Nie sme Pomatsi -II-

Geleneksel Pomak giysileri giymekte olan bu kız çocuğu hiç okul bitirebilecek mi? En yakın Yunan okulu kilometrelerce uzakta Aynı şey Myki için de geçerli. Onlarda metrelik sürüler halinde otlayan keçi ve tavukların arasındaki Arnavut kaldırımı kaplı yollarda ilerlerken doğuya yönelik uydu antenlerin arasındaki balkonlardan meraklı gözlerin izlediği hissediliyor. Bu gözler, geride kalan, çocuk yetiştirmek ve tütün tarlalarında çalışan köyün kadınlarına ait.

Onlar da diğer Rum komşuları gibi Türk dizilerini takip etmekteler ama aradaki fark, altyazıya ihtiyaç duymadıkları için birkaç bölüm önde gitmeleri. Dedikoduya bakılırsa Türkiye makamları köylülere başörtüsü takmaları için yılda 500€ ödemekte imiş ama bunun pek te fazla bir kanıtı bulunmuyor.

Bunlardan biri de Belkıs Basia. Ben ona, bir tatil için Almanya’dan henüz dönen kocası ile yürürken rastladım. Belkıs diyor ki: “Mart ayında erkekler kısa bir süreliğine geri gelirler ama sonra yine yollanırlar. Köyün 500 kişilik nüfusunun çoğu kadındır.” İki yaşındaki ve geleneksel Pomak giysileri giymekte olan kızının elinden tutuyor. Buradaki evlerin durumu kötü. “Yıllardır evlerin tamiratını yapmamıza izin verilmedi!” darken azınlıkların evlerini inşa etmek ya da yenileştirmek için özel bir izin almalarını zorunlu kılan eski bir kuraldan bahsetmekte.

E peki evleri tamir edecek paranız var mı? Diye sorduğumda o, “Çok az!” dedi.

Belkis Basia ve Almanya’da tersanede çalışmakta olan, tatil için henüz dönmüş olan kocası Cihan Emin diyorlar ki: “ Geri geldiğimde babama hayvanlara bakmak için yardım ederim. Bana kimse konuşmasın: Biz organic süt üretiriz, ama parasını alamayız. Büyük Yunan şirketlerine ürünümüzü tedarik ederiz ama onlat bizi soyarlar. Bize para ödemezler. Daha dün değil evvelki gün dediler ki: “Paramız yetmedi. Size ödemeyi peynir ile yapacağız.” Biz peyniri ne yapalım? Hayvanları beslemek için yem lazım. Devlet te yardımcı olmak için kılını kıpırdatmıyor.”

Köyün iki yakasını birleştiren köprünün öte tarafında bir azınlık okulu var. Pomakların içinde bulundukları çıkmaz durumu ön plana çıkaran öğretmen Nikos Kokkas “Azınlık okullarının statüsü ta 1950’lerde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan bir anlaşma ile ile belirleniyor. 1968 Kültürel anlaşması Mslüman Trakyalıların Türkçe eğitim görmesi koşulunu getiriyor.” diyor.
Myki’de öğlen, çocuklar top ya da saklambaç oynuyor. Onlara “Peki ben hangi takımdan olayım? Diye sorduğunuzda “Ya Türk ya Yunan!” diyorlar. Kendileri ise aralarında Bulgarcaya yakın akraba olan Pomakça konuşuyorlar. Azınlık okulunda bazı dersler Rumca öğretilmekte. Ama onlar Bulgar radyosunu dinliyorlar.

“Biz azınlıkların rol modeliyiz ama bu memleket insanları fanatikleştiriyor”

Echinos’tan Aynur gönlünü Türkiye’ye kaptırmış. Onun buradaki evinden İskeçe’deki okuluna gitmesi bir saat alıyordu. O diyor ki: “şimdi ise beş dakikamı alıyor!” Aynur Echinos’tan ama artık gönlünü Türkiye’ye kaptırmış. Kırmızı bir başörtisi takıyor ve kırık dökük Rumcası ile bana İstanbul’daki yeni okulunu anlatıyor. Orada yatılı okulu yılda 1,000€’ya maloluyor. Babası Almanya’da çalışıyor.

Türkiye’ye gitmeye karar verirsen Türk devleti yardımcı oluyor. Köylülerden biri de: ‘Yunanistan’da okumaya karar verirsen giriş sınavlarını geçmeyi daha kolay bulabilirsin ama muhtemelen sonradan okulu terk etmek zorunda kalırsın.’ diyor.

Echinos kadınları diyor ki: “En azından burada hayat İskeçe’den daha iyi. Burada hava iyi, ağaçlar var … Diğer köylerden daha çok sayıda gençler de var. 18 yaşındaki Fatih’te diyor ki: günlük yaşam rutinimiz okul, kafe ve facebook. Alkol dışında köyde istediğimiz her şey var! İskeçe’ye gittiğimizde bazen birkaç içki yuvarlarız.

Ahmed Sianko’da diyor ki: “Eskiden kızlar okula gitmezdi.” Eşi Nurşen Karaholtsa da ekliyor: “1993’te İskeçe’deki devlet ortaokuluna bizim köyden giden bir ben bir de arkadaşım vardı. Diğerlerinin hepsi terketti. Ben de hayata epey bir zorlukla başladım. Bizim ilkokulumuz bize iyi bir temel vermedi. Daha ilkokul birinci sınıftan itibaren üç dilde eğitim görürsen hayata nasıl sağlam adımlarla başlayabilirsin ki?

Echinos’un yerlileri “Biz azınlıklar için rol modeliyiz. Devlete bağımlı değiliz, hiç bir sorun çıkarmayız, komşularımıza saygılıyız. Ama yine de devlet bizim farkımızda bile değil.” diyor. Çocuklar halihazırda üç dil konuşuyorlar. Türkçe, Rumca ve Pomakça. Her ogle molasında okuldan gelip köy camiine Kuran kursuna gidiyorlar.

Öğretmen Kokkas diyor ki: “ Bunlar Müslüman oldukları için devletin Irkçı politikaları sonucu eşit eğitim şansı verilmeyen Yunanistan çocuklarıdır

Echinos’un gençleri diyor ki: “Burada hayat İskeçe’den daha iyi. Etrafına bir bak: Burada hava iyi, ağaçlar var … Diğer köylerden daha çok sayıda gençler de var. Burada herşey o kadar karışık ki neyin ne olduğunu bilemiyoruz. Açık seçik bir fikrimiz yok. Burada Yunanistan’da yaşıyoruz ve kendi dinimizi öğrenmemiz gerekirken aynı zamanda bize Yunancada bir temel verilmesi de lazım… diyor Nurşen. Türkiye’de sanatını öğrendiği müşterinin eşarbına son eklemeleri yaparken… “İngiltere’de eğitimimi tamamlamadan once Türkiye’de dersler aldım!” diyor.

Biri bana ulusal kimliğimin ne olduğunu sorarsa ne diyeceğim? diye soruyor: “Kendimi herşeyden biraz sayıyorum. Biraz Türk, biraz Bulgar, biraz da Rum. Yaşlılar ise ‘Bulgarlarla hiç bir alakamız yok! Diyorlar. Bazen dedem yoldan geçen bir Bulgar gorse ona küfür ediyor. Diyor ki onlar geçmişte bizi katlettyiler. Onların kardeşliği olmaz olsun!” diyor Echinos’lu bir genç. “Ama, onlarla kişisel düzeyde hiç bir problemimiz yok. Yunanistan’da askerliğimizi herkes gibi yapıyoruz ce herkesle iyi geçiniyoruz. Şiyaset bir şey ama hepimizin ortak olduğu bir şey var: Hepimiz para kazanmak istiyoruz. Öyle değil mi?”

devam edecek…

İngilizce aslından çeviri :

Hikmet Pala / Pomaknews Londra

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail