TEKİRDAĞ ÂDETLERİNDEN “BOCUK GECESİ”

Tekirdağ halk kültürünün coğrafî konumu ve tarihi bağlarıyla özel bir konumu vardır. Tekirdağ halk kültürü Orta Asya, Anadolu, İslâmiyet ve ortak Balkan kültürüyle beslenmiş, günümüze gelmiştir.Türkiye ve Balkan ülkeleri, tarihi evrimleri ve çağlar boyu süren ilişkileri sebebiyle bir ortak Balkan kültürü oluşmuştur. Günümüzde karşılaştırmalı yöntemle bu kültür ortaklığının derinlemesine araştırıldığını söyleyemeyiz. Balkanlara Türk göçleri 14.yüzyılda başlamış, 1877′den bu yana göç yön değiştirerek Balkanlardan, Türkiye’ye yönelmiştir. Bu göç günümüzde de sürmektedir. Türk halk kültürü, göçlerle Balkanlara taşınmış, oradaki halk kültürleriyle tanışıp içice yaşamıştır. Geriye dönüşte ortak Balkan kültürü, yeni yerleşim merkezlerine taşınmıştır. Bu iki âdet ritüel kalıntılarıyla örülmüştür. Ritüeller tabiatın bilinmeyen yönlerini simgeler (Kostic, 1972:6-11). Her ritüel bir sembolden oluşur. Yaşanılan dünyayla öbür dünyanın ilişkisine dayanır (Prosic,1976:33-50). Ritüellerde eski dinlere ait izler bulmak mümkündür (Antoijevic,1979:112-115). Önceleri köylü, hayatının düzenli olması,kötülüklerden korunma ve verimi sağlamak için bilinçli olarak bu törenlere katılırdı (Karadağ, 1978:9).Bugün eğlence ön plana çıkmış görünüyorsa da bu iki âdetteki inanmaların, ritüellerin günümüzde de sürmesi ritüellerin tam anlamıyla işlevini yitirmediğini göstermektedir. Bu âdetlerde şenlik, büyü, bolluk, bereket içiçedir. Tehlikeli, anlaşılmaz, ürkütücü, tabiat karşısında güçsüz yaratık insan, büyüden büyük destek görüyordu (Fisher, 1985:37). Taklit,eylem ve toplu katılma doğaya karşı büyüyle korunmadır( Nutku, 1985:17-18). Ritüellerde tabiat ve totemizm kültürü içiçedir (Cajkonovic, 1978:287). Ritüellerin özünde tabiatla barışık olma dileği yatar. Bocuk gecesi ve Sedenka âdetleri ortak Balkan kültürüyle beslenmiş şenliklerdir.Her etkin kültür, kendi düşüncesine, kendi bakış açısına ters düşen durumları ya siler, ya da özellik değiştirerek kendi bünyesinde eritir. Balkanlarda Hıristiyanların bojic, noel, paskalya adıyla yaptıkları bayramla eskiden kışın ölüp, ilkbaharda dirilen tabiat için yapılan bir bayramdı. Hrıstiyanlık inancıyla bu gelenekler bugün, İsa’nın dirildiği gün şeklinde dinî bir bayram karakterine girmiştir (Çay, 1990:5). Bir zamanlar işlevsel niteliği olan bu oyunlar tabiatın çözülmesi oranında ilk çıkış özelliğini yitirerek güncelleşmeye, yeni bakış açısıyla kabuk değiştirmeye başlamıştır. Orta Asya Türk kültüründe totemizm ve şamanizme bağlı, temsili karakter taşıyan şölen gibi ve sistemli ziyafetlerin varlığını biliyoruz (Köprülü, Millî Teb.Mec.,2.cilt:4-5). Türk ve Balkan halk kültüründe, İslâmiyet ve Hıristiyanlık öncesi bahar bayramlarının yapıldığını biliyoruz. Kışın soğuğundan sonra canlanan tabiat, sevinçle karşılanıyor, bu olay kutlanıyordu. Tabiattaki değişiklikler her kültür için, bir dönüm noktasıdır. Mevsimlerin bitişi ve başlangıcı bayramların temelini oluşturur. İnsanlar bu günlerde âyinler törenler ve eğlenceler yapmışlardır. Bu âdetler büyük dinlere de girerek dîni bir nitelik kazanmıştır. Türkiye halk kültürü, tarih boyunca göçlerin, çeşitli kültürlerin, ticaret yollarının, otuzun üstünde devletin kurulduğu birikimin üstüne gelmiştir. Trakya halk kültürü incelemelerinde Balkan kökenli kelimelere rastlanmaktadır. Bu ürünlerin Balkan kültürüyle karşılaştırmalı olarak incelediğimizde, Türk Halk kültürünün ürünleri olduğunu görüyoruz. Bocuk gecesi ve Sedanka Türk halk kültürü ürünleridir. Bocuk Gecesi Balkan göçmenleri tarafından Tekirdağ’a taşınmış bir âdettir.

Tekirdağ’da bocuk gecesinin yapılış tarihi köylere ve kaynak kişilere göre değişmektedir. Tarihler, ocak ayı ortalarında birleşmektedir. Bocuk gecesi Mahramlı (k-1) ve Osmanlı (k-2) köylerinde, eski kasım başından 62 gün sonra , Buzağcı (k-3) köyünde, kışın altmışında, Ortacaköy’de, kışın 72.sinde yine Ortacaköy’de (k-5) eski kasımın sekizinde 61 gün sonra, Çorlu köylerinde (k-6) eski kasımdan sonraki 62.gece, Dedecik köyündeyse (k-7) yılbaşının yirminci gecesi yapılır.Balkanlardaki Hıristiyanların bojic âdetleriyle ilişkisi yoktur. Gecede yapılan âdetler Türk halk kültürünün verimleridir. Bocuk gecesi kışın en sert gecenin simgesiymiş. Bu gece sular donarsa, o yılın bolluk ve bereket içinde geçeceğine inanılır. Kaynak kişiler, bocuk sözcüğünün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Fakat Tekirdağ’da çok şişman kişiler için “bocuk domuzu” deyimi yaygın olarak kullanılıyor. Balkanlarda bocuk gecesini yapan Türkler, göçmen olarak Tekirdağ’a geldiklerinde bu âdetlerini sürdürmüşlerdir. Bocuk gecesinde “Bocuk Karısı, Bocuk Anası veya Bocuk Dede” diye adlandırılan bir varlığın beyazlar giyerek insan görünümünde  gezdiğine inanılır. Bu âdetlerin yapılış nedenlerini araştırdığımızda, özde aynı olmakla birlikte bazı farklılıklar olduğunu gözledik . Bunları köylere göre şöylece sıralayabiliriz. Buğazcı köyü (k-3) inanışlara göre: “Evin bereketinin bol olması, hayvanlarda bol süt, tavuklardan bol yumurta alınması, ağaçların bol meyve vermesi” dileğidir. Eğer bu gece yapılmazsa; hayvanların sütünün
kesileceğine, tavukların yumurtadan kesileceğine, ağaçların meyve vermeyeceğine dair bir inanç vardır. Çorlu köylerindeki (k-6) inanışa göre: Bocuk gecesi “bocuk karısı” nın evleri tek tek gezdiğine inanılır. Bocuk karısı, eğer Bocuk gecesi yapılmazsa çeşitli kötülükler yaparmış. Bu kötülükler şöylece sıralanıyor. Hayvanların sakinliğini alıp, huysuz yapma, hayvanların sütünün, tavukların yumurtasının kesilmesi vb.Mahramlı köyü (k-1) inanışına göre: Bu günlerde Hıristiyanların dini nitelikli âdetleri varmış. Domuz kesip, şarap içerlermiş. Balkanlardaki Türkler, domuz etinin kokusu ölüleri rahatsız etmesin ve açıktaki yiyecekleri mundar etmesin diye, yiyecekler toplanıp, bir eğlence düzenlenerek yenirmiş. Hıristiyanların âdetleriyle bir ilgisi yokmuş. Ortacaköy (k-4,k-8,k-9,k-10) kaynak kişilerine Bocuk gecesinin niçin yapıyorsunuz diye sorduğumda, ağız birliği etmişçesine “Büyükbaş hayvanlarımıza, mahsulümüze bereketi almak için yaparız” dediler. Bu bir bereketin kaçmasını önleme, bereket alma ritüelidir. Bu gece kendi hayvanlarının sütünün, yumurtasının başka hayvanlara gitmesini önlemek ve başka hayvanların sütünün, yumurtasının kendi hayvanlarına geçip bol süt ve yumurta almak için yapılır. Bocuk gecesi, her evde kabak pişirilir. İnanışa göre, bocuk karısı,kabak pişen eve gelip, kötülük yapmazmış. Kabağın yanısıra mutlaka akıtma yapılır. Bocuk gecesine aile halkı, komşular ve akrabalar katılır.

Gece kabak, akıtma, mısır, armut, ayva, keten helvası, kar helvası, çekirdek, nohut, peksimet, börek, un helvası vb. gibi ne varsa yenir. Bocuk gecesi eğlenceleri, geleneksel toplantılar gibi yapılır. Masallar anlatılır, bilmeceler sorulur, maniler, türküler söylenir. Darbuka, tef eşliğinde halk oyunları oynanır. Kızlar kılık değiştirerek, seyirlik oyunlar çıkarırlar.Bocuk gecesinde ritüel nitelikli çeşitli inanmalar ve âdetler vardır.

Bunları köylere göre şöylece sıralayabiliriz:
Ortacaköy’de (k-4,k-8,k-9,k-10) Bocuk gecesi hayvanlar ahır kapısının önüne konan karıştıracağın (fırın küreği, gelberi) üstünden atlatılır.Bu inanma amacı evdeki hayvanların sütünün ve yumurtasının komşu hayvanlara gitmemesi amacını taşır. Ayrıca ahır kapısının üzerine mushaf konarak hayvanlar altından geçirilir. Yine Ortacaköy’de köy içinde adı tek olan, köyde o addan başka ad bulunmayan kişi, Bocuk gecesi evin ocağının bacasından üç kez adını bağırarak söyler. Bocuk gecesinde, Bocuk karısının insan kılığında beyaz çarşaflara bürünerek yaşlı bir
kadın görünümünde gezdiğine inanılır: Bocuk karısı gece boyu bacadan bağıranı ararmış. Bocuk anası (karısı) bağıranı bulursa üzerine işer,bulamazsa çatlarmış. Bocuk karısı bağıran kişiyi bulmak için büyü yaparmış. Ayrıca Bocuk karısı Bocuk gecesinin sabahında, sığırlar giderken tılsım (büyü) yaparmış. Bocuk karısı o hayvanın sütünü kendine alırmış. Fakat büyü bozulunca, Bocuk karısının aldığı süt işe yaramaz, sidik kokarmış. Bir hayvanın sütü kesilirse bunu Bocuk karısının kestiğine inanılır, hayvan okutulur, büyü bozulmaya çalışılır.

Çorlu (k-6) köylerindeki inanışa göre Bocuk gecesi dama (atların, büyükbaş hayvanların ahırları) Kuran konur: Hayvanlar Kur’an’ın altından geçirilir. İnanışa göre eğer bu yapılmazsa, Bocuk Karısı hayvanların sakinliğini alır, sütünü yumurtasını kesermiş

Tekirdağ köylerinde (k-11,k-12) Bocuk gecesinde Bocuk Dedenin gelip yemesi için dama bir tepsi baklava konur. Evin damından Bocuk Dedenin duyup, gelip yemesi için üç defa; -Al Bocuk dede saralia (baklava) diye bağırılırmış, Bocuk gecesinde gece yarısına doğru çeşitli kiyafetlere girilerek komşular korkutulur. Çeşitli kıyafetlere sokulmuş kişiler köyde gezdirilir. Topluluk, müzik eşliğinde veya teneke çalmırak ev ev gezerler. Ritüel niteliklidir.

Ortacaköy’de (k-4,k-9,k-10) Bocuk gecesi, gece yarısından sonra yüzlerini nişastayla boyayıp çarşaflara sarınıp mezardan çıkmış ölü kılığına girerek evleri dolaşıp Bocuk Anası (Karısı) geliyor diyerek komşularını korkuturlar. Yine Ortacaköy’de bir kadının karnı tencere karasıyle boyanıp yüz çizilir. Kadın eline bir kasnak alarak yukarı kaldırır. Kadının üzerine beyaz bir çarşaf sarılır. Karnından aşağıya bir oklava konur, ceket giydirilir. Görünüm korkunç bir hale gelir. Bu kadın, sokak sokak gezdirilir. Yaşlılar Bocuk gecesini bir yılın geleceği olarak değerlendirirler.
Bocuk gecesi toplantıları son yıllarda pek yapılmamaktadır. Bocuk gecesinde Bocuk Karısının hayvanların sütünü, yumurtasını keseceği ya da bollaştıracağı inancı çok zayıflamıştır. Kaynak kişiler Bocuk gecesi inanmalarını günümüzde “kocakarı meselesi” olarak nitelemektedirler. Ama yine da önlemler alınır, mutlaka kabak pişirilir, akıtma yapılır.

Sebebi sorulduğunda “âdettir” denilmektedir. Gençler çarşaflara bürünerek komşularını Bocuk Karısı geliyor diye korkuturlar.

Bocuk gecesinde yenilir, içilir, gecede mani atışmaları yapılır.
Bu atışma geleneği Tekirdağ’da karşılıklı mani söyleme biçimindedir, (k-2)
I. kız Mani maniyi açar
Mani bilmeyen kaçar
Gelin kızlar söyleyelim
Hangimiz üste çıkar

II.kız Manici başı mısın?
Cevahir taşı mısın ?
Bir manicik göndersem
Cebinde taşır mısın ?

I. kız Lambayı yanlış yaktım
Yaktım da cama baktım
Senin için sevdiğim
Cahil başımı yaktım

II. kız Kuyuyu saldım urgan
Sevgilim olmuş çoban
Kepeyle de üşürsen
Yollayayım bir yorgan

I. kız Maniciyim mani yok
Ben öksüzüm annem yok
Başım yastığa düşse
Göz yaşımı silen yok

II. kız Yaş sandık kuru sandık
Yandık Allah’ım yandık
Biz ona gönül verdik
İnsan evladı sandık

I. kız Gel benim Ahmet yârim
Başı selâmet yârim
Annem babam duyarsa
Kıyamet kopar yârim

II. kız Saçlara bak saçlara
Demet urganı gibi
Biz yârimle uymuşuk
Aynı terazi gibi

I. kız Elimde kara bıçak
Sapından tutulacak
Genç kızların günahı
Anadan sorulacak

II. kız Tepside üzüme bak
Biraz da sözüme bak
Eller ne derse desin
Sen benim gözüme bak.

I. kız Uzun uzun pideler
Yâr sevene ne derler
Ölüm var, ayrılık yok
Meyer büyü ederler

II. kız Çantası var kolunda
Gezer sahil boyunda
Bu ne kadar güzellik
Melek mi var soyunda

I. kız Kara çadır is tutmaz
Beylik martin pas tutmaz
Ben bu dertten ölürsen
El kızı yas tutmaz

II. kız Şu dağlar ulu dağlar
Çevresi sulu dağlar
Ben derdimi söylersem
Gök gürler, bulut ağlar.

Bocuk gecesinde mâni atışmasından sonra bilmeceler sorulur ev sahibi sorulan bilmecelere en çok cevap veren kişiye bir hediye verir.
Bu bilmecelerden bazıları şunlardır: (k-7)

Alçacık tepe, cıngıllı küpe (nohut)

Yürür yürür iz etmez
Hızlı gitse toz etmez (yılan)

Ah ne idim ne idim
Samur kürklü bey idim
Eller beni taşladı
Kızgın külde haşladı. (Kestane)

Dağdan gelir, taştan gelir
Tin tin sakallı enişten gelir. (Keçi)

Allah yapar yapısını
Bıçak açar kapısını (Karpuz)

Karası katran gibi
Beyaz peynir gibi
Hop hop zıplar
Köstekli beygir gibi (Saksağan)

Ufacık filtaşı
İçinde beyler aşı
Pişirsem aş olur
Pişirmezsem kuş olur. (Yumurta)

Elin aynası
Kedinin dayısı (Süpürge)

Karşından baktım ağlıyor
Yanına gittim bağırıyor (Şelale)

Karanlık köşede kan oturur (Pekmez)

Seğirttim gittim tepeye
Yular taktım eşeğe (İğne-İplik)

Yeşil vurdum, al çıktı (Kına)

Üstü soğanlık
Altı unluk
Daha altı odunluk (İğde)

Bir soğan dolma
Yavukluma yolla (Çekirdek)

Hanım yatar, bey sokar (ayak, ayakkabı)

Yer altında babam başı (Lahana)

Elemez, melemez
Ocak başına gelmez (Yağ)

Enteşeli menteşeli
Altı karış, dört köşeli (Dokuma Tezgahı)

Bocuk gecesinde türküler söylenir. Kızlar türkü eşliğinde oynarlar.Tef, darbuka veya daire çalınır.
Söylenen türkülerin bazıları şunlardır:

NANELERİ KURUTTUN MU (K-5)

Yaş kuru naneleri kuruttun mu ?
Yâr köye gelmeyi unuttun mu ?
Elime kına yaktım
Kömür karası gibi
Yârimden haber geldi
Ölüm yarası gibi
Yaş Kuru naneleri kuruttun mu ?
Yâr köye gelmeyi unuttun mu?
Saçlarını kesmedim
Uzun öreyim diye
Mahalleden yar sevdim
Her gün göreyim diye
Yaş kuru naneleri kuruttun mu ?
Yâr köye gelmeyi unuttun mu ?
İn dereye dereye
Ne ineyim dereye
Babanın parası yok
Seni evlendirmeye
Yaş kuru naneleri kuruttun mu?
Yâr köye gelmeyi unuttun mu ?

TESLİM DAĞLAR (13)

Rinna esmerim rinna
Rinna sevdiğim rinna
Rinna Teslim dağları
Ah ettikçe erisin
Yüreğinin yağları
Malkara yanmış derler
Hiç bir yeri yanmamaış
Bravo benim yâre
Yine benden caymamış
Rinna esmerim rinna
Rinna sevdiğim rinna
Rinna Teslim dağları
Ah ettikçe erisin
Yüreğinin yağları
Malkara giderken
Dolmuş salladı beni
Yârimin eşi dostu
Düşman belledi beni
Rinna esmerim rinna
Rinna sevdiğim rinna
Rinna Teslim dağları
Ah ettikçe erisin
Yüreğinin yağları
Şu Teslim dereleri
Susuz be yârim susuz
Sensiz geçen geceler
Uykusuzdur uykusuz
Rinna esmerim rinna
Rinna sevdiğim rinna
Rinna Teslim dağları
Ah ettikçe erisin
Yüreğinin yağları

Bocuk gecesinde seyirlik oyunlar oynanır. Oyun çıkarmak âdettir. Gece eğlenceli bir şekilde, geç saatlere kadar sürer.

KAYNAK KİŞİLER
k-1 Hüseyin Sabuncu, Bulgaristan, 55,evli, ilkokul,çiftçi, Mahramlı,1985
k-2 Fatma Bedel, Osmanlı, 57, evli, ilkokul, ev hanımı, Osmanlı, 1985.
k-3 Raif Gürsoy, Buzağcı, 70, evli, ilkokul, Çiftçi, Buzağcı, 1985
k-4 Rıfat Şahin, Ortacaköy, 75, evli ilkokul, çiftçi, Ortacaköy, 1985
k-5 Rahmiye Güven, Ortacaköy, 50 evli, ilkokul, ev hanımı, Ortacaköy, 1985.
k-6 Nebahat Şeker, Çorlu, 53, evli, ilkokul, ev hanımı, Çorlu, 1985
k-7 Hatice Sucular, Dedecik, 65 evli, öğrenimi yok, ev hanımı, Dedecik, 1985.
k-8 Hayriye Güven, Ortacaköy, 50, evli,ilkokul, ev hanımı, Ortacaköy, 1985
k-9 Rahmi Taştekin, Oratacaköy, 55, evli, ilkokul, çiftçi, Ortacaköy, 1985.
k-10 Gülten Uysal, Ortacaköy, 41, evli, ilkokul, ev hanımı, Ortacaköy, 1985.
k-11 Rahmiye İnal, Tekirdağ, 78, evli, öğrenimi yok, ev hanımı, Tekirdağ, 1985.
k- 12 Fevziye Dağdeviren, Tekirdağ, 63, evli, ilkokul, ev hanımı, Tekirdağ, 1985
k-13 Şükriye Işık, Taşumurca, 70, evli eski Türkçe biliyor, evhamını, Taşumurca,
1985.
k-14 Ayşe Karadağ, Bulgaristan, 85, evli, öğrenimi yok, ev hanımı, Karackılavuz.
1985
k-15 Remziye Şentürk, Bulgaristan-Eskicuma, 35, evli, ilkokul Öğretmeni,
Kırkgözköyü, 1985.
k-16 Kadriye Arıcılar, Kumbağ, 45, evli, ilkokul, ev hanımı, Kumbağ, 1985
k-17 Hatice Kurt, Ahmedikli, 65, evli, öğrenimi yok, ev hanımı, Ahmedikli 1985
k-18 Bedriye Güran, Bulgaristan, 61, evli öğrenimi yok, ev hanımı Tekirdağ, 1985

KAYNAKÇA
Kostic, Petar: 1972, Kostic, Preklo Znacenje Godisnjih Obicaja, Beograd.
Prosic, Mirjana; 1976 , Obredna Praska u Srbijı, Teorijsko Hipoteticki Okvir za
proucavanje Poklada kao Obreda Prelaza Etnoloske Sveske I.Beograd
Antoijevic, Drogoslav;1979, Vitanjiske, Brumalije i Savremene Maskirane Povarke
Balkanskih Naroda Balcanica X, Beograd
Karadağ, Nurhan;1978, Karadağ, Köy Seyirlik Oyunları, Ankara
Fisher, Ernest;1985, Sanatın Gerekliliği, Ankara,
Nutku, Özdemir;1985, Dünya Tiyatro Tarihi, İstanbul
Cajkonovic, V.;1978, Mit Religija u Srba Beograd
Çay, M. Abdülhalnk;1990, Hıdrellez Kültür-Bahar Bayramı, Ankara
Köprülü, M. Fuat, Türk Edebiyatının Menşei, Millî Tetebbular Mecmuası

* Türk Kültürü Araştırmaları, Prof. Dr. Şükrü Elçin Armayanı, Y. 29/1-2, Ankara
1993, s. 34-51.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail