Pomaklar Üzerine Düşünceler-2-

Vicdanlı ve adil düşünceli bir insan şu unsurları göz önüne almalıdır:
a) Pomaklar dağlık yerlerde yaşayan, şehir yaşamından uzak guruplardır(Günümüzdeki şehilere zorunlu göç olgusu göz önüne alınmamıştır). Dolayısı ile dillerinin daha köylüce, basit olması kaçınılmazdır. Aynı sebeple de teknik terimleri, yaşamlarında kullanmadıkları ifadeleri başka dillerden ödünç almaları da çok doğaldır. Türkiyede bir araba ya da bilgisayar reklamına bakın, ne dediğimi daha iyi anlarsınız.

b) Aynı şekilde, Türkiyede konuşulan (en azından bizim konuştuğumuz Pomakça) Bulgaristan’dan geldiğimiz 130 yıl öncesinin slavcasıdır.Kendisini geliştirememiş, teknik ve ekonomik yaşama girmemiş olmasından kaynaklı 130 yıllık bir dondurulmuşluk yaşamış ve buda günümüze uyarlanmasında zorluklara yol açmaktadır. Bunun da epey basit bir açıklaması var. Başka bir dini benimsemiş ve epey izole yaşayan bir gurubun o dinle gelen bir sürü terim ve kavramı özümsemesinden daha doğal ne olabilir? O sebeple bir dizi Türkçe ve
Arapça ifade Pomakçaya kolaylıkla girmiştir. Bunu daha sonra gelenekler kısmında başka bir şekilde ele almak konuyu daha iyi açıklayacaktır.
Bugaristandaki Pomaklar özellikle bulgarcanın etkisinde kalmış ve Pomakçanın üretim dili olarak kullanılmamasından kaynaklı da her yeni üretilen şey günümüzde Bulgarca kökenli kelimelerin Pomakça içerisinde çoğalmasına sebebiyet vermiştir.

c) Türkiyedeki diğer Pomak guruplarının farklı diyalektler kullanması Balkanların hangi yöresinden geldikleri ile ilgili olmakla beraber, Pomakçanın ortak bir eğitim dili gelememiş olması ilede yakından ilgilidir. Yunanistandan gelenler daha Yunanlılaşmış bir dil kullanmakta iken, Makedonyadan gelenlerin daha sert yapılı bir slavca konuştuklarını-en azından yazılı metinlerden görebiliriz.
Her tartışmada dil faktörü sürekli gözardı edilen ya da tartışmanın amacına uygun biçimlerde çarpıtılan bir unsur olmaktadır.
Söz konusu makalelerde şu şekilde olay yansıtılmaktadır ;
“….Pomakların konuştuğu ve “Pomakça” olarak ifade edilen dil “Pomak Türk Lehçesi”(diyalekti) olarak adlandırılmaktadır.Pomakça’da %60 oranında Türkçe kelime bulunmaktadır.”
İşte size yukarıdaki saçmalığın başka türden bir tekrarı. Bu lehçe nereden geliyor? Türkçe kelimeler dışında gramer yapısı, aksanı, gırtlağı, kendine
özgü sesleri ile neden hiç bir ortak özellik taşımıyor? Moldova’daki Gagavuzlar dinlerinin farklılığına rağmen dillerini koruyorlar da Pomaklar niye Türkçeden vazgeçiyor?

4)- Tam da bu unsura değinmiş olmam beni takip eden noktaya getiriyor. Çokça ortaya şöyler sözlerde atılmaktadır.’….Yunanistan’ın, Slav kaynaklı olarak belirttiği Pomak dilini ve kültürünü kendi menfaatleri doğrultusunda geliştirme çabaları ve Pomakların Türklük ile ilgilerini kesmeye yönelik yasaklamaları yanında Bulgar yönetimi de…”

Yunanlıların Pomakları Helenleştirme çabası başka bir saçma iddia. Oysa Yunanistan ,Pomakların Yunanlı olduğunu iddia etmekten çok Türk olmadıklarını iddia ediyor. Bulgarlar da Yunanistan’daki Pomakçanın dahi ne kadar çok Bulgarçaya benzediğini işaret ederek kendi tezlerini güçlendirmeye çalışıyor. Konu bundan ibaret. İskender, Makedonluk vb. de on yıllardır rastladığımız pehlivan tefrikaları gibi dayanaktan yoksun saçmalıklardan başka bir şey değil. Her zaman, her toplumda bu türden aşırı milliyetçi, tarih anlayışını nalıncı keseri gibi kendine yontan çevreler vardır ve bu özellik sadece Türkiyedeki milliyetçilerin tekelinde değildir. İngiltere, Fransa gibi göreli olarak ulusal sorunlarını nispeten çözmüş toplumlarda dahi böyle beyni yapağı dolu sözüm ona milliyetçi kuramcılar vardır.

5)- ”…Pomak Türkleri arasında Peçenek, Kuman, Avcı,Kahraman, Pehlivan, Zeybek, Yörük Çavuş, Onbaşı, Yüzbaşı, Binbaşı, Paşa, Kahya, Karadayı, Haseki, Oruç, Subaşı vb. soyadları yaygın olarak kullanılmaktadır…”
Şimdi, yukarıdaki iddiayı iki bölümde almak gerekir kanaatindeyim.
İlki: Balkanlarda varlığı inkar edilmeyen Türklerin bu türden isimler almasından daha doğal bir şey yoktur. Ama “Pomak Türkü” deyip aslında olmayan bir ulamayı kurallaştırmak başka bir hezeyan. Haa bu arada sormadan edemiyeceğim,bu soyadları ne zamanki soyadı kanunlarına göre bu isimler alınmış? Çünki 1934 tarihli Soyadı Kanunu Layıhası, soyadının milli kimliğin bir nişanesi olduğunu belirterek, soyadının varlığını bir medenilik işareti olarak değerlendirmektedir. Genel kuruldaki görüşmelerde en çok vurgulanan husus, soyadlarının Türklüğün göstergesi olması lüzumudur.Kanun her Türk’ün bir soyadı sahibi olmasını zorunlu kılmakta, mevki, resmi makam, aşiret ve yabancı ırka gönderme yapan soy adlarının kullanımını yasaklamaktaydı. Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan Soyadı Nizamnamesi, Arnavutoğlu, Kurtoğlu gibi başka bir milliyete delalet eden, Çerkes Hasanoğlu, Boşnak İbrahimoğlu gibi başka bir milliyetle ilişkili olan soyadlarının kullanımına yasak getirmekteydi. Aynı şekilde, “yan, of, ef, vic, iç, iş, dış, pulos, akı, zade, mahdumu, veled ve bin” gibi takıların kullanımı da yasaklanmaktaydı.[3]
Ek olarak ta Osmanlı yönetimine çok yakın olan Pomaklara verilen görevler, işler nezdinde tabii ki Türkçe ünvanlar verilecektir. Soyadı zorunluluğu ortaya çıktığında birçok kişinin
mesleği ve unvanını soyadına dönüştürdüğü evrensel bir gerçektir.
Buraya kadar olan kısım ilk şık.
İkinci sıkka gelince: şu anda dahi pek çok Pomak köyümde, Bulgaristandan ayrıldıktan 130 yıl sonra bile, birçok ailenin Sırakuvtsi [Yetimoğulları], Temnitsi [Karanlıkoğulları] Pileküvtsi [Piliçoğulları] Gegüvi [Gega arnavutu] lakapları ile tanınmalarına ne diyeceğiz?

Devam edecek…..
İbrahim Kenar /Mart-Nisan/2011

[3] =Yıldız, Ahmet. [2001] 2007. “Ne Mutlu Türküm Diyebilene”: Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938). İstanbul: İletişim Yayınları. 236.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail