ÇOMATA, COMA, KOMAT

Çomata veya Gelin yağlısı, Doğu Rodop geleneğidir.

Düğün, bayram! Kim bunları yaşamamış, coşmamış?!
Kısaca bir açıklama için, sizleri düğünün ilk akşamına götürelim…
Gelin alaydan gelir. Onu, evin baş köşesine oturtacaklar. Kimin yanına en münasip? Tabi ki, en yakın olan kişiye, evin işini-düşünü çeviren biri:

Kaynana!

Yağ-bal gibi gitsin diye aile hayatı, halkımız, bu hassas ilişki ortamı için, yıllar değil, asırlar boyu bunun üzerinde durmuş, onun özünü bulmak için, türlü türlü adetler ve gelenekler yaratmıştır.Bu arada ayrıca, gelin-kaynana ilişkilerini konu eden bir sürü fıkralar ve atasözleri de mevcuttur.

Bazı yerlerde kaynana geline Yağ tatlısı besler, iş gider biter. Kimi yörelerde ise hala köklü bir gelenek hala korunmaktadır.
Dolayısıyla, bu hassas, kimi zaman pamuk ipliği ile bağlı ilişkiler üstüne, Doğu Rodoplar’da Çomata, Comata sofrası, hala yaşatılıyor…

Oyun oynayan kızlar, eltiler, görümceler, komşu hanımları bir ara sofrayı dolaylarlar. Baştan gelin oturtulur, yanına da kaynana. Bir an tüm dikkatler gelin-kaynana üzerine çevrilir. Onları bir birine bağlarlar. Ellerine de birer kaşık tutuşturulur. Kalan hanımlar fır dolayı sofraya dizilir. Değişik, çeşitli yemekler ortaya konulur ve bazı yerlerde gelin, ilk lokmayı ağzına atar, diğer köylerde de kaynana alıp gelinin ağzına lokmayı verir.

Yandan hanımlar da hiç boş durmazlar. Gelin ve kaynananın yediği kaşıkları sayılır, mani atıştırılır, şakalar gırala gider.
Sofradaki yemekler de, o, kadın-hanımcıkların marifeti. Birbirinden üstün mü üstün. Yörede Türklerin yemek marifetlerinin bir sergisine dönüşür gördükleriniz.

Baklava, göz alıcılığı ile, sanki: “Benim üstüme bir başka tatlı olamaz!”der. Baklavanın gizli bir mesajı da vardır:” Bundan böyle bu evde yaşam bal gibi gitsin!” Ah şu pilav, sofraya ne zaman yiyenlerden önce oturmamıştır. Püf, püf o nefis kokusuyla,”Kaşıkları alın hemen, başıma geçin!” davetiyle. Bunun ardından, Allah’ın nimeti, saygı ve güç kuvvet veren bir yemek; pide – misafiri güldüren ve sevindiren padişah yemeği; kapama – Müslümanlığı andıran ve evde bereketliliği ifade eden; karanfil kokulu şerbet – bol bol bardaklara dökülür vb.

Dedik ya, bir mani yarışı ortalığı fetheder gider. Öyle bir maniler ki, gelin kaynana ilişkilerini hem azdan aza sitemli, hem ciddi yanlarını vuran vurgulayan türden.

Kız kaynana, kız kaynana
Doğru otur, yan bakma,
Gelin geldi, can parçası
Onu sen aç bırakma!
Kaynana da, hiç geri kalmadan, fetvasını verir:
Sefa otur Ayşe bacı
Aramıza sokma acı
Bu gün bana, yarın sana
Evine girer yabancı.
Maniler devam eder mi eder:
Köyün minaresinde
Otuz iki basamak,
Gelinin kısmeti var
Burda bulur yaşamak.

Menekşe çiçekleri
döşedi bahçeleri,
bu yıl gelin olanlar
mahalle Ayşe’leri.

Şalvarım pembe bezden
Yarim vazgeçme benden,
Yat yerden bohça geldi
Evde Nişan serildi.

Taşı suya atmayın
Zenginliğe bakmayın
İki gönül aşk dolsun
Samanlık saray olsun.

Çomata yemeğinden sonra gelin kaynana, hala bağlı, ayağa kalkıp çiftetelli oynarlar. Yandan hanımlar türkü söyler:

Bahçelerde lahana
oynar gelin kaynana,
Oynasınlar bakalım
biz araya dalalım.

Hanımlar, yandan bir ağızdan elleriyle tempo tutarak:

“Hop hop kaynana,
zıp zıp kaynana!” tekerlemesiyle eşlik ederler.

Kaynana bebek gibi
görümce şebek gibi
Geline bir bakarsın
süzülmüş ipek gibi.

Küçük evin kilimi
tut kaynana dilini
Akşamı oğlun gelince
kırar kambur belini.

Sen tavuk olamadın mı,
kümese dalmadın mı,
Söylesena be çatlak
sen gelin olmadın mı?

Oyunlar biter gider. Kapıda da iki hanım sındı ellerinde. Onlar, o bağlı uçkuru keser. Genç annelerden biri bebeğini gelinin kucağına verir. O da, bebeği öper ve annesine iade eder. Kaynana geline:
“Kızım, burada gelin olursun, yuva kurarsın, eşine bak, çocuk getirin dünyaya, mutlu yaşa!
O iki hanım da:

Gelin gelin, kınalı gelin,
Al duvaklı, oyalı gelin!
Duvaklığı düştü gelin
Ay yanağın öpüldü gelin!
Duvaklığı tekrar yüzü üstüne çekerler. Gelin gerdek odasına girer. Hanımlar mani söylemeya devam ederler:
Dün akşam annenin yanında
Bu akşam yarin kolunda,
Mekanın hayırlı olsun,
Etrafın çocuk dolsun!

Hanımlar sofrayı toplar. Herkes getirdiği tavayı alıp evine gider.
(Resimde, Stremtsi (Göklemezler köyü) Okuma evi sayesinde yaşlı hanımlar Gelenksel grubu ve Gençler bu geleneği, sahnede canlandırdılar.)

Aktaran : Yusuf Demir

Yazan : Emel Balıkçı – Şakir. Plovdiv...

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail