
Cüneyt Kaşeler kimdir?
[CK]~1970 İstanbul doğumlu Uludağ İktisat mezunu 1994’de Kent Fm’de radyoda yayın yapmaya başlamış ve 2011’den bu yana Lig Radyoda yayın yapmaya devam eden, merak eden ve merakının peşinden giden biridir =)
- Cüneyt Kaşeler, Pomakları hiç duymuş mudur? Eğer cevabınız “evet”se açıklamak isterseniz çok mutlu olurum.
[CK]~Elbette duydum, Boşnaklar gibi Müslümanlığı seçen Slavlar diye biliyorum. Aklıma direkt Bulgaristan geliyor. Ben de Makedonya göçmeni Türk bir ailenin çocuğu olduğum için bu kültüre aşinayım.
- Cüneyt Kaşeler’in sporla akabinde de futbolla ilişkisi nasıl başlamıştır?
[CK]~Babam genelde spor özelde futbol hayranıdır, onun etkisi ile her sporu ama özelde futbolu küçük yaşlarda izlemeye başladım.
- Yolu tuttuğu, sempati duyduğu takımla nasıl kesişmiştir?
[CK]~Aslında babam Galatasaraylı olduğu için beni altı yaşımdan itibaren Galatasaray maçlarına götürüyordu ama ben Fenerbahçeli olmuştum, sebebini bilmiyorum ama kendim bu kararı vermiştim, babam da dönmeyeceğimi anlayınca ısrar etmemişti.
- Futbol izlemeye başladığınız ilk alan/mekân neydi?
[CK]~İlk kez sekiz yaşımdayken babamla Galatasaray maçına gittik İnönü’de sonrasında da Ali Sami Yen’de Galatasaray maçlarına gidiyorduk. Dokuz yaşıma geldiğimde babama beni ya Fenerbahçe maçına sen götür ya da bırak kendim gideyim demiştim ve ilk kez 1979 yılında İnönü stadında Fenerbahçe’yi izlemiştim. İlk Fenerbahçe stadına gidişim de 1983 yılıdır.
- Futbolu TV’de izleyip, tribünlere geçiş yaptıysanız, tribünde ilk izlediğiniz maçı hatırlıyor musunuz?
[CK]~1978 yılı Galatasaray Eskişehir maçı. Yaşareviç iki gol atmıştı.
- Tek başınıza gittiğiniz ilk maç kimin maçıydı ve kaç yaşındaydınız?
[CK~Tek başıma 11 yaşımdayken Spor Sergi Sarayı’nda Beşiktaş – Eczacıbaşı basketbol maçına gitmiştim.
- (Erken yaşta gittiğinizi ön görerek) Peki şimdi sizinle aynı yaşta olan kızınızın, sizin gibi tek başına maça gidebilme ihtimali olur muydu, sizinle aynı şartlarda?
[CK]~Aslında o zaman gidebilirdi ama ailem izin vermezdi herhalde.
- Ben kendi adıma ilk maçıma da sonraki birçok maçıma da yanımda büyüklerle gidebildim. Ekonomik özgürlüğümü elde etsem bile bu durum bir süre değişmedi. Sürekli, birilerinin göz kulak(!) olması gerekiyordu. Sizin yakınınızda kadın taraftarlar için de bu yönde gözleminiz oldu mu?
[CK]~Ben 1970 doğumluyum benim zamanımda kadınlar futbol maçlarına gitmezdi hem kültür böyleydi hem de statlar şimdiki gibi değildi. 2000’ler ile değişti. Son yirmi yılda kendi başına giden çok kadın var, birileri onlara göz kulak olsun diye bir ihtar çevremde olmadı.
- Ben aslında buradan asıl konumuza geçiş yapmak isterim. Tek başınıza gittiğiniz maç ya da sonrası maçlarda tribünde kadın taraftar dikkatinizi çekti mi?
[CK]~Önceki soruda da yazdım seksenlerde statta olduğumuz tribünde tek tük kadın taraftar olurdu onları da parmakla gösterirlerdi. O dönemde basket maçlarına çok sayıda kadın taraftar gelirdi bence o dönem futbola verilen anlamdan dolayı gelmezlerdi, futbola serseriler ya da cahiller gider gibi bir anlayış vardı, bu değişti.
- Tribünde kadın taraftara bakış açınız nedir? Varsa ilk maça gittiğiniz yaşınızdan bu yana, bu bakış açısı yıllara göre değişim gösterdi mi?
[CK]~Elbette çok değişti, benim gözümde kadın ya da erkek taraftar farkı kalmadı artık çünkü aynı tutku hatta daha fazlası kadınlarda var. Kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması ile kendini ifade etmekte de bağımsızlığını kazandığını düşünüyorum. Kimse tribünde benim ilk yıllarımda olduğu gibi “maça kadın gelmiş demiyor” doğrusu ve normali oldu.
- Tribünde argo-küfür kullanımı kadın taraftarın statlara gelmesiyle azalır mı sizce?
[CK]~Bence kadınlar da erkekler kadar argo kullanıyor tribünde, bence özellikle tezahüratlarda yer alan argo betimlemeler toplumun algıladığının aksine küfür anlamı ile kullanılmıyor.
- Bir süredir, erkekleşmiş kadın taraftar, vurgusu yapılıyor, sizin kendi gözleminiz nedir? Cinsiyetçi küfür ya da argo kullanımının kadın taraftarlar arasında da çok yaygın olduğu ileri sürülüyor, hatta buna sığınılıyor. Sizin bu konuda yorumunuz nedir?
[CK]~Katılıyorum, ama az önce söylediğim gibi bu küfürlerin birçoğu cümlede zarf, sıfat, dolgu kelimesi gibi geliyor bana. Ben hiçbir olgunun kadın – erkek diye ayrılamayacağını, iyi ya da kötü olacağını düşünüyorum.
- Erkek taraftarın, benim gözümde birkaç çeşidi var (benim saydıklarım tamamen 22 yıllık, kendi gözlemlerim; çeşitler artırılabilir, azaltılabilir); siz stada (meslek olarak icra etmeye başlamadan evvel), neden gidiyorsunuz, giderdiniz?
[CK]~Benim için tuttuğum takım bir tutkuydu ve orada olarak ona destek olmak bir görev gibiydi. Yıllar içinde bu alışkanlığa dönüştü ve hayatımın bir rutini oldu. Ben özellikle otuzlu yaşlarımdan sonra takımım kazansın ya da kaybetsin fark etmez orada olmak için gidiyordum.
- Toplumun her kesiminden erkeğin, kadın taraftar ile ilgili yorumu, fikri ve anlatacakları var. Biz kadınlar olarak, statlar sanki erkeklerinmiş de onlar lütfederse kadınlar gelebilirmiş, üzerinden yorumlanmasından ve o şekilde davranılmasından çok yorulduk. Erkek gözüyle bu yorumum hakkında ne düşünürsünüz?
[CK]~Bu söylediğiniz ataerkil bir toplumda olmamızın bir sonucu, günümüz dünyasında ve Türkiye’de eğitim seviyesi arttıkça bireyin cinsiyeti saygı ya da erk sebebi olmaktan çıkıyor. Ülkemizde hala söylediğiniz anlayışta olan insanlar var ama bu onların kendi içlerinde çözemedikleri bir kimlik bunalımı. Dünyada hiçbir şey erkeğin malı değildir gözümde ama toplumumuzda her alanda olduğu gibi bu konuda da dediğiniz gibi düşünenler var.
- Mesela, kendi adıma, tribünde “cinsiyetçi küfretmemelisiniz” dediğim birisi bana dönüp, “beğenmiyorsan gelme” diyebiliyor. Yani o alan onun, dilediği gibi davranır, rahatsız olan çekip-gider. Bu düşünce yapısı ile tribünlerde nasıl mücadele edilir? Ya da edilmeli midir? Yoksa gerçekten çekip, gidelim mi =((
[CK]~Bence tribünde yerinizi değiştirin =)) Tribünde küfür olur maalesef, bitmez.
- Taraftarlığınız (hala taraftarsınız tabi ki ama artık biraz daha tanınmış kişisiniz, ben tanınırlığınız daha azken ki zamanlardan bahsediyorum) boyunca, statta yaşadığınız en çarpıcı kadın taraftar deneyiminizi bizimle paylaşmak ister misiniz? (Yanlış anlaşılmak istemem, magazin peşinde değilim. Kadın taraftarla empati kurduğunuz bir deneyiminiz var mı demek istiyorum).
[CK]~Fenerbahçe – Galatasaray arasında oynanan tek maçlık federasyon kupası tek eleme usulü bir maç vardı, Saraçoğlu’nda o zamanki adı ile kapalı tribündeydik yağmurlu bir gündü, erken girmiştik yanımızda oturan bir kadın taraftar vardı ve tek başına gelmişti, maça kadar üç saat civarında bir süre kitabını okudu, maç başlayınca kitabı kapadı ve maçı izledi. Doksan dakika berabere bitince, sistem nasıl penaltılar mı uzatmalar mı diye sordu. Beni sakinliği çok etkilemişti.
- Sizin için “muhteşem, harika, maçın hakkını veren tribün” tanımı nedir?
[CK]~Doksan dakika boyunca maçı takımla birlikte oynayan top rakipte iken korkunç gürültü yapan ve hakemin aleyhte her kararına itiraz eden tribün, basket seyircisini bu anlamda bir adım öne koyarım.
- Harika bir tribün tanımı yaparken, erkek taraftar kadar kadınların da olduğu bir kurgu canlandı mı gözünüzde?
[CK]~Yok canlanmadı.
- Endüstriyel futbolun bugün geldiği noktada, kutuplaşma, ırkçılık, nefret söylemi ve cinsiyetçi tutumların, sportif arenada en kolay sergilendiği alan futbol mudur?
[CK]~“Futbol seyirci ve oyun anlamında dünyada ya da ülkede olmayan bir problemi icat etmez ama ona büyüteç tutar” demişti Erdal Hoş, aynı fikirdeyim.
- Büyük bir takımın başına, bir kadın teknik insan getirilse, sizin aklınıza ilk gelen şey ne olur?
[CK]~Bugüne kadar olmadığı için şaşırırım ama performansına bakarım.
- Kadın teknik insanın, olası başarısızlığında kendisine getirilecek ilk eleştiri “kadın” olması olacaktır, bu fikrime katılıyor musunuz? Peki gelen kadının çok başarılı olduğu bir senaryo hayal edelim. Bu durumda söylenebilecek cümleler sizce ne olur?
[CK]~Elbette büyük sükse yaratır, İngiltere kadın milli futbol takımı teknik direktörü çok iyi bence erkek takımlarında başarılı olur misal.
- Bir zamanlar, “seyircisiz maç” döneminde, sadece kadın ve 12 yaş altı çocukların statlara alındığı bir uygulama vardı. Bu uygulama birçok kadın taraftarın tepsiyle karşılaşılırken, birçok kadın ve çocuk ise uygulamayı destekledi. Sizce, tribündeki şiddet ve olumsuzlukların azalmasına kökten çözüm müydü? Sizin değerlendirmeniz nedir?
[CK]~Kadın ve çocukları cezalı tribüne yollamak çok saçma bir uygulamaydı. Elbette kadınların daha fazla olması tribüne daha iyi yansır.
- Tribünlerimizde ve kadınların olduğu her alanda kadına verilen değer sadece kadın eğer anne, kardeş ya da eş olmak ile ölçülüyor. Yani kadınlar, anne ise, abla ise, eş ise önemli ve değerli. Oysa biz kadınlar, hiç kimsenin hiçbir şeyi iken de sadece kadın olduğumuz için eşit yurttaşlık hakkından yararlanmak istiyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?
[CK]~Benim bu konuya bakışım çok net, hiçbir cinsel kimlik ya da etnik kimlik azınlık olmayı ya da tam tersi karar verici olmayı size doğuştan tanımlayamaz. Kadın olmak da böyle benim için, kadın hakları diye bir tanım olamaz, insan hakları ve toplumsal rolleri vardır gerisi uydurmadır.
- Yurtdışı deneyimlerinizle Türkiye’deki stat deneyimlerinizi kıyaslarsanız, kadın taraftara bakış açısı ve/veya kadın taraftarın tribünlere katılımı ne çeşit farklılıklar gösteriyor?
[CK]~Yurtdışında ve Türkiye’de kadın taraftara bakış değil kadına bakış farkı gözlemleyebiliriz, kadının toplumdaki yeri tribündeki yerini de belirler. Bugün İstanbul’un belirli semtlerinde bile kadının yeri farklıdır aynısı tribün için de geçerli bence.
- Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir konu ya da muhakkak bunu da söyleşmeliyiz, dediğiniz bir şey varsa lütfen belirtiniz.
[CK]~Daha önce de söyledim cinsiyetlerin karaktere ya da söz hakkı olmaya yol açan bir önceliği yoktur olduğunu düşünen varsa ruhsal sorunları vardır.
Bana fırsat verdiğiniz için teşekkür ederim.
Sevgiler-selamlar.
Duygu Doğan / Pomaknews İstanbul /15/12/2025



