
Çok eski zamanlardan beri ‘yılbaşı’ ya da ‘yaz başı’ bayramı olarak kutlandığı bilinmektedir. Özellikle köylerde, halk takvimine göre yıl iki bölüm olarak kabul edilmektedir. Bunların biri yaz, diğeri de kıştır. 6 Mayıs ile 7 Kasım arasındaki 186 gün yaz, 8 Kasım ile 5 Mayıs arasındaki 179 gün de kış günleridir. 8 Kasım’da başlayıp 5 Mayıs’ta sona eren kış günlerine ise Kasım günleri denmektedir.
Đurđevdan (Gergövden) / Hıdırellez Bayramı: Kökenleri ve Gelişimi Bayramın Çıkışı ve Tarihçesi
Đurđevdan ya da Hıdırellez, ilkbaharın gelişini müjdeleyen, tarım toplumlarının çok eski dönemlerinden beri süregelen bir bahar bayramıdır. Mezopotamya ve Anadolu’da M.Ö. III. binyılda bereket tanrısı Tammuz (Dumuzi/Adonis) anısına bahar törenleri yapılması gibi örnekler, yağmur suyu ve yeşilliği simgeleyen bayramların kökenini işaret eder . Bu geleneğin kimi unsurları, İslam öncesi Türk ve Ortadoğu kültüründe Hızır-İlyas figürü etrafında şekillenen yaz bayramlarına dönüşmüştür. Osmanlı takviminde yıl iki ana döneme (Hızır günleri ve Kasım günleri) ayrılmış, 6 Mayıs/23 Nisan tarihi “yazın başlangıcı” olarak kabul edilmiştir . Bu dönemde kışın sona ermesi ve doğanın canlanması Hıdırellez’e bağlanmıştır.
Bayramın şekillenmesinde Hristiyanlık öncesi yerel tanrı ve ruh inançları da rol oynamıştır. Güneydoğu Avrupa’da ilkbahar ve doğurganlık adeti olarak kutlanan Gürcü Mihr ve Perun tanrıları gibi motifler, Hıdırellez’in yerel versiyonlarına yansımıştır. Doğu Hristiyanlığında Ayas Yorgi (Aziz George) kültü bu tarihe denk gelirken, Ortodoks geleneğinde “Yeşil Yorgi” (Green George) adıyla anılan kuşağın simgesi olmuştur . Zamanla Aziz George ve Hızır-İlyas kültleri iç içe geçerek 6 Mayıs’ı Balkanlar ve Anadolu’da ortak bir bahar bayramı haline getirmiştir . Günümüz takviminde Hıdırellez 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanırken, Slav takviminde Roma Katoliklerde 23 Nisan, Ortodokslarda 6 Mayıs (Yeni Takvim) günü olarak anılır.
Dinî Dönüşüm: Pagan’dan Hristiyanlığa ve İslamiyet’e
Đurđevdan/Hıdırellez’in geleneklerinde pagan inançların izleri belirgindir. Etnografik araştırmalar, bu bayramda Hristiyanlığa ait yalnızca çok az öğe bulunduğunu; esas olarak eski inançlardan kalma tılsım, yağmur ve bereket ritüellerinin etkili olduğunu göstermektedir . Balkan Slavları arasında St. George (Aziz George), çobanların ve çiftçilerin bekçisi olarak benimsenmiş; ancak kutlamalar doğrudan aziz mertebesinde değil, doğurganlık ayinlerinde ortaya çıkan şenliklerle örtüştürülmüştür. Örneğin Çajkanović’in çalışmalarında, birçok Balkan kültüründe St. George’un boğa-kurbanı ve bereket tanrı Perun’la örtüştüğü belirtilmiştir . Bu nedenle 23 Nisan/6 Mayıs’ta yapılan törensel uygulamalarda pagan motifleri hâkimdir. Bayram öncesi genç kızların ve kadınların sabahın erken saatlerinde topladığı taze ot ve çiçeklerden ördükleri çelenkler, kapılara asılan yeşil dallar, nehirde yapılan şifa banyoları, çiftlik hayvanlarının otlatılması gibi ritüeller, eski verimlilik ayinlerinin kalıntılarıdır .
Hıristiyanlıkla birlikte, kilise hükümleri genellikle bayramın şeklini değil inancını etkilemiştir. Azize George, özellikle şehir efsanesindeki ejderha öldürücü imgesiyle halk efsanelerine girmiş; ancak bayramın ana temasını oluşturan doğa uyanışı ve bereket ateşleri gibi pagan uygulamalar korunmuştur. Aynı şekilde İslamiyet’in bölgeye hâkim olmasıyla da Hıdırellez gelenekleri İslami renkler kazanmış; Hızır-İlyas inancı bu bayramın merkezine oturmuştur. Osmanlı döneminde Hıdırellez, halk arasında dinî bir zorunluluk olmaktan çok baharın gelişine adanan bir şenlik olarak sürdü. Dönemin şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin fetvalarında bu bayramın dine aykırı olmadığı, içinde eğlencenin ve yeme-içmenin zarar taşımadığı vurgulanmıştır . Böylece Đurđevdan/Hıdırellez, hem Hristiyan hem de Müslüman toplumlarda pagan kökenli törenlerin yeni dinî kültlerle kaynaştığı ortak bir halk bayramı olarak yaşamını sürdürmüştür .
Yeşil Adam İnancı ve Aziz George Bağlantısı
Türkiye ve Balkan folklorunda “Yeşil Adam” kavramı, Hızır/Khidr figürüyle özdeşleşmiştir. Arapçadaki “al-Khidr” (الحِضْر) kelimesi “yeşil” anlamına gelir ve Kur’ânî bir kelamda adı anılmasa da Hızır’ın adıyla ilişkilendirilir . Halk inanışında Hızır, ilkbaharın, su ve yeşilliğin koruyucusu olarak görülür. Doğu Hıristiyanlığında ise Aziz George bazen Yeşil Yorgi (Green George) olarak anılır; bu isim, onun da doğa ruhlarıyla özdeşleştirildiğinin göstergesidir . İslam öncesi Anadolu ve Balkan kültürlerinde yeşil ve su elementlerinin bolluk, bereket ve şifayı simgelediği düşünülür; bu nedenle Hıdırellez (Hızır) ve Aziz George bayramı törenleri, ateşten atlama, yeşil dallar süsleme, çiçek-baharatla yapılan banyolar gibi uygulamalarla kadim Green Man (Bitki Adam) motiflerinin günümüze yansıması olarak yorumlanır . Özellikle Balkanlarda, St. George efsanesinde ejderhayı yenen kahraman imgesinin altında, toprağın uyanışı ve hayatın yenilenmesi gibi çok daha eski bir bereket teması gizlidir. Nitekim antropolojik kaynaklarda, Balkanların birçok yöresinde Aziz George’un kutlamalarının esasen eski Slav tanrı Perun’un ve diğer doğa tanrılarına ait ritual elementleri taşıdığı vurgulanır . Bu açıdan Đurđevdan, Yeşil Adam/Yeşil Yorgi inancının Hıdırellez’le örtüşen bir biçimde yaşadığı, mevsim ve doğa kültlerinin aziz festivaliyle iç içe geçtiği bir bayramdır.
Slav Halklarında Đurđevdan Kutlamaları
Balkan coğrafyasındaki Slav halkları, Đurđevdan’ı zengin halk gelenekleriyle kutlar. Sırbistan’da Đurđevdan, köylerde ailelerin koruyucu aziz bayramı olarak (krsna slava) anılır. Ertesi gün yapılmak üzere gece önce biljni venac adı verilen otlardan ve çiçeklerden çelenkler örülür, kapılar yeşillendirilir. Çocuklar, çiçek suyuyla yüz yıkayıp sağlık dilemeyi adet edinirler . Geleneksel olarak koyunlar yeşil otların bulunduğu meralara salınır; bayram yemeği için bir kuzu kesilir. Bahar bereketini simgeleyen bu ortak et yemeği ve horon danslarıyla şenlik havası korunur.
Bulgaristan’da 6 Mayıs Gergyovden olarak bilinir. Bu gün Bulgar ordusunun günüyken aynı zamanda bahar verimliliğinin de şölenidir. Sabah erkenden kadınlar ve kızlar şifa verici bahar otları toplar, taçlar yapar. Köy meydanında geleneksel horo halk dansları oynanır. Halk arasında, sabah serinliğinde doyasıya otlanmış kuzunun kesilerek kurban edilmesi yaygındır. Bayram sabahı çiy toplamaya gidilir, damlayan çiğden su içmek hastalıklara karşı şifa niyetine kabul edilir; bazı yörelerde su kaynaklarından üçer yudum sessizce su içilir . Tıpkı Sırbistan’da olduğu gibi Bulgarlar da yeşillik, çiçek ve kervansaraylara su getirip ağaçlara dilek kâğıtları bağlayarak hasat ve sağlık diler.
Kuzey Makedonya’da Đurđevdan (Makedoncada Gjurgovden) efsanevi kökeninden çok doğayla iç içe bir bayramdır. İnanışa göre gece boyunca açan taze ot ve çiçeklerle sabahın ilk saatlerinde ot toplanır. Toplanan otlar, iyileştirici kâhinlik ve nazar amacıyla çeşitli dualar ve şarkılar eşliğinde yakılır veya suda kaynatılıp şifa amaçlı içilir . Bilhassa topladığı bazı bitkileri yıl boyunca evinde saklayan insanlar bereket bekler. Ortak sofralar kurulup, elma, yufka, otlu peynir gibi yiyecekler yenir. Cuma günü olan bayramdan önce köy meydanlarında toplanan gençler, o gece ateşler yakın, ateşten atlayarak kötü şanstan kurtulduklarına inanır. Romani (Çingene) toplulukları ise bu bayrama Ederlezi der; evleri yabani bitkilerle süsler, kapı eşiğine yeşil dal bağlar, sabah erkenden gönüllerince şarkı söyleyip dans ederler.
Balkan ülkelerinde ortak tema doğa uyanışı ve verimlilik olduğundan, kutlamalar dinî cemaatlere değişik şekillerde yansır. Örneğin Bosna Hersek’te Müslüman Boşnaklar Jurjev adını verdikleri bu günü hâlen bayram coşkusu içinde yaşarken, Sırp Ortodokslar için Đurđevdan bir yılı açan slava bayramıdır . Bu çeşitlilik, Đurđevdan’ın sadece Hristiyan değil, tüm bölge halklarının ortak bahar geleneği olduğunun kanıtıdır. Törenlerde yaygın olarak uygulanan unsurlar şunlardır:
- Koyun ve Kuzu Kurbanı: Verimlilik ritüeli olarak yılın ilk kuzusu kesilip yenilir .
- Yeşillik ve Çiçekle Süsleme: Evler, evin önündeki çeşmeler ve kilise kapıları yerel otlar ve bahar çiçekleriyle süslenir .
- Su ve Çiğ Törenleri: Ertesi sabah erkenden akan suya girip yıkanmak veya çiğ tanelerinin damlattığı suyu içmek şifa ve temizlenme niyetiyle yapılır .
- Ateş ve Büyüler: Ocaklar yakılır, genç kızlar aşk büyüsü yapmak için kuşak veya ip bağlar; ateşin üzerinden atlamak kötü ruhları kovma sembolüdür .
Bu ritüellerin tümü, bayramı pagan kökenli bir bereket ve doğa bayramı olarak yaşatır.
Anadolu ve Kafkasya’da Benzerlikler ve Farklılıklar
Hıdırellez adıyla bilinen bu bayram, Türk dünyasında da yaygın şekilde kutlanır. Anadolu’da 5–6 Mayıs, Hızır’ın yeryüzüne indiği gün olarak kabul edilir. Eski Anadolu takviminde yılın ilk yarısına denk gelen bu tarih, doğanın uyanmasını ifade eder . Türkiye’nin her bölgesinde farklı ritüellerle görülse de genel motif aynıdır: evler temizlenir, yemek ve tatlılar hazırlanır, evin önündeki yüksek ağaca dilekler bağlanır. Ateşler yakılır; gençler bu ateşlerin üzerinden atlayarak şans dileğinde bulunur. Hıdırellez gecesi kadınlar evin içinde –bazı yörelerde kırda– papatya, biberiye gibi otları kaynatarak şifa ve bereket suyu elde eder. Geleneksel İnançları koruyan bazı topluluklarda Hıdırellez, 12 Ocak civarında ayrı bir bayram olarak da kutlanır; ancak yaygın biçimde bahar mevsiminin kutlamasıdır. Anadolu’da da Hıdırellez ibadeti, Hızır figürünü ön plana çıkarmış; halk arasında İlyas figürü geri planda kalmıştır. Bu gün inananlar, Hızır-İlyas’ın mucizelerine; su, yeşil ve dolunay gibi sembollere inanarak dilek tutar.
Kafkasya’da benzer bayramlar görülür. Örneğin Azerbaycan’da “Xıdır İlyas” veya “Xıdır Nəbi” adıyla anılan gelenek, Mayıs başında bereketi simgeler. Bu bölgede dağlarda otlatılan hayvanlar için Hızır’ın koruyuculuğuna dua edilir; genç kızlar Hıdırellez gecesi rüyalarında evleneceği erkeği görmeye çalışır. Kırım Tatarları ve Kafkas Türkleri arasında Hıdırlez/Hıdrellez terimleriyle bilinen kutlamalar, ateşten atlama, dilek ağacı, suyla yıkama gibi ritüeller paylaşır. UNESCO somut olmayan kültürel miras listesinde Türkiye ve Kuzey Makedonya için “Hıdırellez bahar bayramı” tescillenmiş olması da, bu geleneklerin coğrafi yaygınlığını gösterir. Genel olarak Balkanlardaki Đurđevdan ile Anadolu/Kafkas versiyonları arasındaki farklar daha çok adlandırma ve küçük ritüel detaylarındadır; örneğin Balkanlarda çiğ-banyo ve horon dansları öne çıkarken, Anadolu’da ateşten atlama ve dilek ağacı uygulamaları daha yaygındır . Yine de her iki coğrafyada da amaç aynıdır: kışı uğurlayıp doğanın uyanışını ve bereketin gelişini kutlamaktır.
İbrahim Kenar /2025-05-03
Kaynakça
- Terzić, A., Krivošejev, V. ve Bjeljac, Ž. (2015). Cross-cultural exchange: Saint George’s day customs as a common heritage of Balkan nations. Anthropological Notebooks 21(2), 71–88.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hıdırellez” (Cevdet Kulaksızoğlu ve M. Akif Okşan). Erişim: islamansiklopedisi.org.tr.
- Wikipedia, “George’s Day in Spring” (Erişim: 2025). (Đurđevdan/Kuzeydoğu Avrupa gelenekleri) .
- Wikipedia, “Hıdırellez” (Erişim: 2025). (Hızır ve İlyas bahar bayramı) .
- Diğer etnografik ve folklor kaynakları (derlemeler ve yerel araştırmalar).



