinin etnik farklılaşma bakımından taşıdığı muazzam önemi bir kez daha gösterir. Torbeşler, Pomaklar ya da Poturlar olarak bilinen gruplar bu durumu daha açık bir biçimde ortaya koyarlar. Sonuç itibariyle Pomakların kökenine ilişkin rivayetler çok çeşitli olmakla birlikte henüz tam olarak aydınlatılabildiğini söylemek doğru olmaz. Ancak bu Müslümanlar geçmişte, bölgedeki Müslümanlarla, özellikle de Türkler ile özdeş idiler[19].     

        1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı, Balkanlarda yüzyıllardır süren Osmanlı hâkimiyetinin büyük ölçüde sona ermesine neden olmasından ötürü, hem Osmanlı İmparatorluğu tarihi hem de Balkan devletlerinin milli tarihleri açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarih, bir imparatorluğun tasfiyesi ve yeni devletlerin oluşumunun ötesinde, Müslüman halkın elinden topraklarının alındığı bir parçalanma ve siyasi coğrafyanın yanında beşeri coğrafyanın da zorla değiştirilmesi olayıdır[20]. 

        XIX. yüzyılda Balkan halkları, Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsızlık süreçlerini başlattılar. Bu süreçte en büyük destekçileri hiç kuşkusuz Osmanlı Devleti üzerinde birbirlerinden farklı amaçları olan Batılı ülkelerdi. 1878’e gelindiğinde bu Balkan halklarından bir kısmı kendi devletlerini kurmayı başardılar. Ancak kurulan yeni devletlerin sınırları, kendilerinden çok Batılı devletlerin istekleri doğrultusunda çizilmişti. Artık bağımsız devletlere sahip olan Balkan halkları, asıl hedefleri olan Ortaçağ “devletçikleri”nin sınırlarına ulaşmak için çaba göstermeye başladılar. Ancak bu hedeften önce kendi sınırlarında homojen bir millet oluşturmak zorundaydılar. Bu noktada Osmanlı yönetimi tarafından özenle korunmuş olan dinsel kurumlar, yeni devletlerin elinde bir araç haline geldiler. Dinsel farklılıkları ortadan kaldırmak maksadıyla, devletlerinin içinde bulunan diğer dinlere mensup insanlara karşı baskı, göçe zorlama ya da asimile etme gibi yöntemler, sıradan uygulamalar haline geldi.     

        XIX. yüzyıldan bu yana ulus-kimlik inşasında kullanılan bu politika ne yazık ki XX. yüzyıl boyunca da Balkan tarihine damgasını vurdu. 1878’de Bulgaristan’da yaşayan Pomakların sayıları 500.000 iken bu rakam 1934’te 134.000’e düştü. Bunların büyük bir kısmı Türkiye’ye göç etti[21].    

        II. Dünya Savaşı sonrasında Bulgaristan’da rejim değişikliğine gidildi ve ülkede komünist bir dönem başladı. Bu yıllarda işgücüne büyük ihtiyaç duyan Bulgaristan, bir taraftan Türk göçünü engelleme çabasındayken, bir taraftan da Türk sosyal kurum ve topraklarına el koyarak huzursuzluk ve göç isteğini arttırma gibi çelişkili bir tutum sergiledi. Özellikle 1947 sonrası artan baskı politikaları, Türk azınlık üzerinde infial yarattı. Uygulanan asimilasyon ve etnik temizlik hareketleri neticesinde 1949-51, 1968-79, dönemlerinde peyderpey göç hareketleri yaşandı. 1942’de başlayan Pomakların adlarını değiştirmeye yönelik girişimler, 1960, 70 ve 80’lerde devam ederken 1980’lerde 298.000 Müslüman Çingene’nin, Gagavuz ve Pomakların adının değiştirilmesi, sosyal ve ekonomik sıkıntılar, baskılar ve katliamlar 1984 kışında 140.000 kişinin öldüğü ve 400 kişinin Belene’ye sürüldüğü, bir çok ailenin yerlerinden edildiği 1989 göçüne yol açtı[22].

Bulgar yönetimi bu dönemde benimsediği “Yeniden Kültürel Doğuş-Restorasyon Projesi” çerçevesinde, Bulgarlaştırma adı altında, toplam 9 milyon nüfusu olan Bulgaristan’daki Türk etnik azınlığa karşı planlı ve çok sert bir dozda uyguladığı etnik ve kültürel soykırımdan Pomaklar da nasibini aldı. Sadece, Ağustos 1989’da 300.000’i olmak üzere 1984-1989 arasında toplam 360.000 Türk göçe zorlandı[23].      

        Bulgarların Pomaklara karşı tutumu bu şekilde gerçekleşirken Yunanistan farklı bir tutum izledi. Yunanlı araştırmacı Manolis G. Varvounis, Bulgarların, Pomaklarla ortak bir milli, dilsel ya da kültürel bir bağ kurarak Bulgarlaştırma yoluna gitmesinin nedenini Pomakların, Türklerin toprak taleplerinde bir köprübaşı vazifesi görmesini engellemek amacını taşıdığını belirtir. Yunanistan’da Batı Trakya’da da Pomakların Türkçe öğrenmeye zorlandıklarını dile getirir[24].

Bu ifadenin nedeni bize göre Yunanistan’ın Türk azınlığa karşı baskıcı eylemlerini sürdürürken Pomakları ayrı bir millet olarak nitelendirerek Türk azınlığın sayısını az gösterme politikasının bir ürünüdür. Bu amaca hizmet etmek için Ömer Turan’ın belirttiği gibi Yunanistan’da Gümülcine Demokritus Üniversitesi’nde sadece Pomak dili ve kültürü konusunda çalışmalar yapmak üzere, Pomakça bir bölüm açıldı. Yunanca-Pomakça sözlükler çıkarıldı[25].        

        Sonuçta Pomakların etnik kimliğine ilişkin pek çok fikir ve yorum olmasına rağmen bu konunun açıklığa kavuşturulması için daha ayrıntılı ve bilimsel verilerin ortaya konması gerekmektedir. Ancak bu konuda tarihin yazılı kaynakları bize gerekli belgeleri sunamamaktadır. Bu grupların etnik kimliğinin sorgulanması ve ırksal açıdan aidiyetlerinin sorgulanması, Bulgaristan ve Yunanistan örneğinde olduğu gibi ulus-devlet inşası sürecinde kullanabilecekleri bir argüman yaratmaktan öteye gidememektedir.  Dil bilimcilerin ve folkloristlerin konuya ağırlıklı bir şekilde eğilmeleri konunun daha net ortaya konması açısından büyük önem arz etmektedir. 

Nimet Ayşe BAKIRCILAR/ Aralık 2011

 


          [1] Galia Valtchinova; “Folkloristic, Ethnography, or Anthropology: Bulgarian Ethnology at the Crossroads”, The Journal of the Society for the Anthropology of Europe,Volume 4, Number 2, Fall/Winter 2004, s. 19.

                [2] Mary Neuburger; “Pomak Bonderlands: Muslims on the Edge of Nations”, Nationalities Papers, Vol. 28 No. 1, 2000, s. 181.

                [3] Neuburger; a.g.m,  s.182.

                [4] Andrew Rossos;Macedonia and the Macedonians: A History, Hoover Pres, 2008, s.52.

                [5] Stefanos Yerasimos; Milliyetler ve Sınırlar, Çev.: Şirin Tekeli, İletişim Yay., İstanbul 2002, s.41.

                [6] Carol Silverman; “Pomak or Bulgarian: Ethnicity of a Moslem Minority”, Journal of Folklore Research, 21:2/3, 1984, s.224.

                [7] Constantine Stephanove M.A.; The Bulgarians and Anglo-Saxondom, Berne 1919, s. 238.

                [8] Fadwa el Guindi-Andrei Simic; “Pomak Portraits: The Women of Breznitsa (43 minutes) and

        Old Ibrahim’s World (41 minutes)”, American Antropologist, Vol.101, No.4, s.829. Ancak, folklor ya da dinsel ritüellerde görülen çift karakterlilik, pek çok Balkan halkında görülmektedir.

                [9] Paul Hidiroglou; The Greek Pomaks And Their Relation With Turkey, Proskinio  Athens, 1991, s. 29.

                [10] Hüseyin Memişoğlu; Balkanlar’da Pomak Türkleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1999, s.18-20.

                [11] Abdürrahim Dede; Rumeli’de Bırakılanlar (Batı Trakya Türkleri), Otağ Matbaası, İstanbul 1975, s. 160.

                [12] Memişoğlu; a.g.e, s.23.

                [13] A. Cevat Eren; “Pomaklar”, İ.A, C. IX, s.573.

        

[14] Paul Lucas; Voyage du sieur Paul Lucas, fait par ordre du roy dans la Grece, C.l, Paris 1712, s. 250.

                [15] A.Cevad Eren; “Pomaklara Dair”, Rumeli’de Bırakılanlar, Ed: Abdurrahim Dede, Otağ Matbaası, İstanbul 1975, s. 153-154.

                [16] İkdam gazetesinden aktaran Ahmet Halaçoğlu; Balkan Harbi Sırasında Rumeli’den Türk Göçleri (1912-1913), TTK Yay., Ankara 1995, s.11.

                [17] Süleyman Kani İrtem; Osmanlı Devleti’nin Makedonya Meselesi Balkanlar’ın Kördüğümü, Haz.: Osman Selim kocahanoğlu, Temel Yay., İstanbul 1999, s.175.

                [18] Hugh Poulton; Balkanlar; Çatışan Azınlıklar, Çatışan Devletler, Çev.: Yavuz Alagon, Sarmal Yay., İstanbul 1993, s. 49.

                [19] Poulton; a.g.e, s. 68.

                [20] Nedim İpek; Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri, Ankara 1994, s.155-214.

        

[21] Youssef Courbage; “Demographic Transition Among Muslims in Eastern Europe”, Population: An English Selection, Vol. 4, 1992, s.169.

                [22] Nurcan Özgür; “1989 Sonrası Bulgaristan, Bulgaristan Türkleri ve Hak ve Özgürlük Hareketi”,Berlin Antlaşmasından Günümüze Balkanlar, Haz. Mustafa Bereketli, Rumeli Vakfı Kültür Yayınları, İstanbul 1999, s.118.

                [23] Sefa M. Yürükel; Soykırımlar Tarihi I,Near East Publishing, Mersin 2005, s. 74-78.

                [24] Manolis G. Varvounis; “Historical and Ethnological Influences on the Traditional Civilization of Pomaks of the Greek Thrace”, Balcanica, XXXIV, Belgrade 2004, s.269.

                [25] Ömer Turan; Rodop Türklerinin 1878 Direnişi, TTK Basımevi, Ankara 2000, s.19-20.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail