Meandros Kitaplığından: “Yoran’dan Didim’e”

Meandros Kitaplığından: “Yoran’dan Didim’e”

December 20th, 2011

Meandros Festivali açılışında Didimli müzik öğretmeni Özer Aydoğan çocukluğunun geçtiği, elli yıl önce elektriği suyu olmayan Didim’le ilgili anılarını yazdığı, Didim Belediyesinin desteğiyle çıkan “Yoran’dan Didim’e” adlı anı kitabını kitapseverlere imzaladı.

Aydoğan, köyünün isminin yaşlılara göre Yoran, bazılarına göre Didim resmiyette ise Yenihisar olduğunu yazıyor.
Köyün ilginç tiplerini, o günlerdeki yaşamı aktardığı kitabında, soyadıyla söyleseniz kimsenin tanımayacağı ama lakaplarıyla tanınan insanları yöre şivesiyle yazmış.

Bunlardan bazıları: Hoca Amet, İnek Amet, Milyonluk Amet, Marem Yusuf, Kıtıktı Yusuf, Kukumavcuk Yusuf, Kayranlı, İstanbullu, Bozuk Musa, Koreli Kazım, Gıcı, Kır Bayram, Horoz Ayşe, Cabak Mirem, Tahtalı, Çakal, Solak, Çeyrek Mustafa, Zumbam Yaşar, Çakal Anfe, Lenger Bayram…

520 Haneli köyde, Romanyalı Salih, Arnavut Mazlum, Pomak Nine isimlerini çocuk aklıyla merak edip nedenini araştırdığında, onların 1924’teki mübadele sonucu Yunanistan, Romanya, Arnavutluk ve Yugoslavya’dan geldiklerini ve o zamanki adıyla Yoran’ a yerleştirildiklerini, 1936’da Bulgaristan’dan ikinci bir göç daha aldıklarını öğrenmiş.

Ayrıca Selanik’ten Romanlar da gelince “Macır Malesi (Muhacir mahallesi)–”Çingen Malesi” diye ayrıldıklarını ancak farklı zamanlarda farklı yerlerden göç eden bu insanların yaşamları, ağızları (bölgeler arası söyleyiş farklılıkları) yemekleri, kültürleri, biri diğerine pek uymasa da zaman  içinde çok iyi kaynaştıklarını, kavga gürültü ,sorun çıkmadığını yazıyor.

Anılarından birinde, öğretmenlerinin ertesi gün okula cam bardakla gelip altına da etiket yapıştırmalarını istediğini yazan Aydoğan, ertesi gün okula gittiklerinde, kocaman bir kazanda süt kaynadığını, ara ara bir çuvaldan toz gibi bir şey alıp , kazanın içine atıldığını ve sürekli karıştırıldığını anlatıyor.

O, toz dediği şey, meğer süttozuymuş. “ABD’den gelmiş. Hemen her evinde inek beslenen köy çocuklarını ABD süttozuyla  besliyor. Bir akıllı büyük de çıkıp ‘Ne yapıyorsunuz? Bunlar evlerinde zaten süt içiyor. Bu da neyin nesi’ diye soramıyor” diyor.”

Kaynarken dibi tutan, yanık sütün kokusunun hâlâ burnunda olduğunu söyleyen Aydoğan, anılarını sorgulayıcı ve akıcı bir dille anlatmış. (LŞ/EZÖ)

* Özer AYDOĞAN, Yoran’dan Didim’e, Meandros Kitaplığı No:1, Yayınevi: KLASİKA, ISBN 978-605-4078-00-4, Fiyatı: Ücretsiz, Didim Belediyesi’nin kültür hizmeti.

**Latife Şencan, sosyolog

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail